kapat

09.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
METİN MÜNİR(mmunir@sabah.com.tr )


Yedek kulübesinde bekleyenler

Osmanlılar'ın en orijinal özelliklerinden biri, adam kullanmaları idi. Onlar için önemli olan, insanların dini veya ırkı değil yeteneği, geçmişindeki başarı performansı idi. İmparatorluğun tepesi her zaman Sırp, Ermeni, Rum, Yahudi, Macar idareciler, askerler, ve mimarlarla dolu oldu.

Onların torunları olarak biz Osmanlılar'dan ancak bu kadar farklı olabiliriz. O kadar bağnaz, dinbaz ve milliyetçiyiz ki onlar gibi olmak bir yana, onların çokulusluluğunu kabul etmek bile istemiyoruz. Çocuklarımıza makyajlı tarih belletiyoruz.

Osmanlılar'ın çokulusluluğuna karşı Ankara, akraba evliliklerine başvuran bir aşireti andırıyor. Her taraf kapalı. Aynı insanlar, on yıllar boyunca, gittikçe uyuzlaşan atlarıyla siyaset sahnesinde cirit atıyorlar. Aynı bürokratlar bir işten diğerine atanıyor, sonra siyasetçi olarak karşımıza çıkıyor ondan sonra yine bürokrat olarak...

Avrupa Birliği, Uluslarası Para Fonu ve Dünya Bankası ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde kurulan yeni müesseseler bu tür insanlarla dolu.

Rekabet Kurulu, Bankacılık Denetleme Kurulu, Radyo Televizyon Üst Kurulu ve telekomünikasyon ve elektrikle ilgili kuruluşlar bunlardan bazıları.

Özelleştirme ile el ele; sözüm ona, Devlet ekonominin dışına çıkarken, kamu iktisadi teşekkülleri tarafından özel sektöre transfer edilen kamu hizmetleri, bu kuruluşlar tarafından kaideye bağlanacaktı. Halka kaliteli ve ucuz hizmet sunulmasını sağlayacak, tüketici haklarını koruyacak, tam rekabet koşulları hayata geçirilecekti.

Bu kuruluşların etkin görev yapabilmelerinin başta gelen koşulu otonom, yani hükümetlerin buyruğundan ve siyasi etkilerden bağımsız olmalarıdır.

Ama değiller. Hükümet, bağımsız olması gereken bu kurumların başına eski bürokratları, hükümetin isteklerini uygulamakta minimum güçlüğü çıkarma eğiliminde olanları ve resmi ideolojiyi en sağlam ezberleyenleri getirdi. Akraba evlilikleri yaptı. Ve bu tür evlilikleri yapanlar gibi, sağlıklı evlat edinme şansını riske attı. Neden? Çünkü kontrolu elinden bırakmak istemiyor. Sonuç? Cılız bir Rekabet Kurulu. Kendini Ulaştırma Bakanlığı'nın departmanı sanan bir telekomünikasyon kurulu. Ve batık bankaları elden çıkaramayan bir Bankalar Kurulu.

Tüccar değil devlet memuru mantalitesi ile çalışmanın sonucu bundan başka olamaz. Geçmişinde çözüm üretme, yaratıcılık, ve atak olma özellikleri gösterememiş olanlar, yeni postlarında kısır bir başüstünecilikten başka bir şey sergileyemez.

Doğa gibi, toplumsal ve siyasi kuruluşların da taze kana ihtiyacı vardır.

Türkiye'nin Ankara dışında yetenek havuzları var. İş hayatında, uluslararası yatırım bankalarında, çokuluslu şirketlerde göğüs kabartıcı siciller kazanmış Türkler var. Ankara bunlara yönelmiyor, bunları kullanmıyor.

Çünkü Ankara, artık etkinliğini kaybetmiş İngiliz sendikaclığının meşhur deyimi ile bir "closed shop" tur. Kapalı Dükkân. Yani sadece sendikaya mersup olanların içine girebileceği bir iş mekânı. Ankara böyle bir dükkândır. Eğer siyasi partilerin veya bürokrasinin kadrolarına dahil değilseniz iktidarın kapıları size kapalıdır.

Eğer Türkiye'nin yerinde sayma nedenlerinin envanterini yapıyorsanız bunu da listenize dahil edin. Türkiye en iyi futbolcuları yedek kulübesinde oturan bir takımdır. Onun için maç kazanamıyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır