kapat

12.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Yazarlar
Eteği giy dedim, giydi
Kadir İnanır'ın filmde cadı kostümünü giyeceği ne benim aklımdan geçmişti ne de onun. Çekim yaparken 'gidip şu kostümü giyip gelsene' dedim, o da hiçbir şey demeden giydi

Onu seçtiğim için mutluyum. Devlet otoritesini simgeleyen sertliğe ihtiyacım vardı. Çok iyi oynadı... Ama ondan 'Giydim, giyerim, giyeceğim' diyerek meseleyi kapatmasını beklerdim

Yıllarca her sabah yüzümü yıkayıp, giyinip, 'acaba biri bana iş verir mi?' diyerek Beyoğlu'nda Yeni Melek Sineması'nın bulunduğu sokağa gittim. Orada bir kıraathane vardı. Gördüğüm büyük bir karanlık ve cehaletti. Türk sinemasının starları; oyuncular, yönetmenler sürekli tavla oynuyorlardı. Tavla sesleri ve sigara dumanı arasında o kıraathaneden tiksindim. O sistemin karanlığında dolaşıp dururken birkaç film yapmayı başardım. Ama 1986 yılında çektiğim "Prenses" filminden dolayı 'ülkenin resmi aydınları' tarafından idam fermanım verildi. Afaroz edildikten sonra iş bulamaz oldum. Çiçek Arif'in barından içeri girdiğimde ünlü film yönetmenlerinin kıçlarını dönüp bana selam vermediklerini gözlerimle gördüm. Sonuç olarak bir film yapmıştım. Benimle aynı fikirde olmayabilirlerdi ama benden selamı sabahı kesmenin alemi neydi, çözemedim. Hepsi de arkadaşımdı. Üstelik bunlar sansüre de karşı olan insanlardı. İnanılmaz bir dönem yaşadım. Evime tehdit telefonları geliyordu, 'seni yaşatmayacağız' diyorlardı. Bir bilet alıp Londra'ya doğru giderken bir telefon konuşması hayatımı değiştirdi. 'Reklam filmi çeker misin?' dediler. İyi bir yönetmen olduğumu biliyordum. Bu ülkenin 'resmi aydınları'nın kaybettiği yönetmeni reklamcılar bulmuş oldu.

FİLMİN KENDİSİ STAR
Her bitiş yeni bir başlangıçtır... İşte Sinan Çetin'in öyküsü... "Prenses" filmini çektiği 1986 yılında hem ölmüş, hem de yeniden doğmuş... Yeşilçam'dan dışlanıp 'her şey' bitti diyerek yeni bir yolculuğa çıkarken önünde bir başka yol açılmış, kalmış... Onunla, 10 yıl boyunca her gün 'belki bana bir film çektirirler' umudu ile yollarını aşındırdığı Beyoğlu'nda buluştuk... "Komser Şekspir"i izledikten hemen sonra...

* "Komser Şekspir"e iki milyonun üzerinde izleyici bekliyorsunuz. Filmde iki milyon izleyiciyi garantileyen unsur sizce nedir? Starlarınız mı?

Filmdeki en büyük star Komser Şekspir... Yani Kadir İnanır, Okan Bayülgen, Müjde Ar, Pelin Batu, Selahattin Duman, Gazanfer Özcan tuğlalarından yapılmış büyük bir Komser Şekspir heykeli düşünün... Bu tuğlalardan birkaç tanesini çekersen Komser Şekspir düşer. Yani Komser Şekspir'i, filmin kendisini star yapıyor. .

* Cem Yılmaz'ın tek başına 1,5 milyon izleyicisi potansiyeline sahip diyorsunuz... Bu durumda "Vizontele' yi geçeceğinizi söylemeniz çok iddialı bir tavır değil mi?

"Komser Şekspir" söylediğim rakama ulaşacak. Evet, "Vizontele"yi de geçecek. Nasıl mı? Sinema seyircisine duyduğu saygı ile geçecek.

* Filmde iki öykü var. Biri bir baba kızın arasındaki çok dramatik bir öykü. Diğeri ise devletin sert yüzü? Sergilediğiniz kadar sert mi resmi otorite?

Bir televizyon programında izlemiştim. Saçma sapan bir üniforma giyip insanlara kimlik soruyorlar, üzerlerini arıyorlar. Türk halkının resmi üniforma karşısında büyük bir uysallıkla kayıtsız şartsız teslim olduğunu görüyoruz.

Kimsenin 'dur bir dakika kardeşim. Bu neyin üniforması?' diye sormadığını gözlerimle gördüm.

BÖYLE OTORİTE YOK!
Devletinden hizmet bekler. Uygar ülkelerde korku diye bir şey yoktur. Devletten ancak it, köpek, uğursuz, çakal, hırsızın korkması lazım. Ama ne gariptir ki, bu saydıklarım devletten korkmuyor, bizim gibi normal işini gücünü yapan, sıradan insanlar daha çok korkuyor. Bu işte bir terslik var. Bunun nedeni nedir?

Normal olarak devlet bize hizmet etmekle görevli teknik bir aygıttır. Kutsal, yüce, dokunulmaz bir kavram değildir. Ben bu filmlerle diyorum ki; şini gücünü yapan, ikide bir bizi krizlere bulaştırmayan daha uygar bir devlete doğru yol alalım.

Beni sadece Şener Şen reddeder
* Komser Şekspir, Kadir İnanır filmografisinde böylesi bir oyunculuğun sergilendiği, belki kendi o sert kimliği adına riskler de taşıyan bir ilk film... Size hemen 'evet' dedi mi?

Ben bugüne kadar beni reddedecek hiçbir aktöre film teklifi götürmedim. Tek istisna Şener Şen'dir. Şener'in de beni reddedeceğini bile bile götürüyorum ki, sonra yüz yüze geldiğimizde 'bak keşke oynasaydın' diyebilmek için... Ama artık bundan sonra teklif götürmeyeceğim.

* Niye sizi reddedemezler?

Güvenirler, ondan herhalde... Ben de olsam hayır demem.

* Niçin Kadir İnanır?

Kadir'i seçtiğim için mutluyum. Çünkü filmin başlarında, onun suratındaki sertliğe o kadar çok ihtiyacım vardı ki... O surat, Kadir'in suratıydı. Aslında bir gün beni şirkete ziyarete gelmişti, onu oynatmak o anda aklıma geldi. Severim onu, tatlı İnsandır . Mahalle arkadaşımdır. Pırıl pırıl kalbi vardır.

* Film çekimlerinde Kadir İnanır setin hakimidir. En küçük bir aksilikte sinirlenir, bağırır...

Yönetmen zayıfsa yapar tabii. Ama bizim setimizde yapmaz, yapamaz.

* İnanır'ın giydiği şu meşhur cadı kostümünden söz etmek istiyorum... Bu kostümü giyeceğini öğrendiği anda tavrının ne olduğunu merak ediyorum...

Açıkçası ne benim aklımdan böyle bir şey geçiyordu ne de onun. Ben 'gidip şu kostümü giyip gelsene' dedim, o da hiçbir şey demeden giydi...

* Bunun farkında olmadığınıza inanmıyorum...

Gerçekten farkında değildim. Herkes beni cin fikirli zanneder ama değilim... Sonra medya duydu. Kadir çok da iyi oynadı... Ama ondan 'Giydim, giyerim, giyeceğim. Ben bir aktörüm, yönetmenin bana verdiği her kostümü büyük bir gurur ile giyerim" demesini beklerdim.

5 büyük star var, biri Cem
Türk sinemasında şu anda star olan 5 kişi var. Hülya Avşar, Şener Şen, Levent Kırca, Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz... Cem Yılmaz'a bayılıyorum. Bence en büyük silahı içtenliği. Oyunculuğunda da var bu içtenlik.

Ama tabii geleceğin starlarını ve ömür boyu star olanları da unutmamak lazım. Geleceğin starları Özkan Uğur, Beyaz, Okan Bayülgen, Yasemin Kozanoğlu, Pelin Batu ve Teoman..

Ömür boyu star olanlar ise Kadir İnanır, Hülya Koçyiğit, Müjde Ar, İzzet Günay, Türkan Şoray, ekrem Bora, Cüneyt Arkın, Gazenfer Özcan ve Nejat Uygur'dur..


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır