Devlet gemisi, kaptanı olmadığı için kazaya uğradı. Kemal Derviş'in gelişi en azından geminin bir kaptana kavuşmasını sağlayacak.
Bulunacak dış yardım, geminin ne çapta bir onarım geçireceğini belirleyecektir şimdi.
"Borç yiğidin kamçısıdır" diye kendini ve milleti kandıran siyaset cambazları bize yıkım bıraktı. Rekabetçi ve verimli yatırımlara dönüşmeyen borcun "yiğit" için pranga olduğunu görüyoruz.
Başbakan Ecevit, evinde kabul ettiği gazetecilere, ihtiyaç duyduğumuz dış destek için Washington'dan umutlu olduğunu belli etti.
Bu umudun dayanağı şudur:
Evet, Türkiye'nin arsası değerli. Ama unutulmamalı ki zora düşmüş birinin malını ucuza kapatmak daha kolaydır!
Sıkıntı var ama nerede?
"Kanlı mı olacak, kansız mı olacak?" sözünü siyaset kültürümüze Erbakan hediye etti.
Krizden çıkışımızın yol haritasını da Kemal Derviş'in Amerika temasları sonunda elde edeceği dış destek belirleyecek.
Derviş IMF ve Dünya Bankası'nın eşiğini aşındırırken Başbakan Ecevit'in IMF'yi "çağın dışında kalmak"la suçlaması, acaba beklediğimiz yardımlar üstünde nasıl bir etki yaratacak?
Ecevit "Bir başbakanın, cumhurbaşkanının sözüyle borsa düşmemeli. Düşüyorsa borsada bir sıkıntı var demektir" diye konuşmuş..
Dileriz "çağdışı" suçlaması Ecevit'e "Anlaşılıyor ki IMF'de de sıkıntı var" dedirten bir sonuç doğurmaz!
Tabii ki IMF'nin sözü Tanrı buyruğu değildir.
Yeni programın ulusal bir program olması yerindedir ama iktidar 14 ay boyunca hiç günah işlemedi mi?
Kasım ve Şubat krizlerini IMF veya UFO'lar mı çıkardı?
Dürüst bir pişmanlık..
Türkiye'nin destek gelse de, gelmese de yapması gereken şeyler var.
Bunların çoğu geçen 14 ayda yapılması gerekirken, aç gözlü siyasetin arpalıklarını feda edememesi nedeniyle yapmadığı işlerdir.