kapat

09.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


Derviş'e öğütler: Adamı göstere göstere yerler!

Burası Amerika değil. Burası Türkiye, yok öyle... Aklını başına topla, gözünü aç ve iyice bak: Yollar pırıl pırıl, limanlar mükemmel, nehirler bakımlı, ormanlar gür ağaçlı, köyler kalkınmış, kentler 21. yüzyıla hazır, insanlar neşe içinde, hayvanlar mutlu, aşağılık duygusu kalkmış, toplumsal ahlaksızlık neredeyse bitmiş...

Dedikodu konuşulmuyor.

İnşallahçılık bırakılmış.

Ahiretçilik son bulmuş.

Bilimsellik öne geçmiş.

Güzel düşmanlığı terkedilmiş.

İnsan insana yardımcı oluyor.

İnsanlar takım oluşturuyor.

Birlikte çözüm buluyorlar.

Gönül kaynaşması başlamış.

Maymun iştahlılık son bulmuş.

Parti başkanı amigoluğu alkış getirmiyor, yağcılık, riyakarlık, nankörlük tükenmiş, ispiyon, karalama, bel aşağısı vuruş kalkmış, çamur atma nihayet bulmuş, insanlarda gizli kalmış yıkıcılık dürtüsü iyice körelmiş.

Herşey şeffaf.

Çoğu kurum saydam.

Bütün ilişkiler aydınlık.

Askerler güçlendi, askere yağ çekelim diyen kalmamış, hacı sakallar iktidara geldi onların etrafında birleşelim diyenler de yok, insanlar feleğin kaynar potasında erimişler ve curufundan temizlenerek saf cevher kesilmişler, kaynak tahsisini de zaten bürokratlar değil piyasa mekanizmasının kendisi yapıyor...

Yok öyle...Orası Amerika...

Burası Türkiye...

***

Aklını başına topla:

Gözünü iyice aç...

Amerika'dan geldim...

Arkamda IMF..

Önümde Dünya Bankası...

Kolumda Ecevit...

Sağ yanımda Bahçeli..

Sol yanımda Mesut...

Elimin altında büyük basın...

Beni çağırdılar...

Bana mecburlar diye düşünme...

Sıradan bir beyin taşımıyorum, farklı bir beynim var, beni Türkiye'ye "kurtar bizi" diye çağıranların sahip olduğu iktisat bilgisinden daha fazla bilgiye, görgüye, eğitime sahibim diye kendine çok güvenme...

Burası Türkiye...

Burada adamı yerler.

Burada senin gibi dışardan gelmiş, kariyerini uluslararası alanda yapmış bürokrata zincir takıp oynatmanın 1001 puştluğu vardır.

Burası Türkiye...

Önce çok yağlarlar, yıkarlar...

Kurtarıcı derler. Omuzlara alırlar.

Sakın omuzlara oturmaya teşne olma. Erdal İnönü diye biri vardı, parti başkanı yaptılar. Gittiği her şehirde, her kasabada omuzlara almaya kalktılar. Adam baktı ki, bir türlü omuzlara alınmaktan kurtulamıyor, "kendini iki seksen yere atma yöntemi" geliştirdi.

Omuza alınmaktan kurtuldu.

Burası Türkiye...

Hatır gönülden avlarlar.

Bizim oğlan, bizim kız...

Bizim memleketli...

Bizim partiden derler...

Etrafını üretenlerle değil, üleşenlerle doldururlar. Kafandaki ekonomi bilgisini de unutur, hatta kendi adını bile hatırlamaz olursun. Onlara açıkça, "Partinizden değilim... Sizin amaçlarınıza bağlı değilim..." diye ilan et ve bunu belli edecek bir yöntem bul. Tuğrul Erkin diye bir adam vardı. İstanbul Anakent Belediye Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne senin gibi dışardan getirilmişti. Eline parti kartını alan, "Ben parti üyesiyim" diye ziyarete gelmeye başladı. Tuğrul Erkin, "Ama ben sizin partiden değilim..." diye kartı geri verme yöntemi geliştirdi. Bu sayede iş yapabildi.

Unutma; burası Türkiye...

Tavizden avlarlar...

Hiç bir zaman taviz verme. Küçücük de olsa verme. Türkiye, iş yapmak isteyen insanlar için, bir taviz bataklığıdır. En küçük adım atarsan, gömülürsün.

***

Unutma; Burası Türkiye...

Hırslandırır avlarlar...

Şeytanın aklına bile gelmeyecek bir entrikanın içine düşersin ve hırsından kendini öldürmeyi çıkış yolu olarak seçersin. Şimdi senin yerine geldiğin ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğunda, bu hükümet kurulduğu zaman, Hikmet Uluğbay diye bir bakan oturuyordu.. Adam da senin gibi başlangıçta "kurtarıcı olarak" görülüyordu. Adamı kendini öldürme noktasına getiriverdiler, çekti silahını kendini kafasından, kendi elleriyle vurdu.

Unutma; Burası Türkiye...

Kendini öldürme noktasına her an gelebilirsin. Sakın kendini kurşunlama, kavganı sonuna kadar götürmeyi mutlaka dene. Çekip gitmeyi düşündüğün zaman bile Zekeriya Temizel gibi yapma. Samimi ol. Başarısızsan, "başarılı olamadım, bilgim yetmedi, beynim basmadı, cesaretim kâfi gelmedi" diye açıkça halka anlat.

Niçin gittiğini bilmek halkın hakkı.

Unutma; burası Türkiye...

Holdingler, büyük sermaye patronları, bankacılar, küçük ve büyük esnaf, küçük ve büyük tüccar, mütegallibe, hacı-hoca- tarikat cemaatleri, dernekler, mafya çeşitli çıkar grupları etrafını sararlar. Zayıf yanlarını hemen keşfederler. Seni esir alırlar.

Holdinglerin adamı olursun.

Ya da halk dalkavuğu....

Kulaklarını bencil isteklere kapat.

Toplumsal eleştirilere aç...

Halkın derin duygusu senin yanındadır, unutma. Seni kurtaracak olan odur.

Yok öyle... Burası Türkiye...

Kemal Derviş bile olsan...

Burada adamı yerler...

Söylemedi, yazmadı deme!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır