


Halk arasında söylene söylene...
Birisinin aklına Rize ismi takılmış. Acaba nereden, hangi kökten kaynaklanıyor diye merak etmiş ve kendisini aydınlatması için Rizeli bir arkadaşına sormuş.
Arkadaşı demiş ki: "Anlatayım. Çok esaslı bir hikâyesi vardır bu ismin." ve devam etmiş: "Vaktiyle buralarda Temel adlı bir balıkçı yaşarmış. Temel Fadime ile evlenmiş ve iki gün sonra da denize açılmış. Gidiş o gidiş. O akşam da dönmemiş, ertesi gün de... Zavallı Fadime her gün sahilde onun yolunu gözler, bir yandan da Temeeel, Temeeel diye bağırırmış."
Hikâyenin tam bu noktasında Rizeli'nin sustuğunu gören adam "Eeee!" diye sormuş.
Bunun üzerine Rizeli demiş ki: "Fadime Temeeel, Temeeel diye bağırdı ya!"
"Eeee?"
"Zamanla halk arasında söylene söylene Temel ismi, Rize'ye dönüşmüş."
***
Bayramın son günlerinde bu fıkraya bir can simidi gibi sarıldığımı itiraf etmeliyim.
Çünkü halk arasında söylene söylene Temel bile Rize oluyorsa, bizim bunca feryadımız, ağıdımız, yakınmamız da nasıl olsa bir şeylere dönüşür.
Mesela yıllardan beri "Ankaraaa!" diye bağırmamız, belki de halk arasında söylene söylene demokrasi kavramını oluşturur.
Denize çıkıp bir daha dönmeyen Temel'e seslenir gibi her gün hukuk devletini çağırmamız, belki halk arasında söylene söylene "Sivil ve çağdaş bir Anayasa"ya dönüşür.
Döne döne yolsuzlukları ve kamudaki israfı vurgulamamız, "şeffaf yönetim" halini alır.
İnsan hakları ihlallerine duyduğumuz tepki, belki de "adalet" kavramını oluşturur.
İnsanoğlundan umut kesilmez!
Temel'i Rize'ye dönüştüren halk bir de bakarsınız; her şeyi yerli yerine oturtuverir.
***
İyisi mi yazıyı bir başka Karadeniz fıkrasıyla bitirelim.
Bir Rizeli, arkadaşına demiş ki: "Sana bir bilmece soracağum; piley misun?"
O da "Pildum." demiş; "Hamsidur."
Aslında bu fıkradaki gibi herkes herşeyi biliyor, Ankara'da olup bitenler kimsenin meçhulü değil ama görmezden geliniyor.
Bu arada her balık gibi hamsi de baştan kokuyor tabii