kapat

05.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )


Gazeteciler

İlk gazete yayınlandığından beri gazeteler ve gazeteciler en ağır eleştirilere, saldırılara uğradılar. En sevilmeyen, ama asla vazgeçilemeyen bir meslek olarak gazetecilik hep bir çekim merkezi oldu.

Edebiyatın çok sayıda ünlüsü de gazeteciliğe orasından burasından bulaştılar. Balzac da bu kalem ustalarından biri. 1830'larda Paris'in iki önemli gazetesinde yazılar yazdı, yazıişlerinde görev aldı, ama gazeteden de gazetecilerden de nefret etti. Bir romanındaki kişilerinden biri hızını alamaz ve şöyle der: "Gazeteci bir akrobattır, ruhu yoktur, vicdanı yoktur, kesin bir görüşü yoktur. Gazeteci için ihtimal yoktur, ihtimal olan herşey doğrudur."

Balzac, daha sonra "Gazeteciler" adıyla yayınlanan bir kitap yazarak 1840'lardaki Fransız basınını yerden yere vurdu:

"Gazetecilik hiçbir alanı etkisi dışında bırakmaz, affetmez, her türlü iktidarı zayıflatır. Kralın düzenini, özel sanayii, aileyi, kişisel çıkarları bile etkisi altına alır. Veba taşıyan sopasıyla yok ettiği her iktidarın yıkıntıları arasında gezinir. Bütün ülkeye yayılacak bir kanser gibidir."

Kaderde sevilmek yok
Çok satan romanların yazarı Frederick Forsyth'ın gazetelere ve gazetecilere bakışı ise Balzac'tan çok farklıdır. Geçen yıl yayınlanan son romanı "Manhattan'daki Hayalet"in kişilerinden biri, eski gazeteci Charles Bloom, Columbia Üniversitesi Gazetecilik Okulu'nda ders verirken "diğer dünya" ile gazetecinin ilişkisini gazetecinin görevi açısından anlatır ve gerçekten ders verir:

"Biz gazetecilerin kaderinde sevilmek yoktur. Garip kariyerimizde yükselmek istiyorsak polisler gibi, bunu kabullenmek zorundayız. Ama sevmeseler de güçlü ve zenginlerin bize ihtiyacı vardır.

Bir film yıldızı limuzinine binerken bizi itebilir, ama eğer basın kendisinden ve filmlerinden söz etmezse, fotoğrafını basmazsa birkaç ay içinde temsilcisi yıldıza ilgi göstermemiz için çırpınmaya başlar.

Politikacı güçlüyken bizi ihbar edebilir, ama seçim zamanı geldiğinde veya kazandığı bir zaferi halka duyurmak istediğinde onu görmezden gelmeyle çalışın, haber olmak için nasıl yalvardığını göreceksiniz...

Bizim işimiz demokratik bir düzende araştırmak, ortaya çıkartmak, kontrol etmek, ortaya koymak, üzerindeki perdeyi kaldırmak, sorgulamak, soruşturmaktır. İşimiz, gerçek olduğu kanıtlanana kadar hiçbir şeye inanmamaktır."

Gazeteciyi yaratanlar
Çetin Altan da "Ga.. Ga.. Gaze.. Gazete.. Gazeteci.." başlığını koyduğu yazısında sevilmeyen mesleğin özünü çok "içerden" anlatıyordu:

"Gazetecilik birkaç milyon yürek dostuna, her gün yeni bir mektup gönderme sevdalanmasıdır. Dostlara bu sevgiyi ödeme yerine, keçiboynuzu çekirdekleri göndermeye kalkarsak, mektuplar geri gelmeye başlar.

Gazetecilik bir tempo işidir. En büyük sakınca, boş ses çıkarmaya kalkarsan, dümbelekçi sanılabilirsin.

Gazetecilere kızmak, onları anlayıp sevmekten daha kolaydır. Ve bu kolaylığı benimsemeyenler sayesinde nefes alıp verebilir gazeteciler. Gazeteciyi yaratanlar onlardır. Okuyucular denir adına."

Türkiye'de ortalama gazete satışları
192540.000
193765.000
1949150.000
1955500.000
19641.050.000
19751.650.000
19792.200.000
19801.800.000
19833.000.000
19904.200.000
19943.300.000
19955.500.000
19966.700.000
19975.000.000
19993.900.000

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır