


Aradaki fark!
Bizleri bir gecede yüzde 30 fakirleştirenlere kızmayanlar, Hagi'nin yaptığı harekete ateş püskürüyor... Hastane kapısında aylarca ameliyat sırası beklediğine aldırmıyor, gol kaçıran futbolcuyu dövmek için sahaya atlıyor...
Kimbilir belki de futbolla deşarj olup moral tazeliyor...
Hatırlayın;
400 metrelik Kardak Kayalığı krizi de törpülenen moralimizi tazelemişti.. Atina savaşı göze alamayıp çekip gidince bizim de başımız göğe ermişti...
Oysa Kardak Kayalığı orada duruyor... Biz buradayız... Ama Yunanistan yerinde durmadı, durmuyor... Kardak Kayaları'nı orada bırakıp Türkiye'ye fark atıyor...
Biz hâlâ böbürlenip, "Yunan'ı ezdik" diye sevinirken, Atina gaza basmış, yol alıyor...
Keşke yıllardır Kardak'ın arka yüzünü görebilseydik, aramızdaki farkı sezebilseydik... Biz neredeyiz, Kardak'tan kovduğumuz Yunan nerede anlayabilseydik...
Örnek mi?
Onlarda kişi başına milli gelir 10 bin doları aştı... Bizdeki ise hala 3 bin doların altında... Doğu illerinde bu rakam 500-600 dolar civarında...
En önemlisi onlar Avrupa Birliği'ne katıldı... Bize kapılar kapatıldı...
Kardak hâlâ orada duruyor, biz buradayız...
Ama Yunanistan durmuyor... Eminim ki; bu farkı görenler kahroluyor...
BANA GÖRE
Kızılay rezaleti!
Kavgalı genel kurulda Kızılay Başkanlığı'na seçilen Yusuf Topçu ile konuştum... Kongrenin yasal olduğunu, Kızılay Tüzüğü'nün 31'inci maddesi gereği genel kurula katılmayan asil üyeler yerine yedeklerin oy kullandığını ve 193 oyla seçimi kazandıklarını söyledi ve ardından ekledi:
"Şu anda Kızılay Genel Merkezi'ne gidip görevi devralamıyoruz... Çünkü binanın çevresi Çevik Kuvvet polisleri tarafından sarılmış durumda... Herhalde birileri bizleri eşkıya olarak görüyor..."
*
Kızılay'daki çirkinliklerin, yumruklaşmaya varan ilkelliklerin halka hizmet aşkından değil, ranta dayalı koltuk kavgasından kaynaklandığına eminim...
Emin olduğum bir başka şey de; Yusuf Topçu'nun Kızılay Pendik Şube Başkanı olarak, İstanbul'a kazandırdığı 15 katlı ayakta tedavi merkezinin Avrupa'da bile benzeri olmadığı... ISO-9002 kalite belgesini alan ve günde ortalama 2500 kişiye poliklinik hizmeti veren bu sağlık merkezini 8 trilyon harcayarak kuran Topçu'nun, Kızılay Genel Başkanlığı koltuğuna oturduğunda çok daha büyük hizmetlere imza atacağı... O koltuğu rant ve ganimeti bölüşmek için değil, hizmet üretmek için kullanacağı....
Halk düşmanı halk otobüsleri!
65 yaşın üzerindeki İstanbullular'ı günün belli saatlerinde otobüslerine ücretsiz bindirmeyen, binenleri indiren ve hatta hakaret eden halk otobüsleri işletmecileri ile yolcuları dövüp küfreden İETT şoförünü eleştiren yazım üzerine dün sabah arayan İETT Genel Müdürü Nevzat Pakdil, bakın neler söyledi: "Halk otobüsleri işletmecileri, yaşlı yolcuları ücretsiz taşımamak için mahkemeden karar çıkardılar... Sonra da yüzde 50 indirim yapmayı kabul ettiler... 60 yaş üzerindeki İstanbullular saat 10.00-16.00 arasında İETT otobüslerine yine ücretsiz biniyorlar... Ancak halk otobüslerini tercih ettiklerinde bilet ücretinin yüzde 50'sini ödüyorlar..."
Pakdil'in bu açıklamaları, İstanbullular'a hizmet vermekten çok eziyet çektiren, yolculara bilet kesmeyen, trafiği içinden çıkılmaz hale getiren halk otobüslerinin tavrını ortaya koyuyor... İnsanın aklına, "Halk düşmanı halk otobüsleri" fikrini sokuyor..
NOT: Yolcu döven İETT şoförü ile ilgili soruşturma açıldı...
DÜNÜN
* BAŞLIĞI
Kârı yanan, canı yanandan çok bağırıyor...
Cumhuriyet
* LAFI
Sıkıntılardan şiire başvurarak kurtuluyorum...
Bülent Ecevit
* GAFI
Kutsal ittifak kurduk...
Fenerbahçe 2'nci Başkanı'ndan Süren'e
* YALANI
Ne iş olsa yaparım dönemi bitti...
Çalışma Bakanlığı
34 ZM 1602
Aferin!
Metalik Renault 19 marka aracınızı kullanırken gazete okumayı nasıl başarabiliyorsunuz? Capitol'ün önünden Köprü girişine kadar bir yandan direksiyonun üzerine koyduğunuz gazeteyi okurken, diğer yandan nasıl oluyor da araç kullanabiliyorsunuz? Bu başarının sırrını dur-kalkta canı sıkılan İstanbullu sürücülere öğretmek ister misiniz?
Bizi yaktılar!
Ben 25 yıldır kamu ve özel sektörlerde Mak. Yük. Mühendisi olarak hizmet verdim. İstanbul'da iki evladı da üniversitede okuyan bir aile reisiyim. Hükümetin uyguladığı sabit kur politikası ve "devalüasyon olmayacak" açıklamalarına güvenerek 6 ay önce Avrupa yakasında dolarla ev tuttum. Başka türlü ev bulmak mümkün değildi. Şu anda aylık gelirimin yüzde 60'ı kiraya gidiyor. Benim gibi binlerce kişi var.
Hasan Ökçesiz
NOTUM: Bu konuda yapılacak fazla bir şey olduğunu zannetmiyorum... Bence tek çözüm ev sahibinin insaflı davranması...