|
|
Kendimi Cimbom'un şans meleği ilan ettim
Futbol tutkumuzun eriştiği boyutu görünce, dehşete kapıldım. Savaşa böyle gitsek, kazanırdık! Tribünler 'saldırın' diye inliyordu. Hagi inanılmazdı karşısında saygıyla eğiliyorum
Galatasaraylı olduğum için kendimle, tüm sarı-kırmızılı futbolcular ve teknik heyetle gurur duydum. Ve kendimi onların şans meleği ilan ettim:
Miss GS Demet Şener...
Benİm Galatasaraylılığım 'sonradan olma' değil... Başkalarına heves ettiğim için de fanatikliğe soyunmuş değilim... Ben, kendimi bildim bileli Galatasaraylıyım... Ama şimdi utanarak itiraf ediyorum ki; hayatımda sadece ikinci kez maça gidiyorum. Maç izlemeyi sevmediğimden ya da vefasız bir taraftar olduğumdan değil. Sadece fırsat ve cesaret bulamadığımdan...
Öyle ya; bir kadının, üstelik medyatik birinin tek başına, elini kolunu sallaya sallaya tribüne girmesi için biraz cesarete ihtiyaç var. Yanlış anlaşılmasın, güvensizliğim Galatasaray taraftarına değil. Onların son derece kaliteli, dost canlısı, hanımlara saygı gösteren bir taraftar kitlesi olduğunu herkes biliyor. Asıl ben kendime güvenemiyorum. Hani maçın heyecanına kendimi fazlaca kaptırıp, sağa sola rahatsızlık vermeyeyim diye!..
SAVAŞA GİTSEK KAZANIRDIK!
Maç günü telefonum çaldı. Karşımdaki Sabah'ın Magazin Müdürü Şengül Balıksırtı idi. "Maçı yazar mısın?" diye sordu. Sevinçten ne yapacağımı şaşırdım. Hemen rotamı Ali Sami Yen Stadı'na çevirdim. Yanımda çok yakın bir kız arkadaşım vardı. İkimiz biraz tedirgin ve çokça heyecanlı bir şekilde içeri girdik.
Kalabalığın arasından güçlükle sıyrılıp, yerimize oturduğumuzda ilk işim tribünleri incelemek oldu. O an bir takımı sevmenin, kendini ona ait hissetmenin ne güçlü bir duygu olduğunu farkettim. Futbol tutkumuzun eriştiği boyutu görünce dehşete kapıldım. Savaşa böyle gitsek, kesin kazanırız diye geçirdim içimden!
HAGİ, SEN İNANILMAZSIN...
MAÇIN başlamasına 45 dakika vardı. Zaman geçmek bilmedi. Maç başladığında heyecanım doruğa ulaşmıştı. Bütün tribünler "Saldırın bu taraftar için saldırın..." diye bağırıyordu. Daha ilk dakikadan itibaren gol atacağımız belliydi. Çünkü aslanlarımız öyle bir baskı kurmuştu ki, Milan soluk alamıyordu. Ve gol!.. Hagi, sen inanılmazsın!... 19. dakikada attığın o süper gol karşısında saygıyla eğiliyorum.
Taraftar coştukça coşuyordu. Tabii ben de öyle... Cimbom öyle iyi oynuyordu ki, koca Milan bırakın atak yapmayı, kendi sahasından bile çıkamıyordu. İlk yarı 1-0 bitti... 15 dakikalık ara ise bitmek bilmedi.
Hakeme biraz kızdım. Bütün taraftar da kızdı. Tabii küfürleri burada yazamam! Alman hakem penaltımızı vermedi.
ANNEMİN İÇİNE DOĞMUŞTU
HeyecanIn dorukta olduğu bir sırada Jardel ikinci golümüzü attı. Ve maç bitti... İşte, 2-0 galibiz... Annemin içine doğmuştu bu skor. Bana maçtan önce "2-0 kazanacağız kızım" demişti mübarek kadın!.. Allahım, böyle bir sevinç yok!
Arabama binip oradan uzaklaşırken bir kez daha Galatasaraylı olduğum için kendimle, tüm Galatasaraylı futbolcular ve teknik heyetle gurur duydum. Gönülden onlara bağlıyım.
Kendimi onların şans meleği ilan ettim: Miss Gs..
Zafer işaretini maç tahmini zannettiler!
Stada yaklaştığımızda coşkulu taraftarlarla karşılaştık. Bayraklar, flamalar, şapkalar, atkılarla Ali Sami Yen Stadı'nın çevresi adeta sarı-kırmızı bir okyanusa benzemişti. Bu arada hayatımda çok önemli bir yer tutan ve sağolsunlar, beni bir an olsun yalnız bırakmayan medya mensubu arkadaşlara maça girişte mutlu mutlu poz verdim. Benden maçla ilgili tahminimi soranlara elimle zafer işareti yapıyordum. (Benim zafer işaretimi herkes 2-0'lık maç tahmini olarak yorumlamış olacak ki, maçtan sonra beni tebrik edip, nasıl olup da bu kadar isabetli bir tahminde bulunduğumu sordular...)
|
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|