Ankara çalışıyor.. Ekonomi kurmaylarına bayram yok.. Çünkü Türkiye duvara dayandı.. Bir şeyler yapmalıyız.. Yeni bir rota, yeni bir hedef belirlemeliyiz..
Başka çaremiz yok..
Ama ne yaparsak yapalım.. Ne karar alırsak alalım.. Siyasi tıkanıklığı aşmadan ekonomiyi rayına oturtamayız..
Çünkü ekonominin rayına oturması için siyasi istikrar gerekiyor..
Bugün siyasi istikrar varmış gibi gözüküyor ama yok..
Siyaset de bir gün patlayacak..
Kasım krizi gibi, Şubat krizi gibi.. Önlem alınmazsa siyaset de krize girecek.. Dar sokakta güçlükle ilerliyor.. Düştü düşecek.. Yakında siyaset de ekonomi gibi duvara toslayacak...
Son yapılan kamuoyu yoklamalarına bakın..
Bütün partiler yüzde 10'nun altında..
Kararsız seçmen yüzde 16.9
Hiçbiri diyen, hiçbirini istemiyorum diyen seçmen yüzde 32.8
İşte krizin habercisi de bu... Seçmenin yüzde 50'den fazlası siyasi yapıyı beğenmiyor.. Değiştirin diyor.. Siyasetin önünü açın diyor..
Sadece seçmen mi?
Cumhurbaşkanı Sezer de aynı uyarıları yapıyor.. Sezer bayram mesajında Anayasa'yı değiştirin diyor.. Sadece Anayasayı değil: "Siyasi Partiler Kanunu'nu, seçim yasasını değiştirin ki siyasi tıkanıklığın önü açılsın" diyor.
Seçmen de Cumhurbaşkanı da uyarıyor..
İki büyük güç harekete geçin, yarın çok geç olabilir diyor..
Ama siyaset susuyor..
Ankara'da bugün çok önemli bir toplantı var.. Yeni patron Kemal Derviş kurmaylarıyla birlikte Türkiye'yi masaya yatıracak.. Bir haftaları var.. Gece gündüz çalışacaklar.. Ekonominin rotasını çizecekler.. Türkiye bir hafta sonra yeni bir başlangıç yapacak..
Ben diyorum ki:
Siyasiler de toplansa.. Onlar da tatil yapmasa.. Onlar da kurmaylarıyla gece gündüz çalışıp siyasi tıkanıklığı aşmanın yollarını arasalar..
Anayasa mı.. Seçim yasası mı? Neyi değiştireceklerse... Pazartesi günü ilan etseler.. Bir yanda ekonomik reform diğer yanda Türkiye'nin yeni siyasi yapısı ortaya çıksa..İkisi birarada yürüse...
Fazla mı iyimserim..
Ama yapılmalı.. Gördük, çaresi yok.
Bu tıkanıklık aşılmadan, siyasi istikrar sağlanmadan ne yaparsanız yapın, kalıcı olmaz..Yine kendimizi kandırırız.. Havanda su döveriz..
Seçmenin yüzde 50'si artık takım tutar gibi parti tutma dönemi bitti diyor.. Son ana kadar bakacağım.. Hangi parti kendini yenilerse oyumu ona vereceğim diyor..
Bence bu rejimin sigortası.. Çünkü seçmen partileri sınadığını ilan ediyor.. Kim değişimden yanaysa onun peşinden gideceğim diyor..
Bu beni sevindiriyor.. Ama bir yandan da korkutuyor.. Düşünüyorum..
Mesajı partiler algılamazsa ne olacak?
Hiçbir parti kendini, yüzünü, programını değiştirmezse ne olacak?
Ucube Anayasa başımızda kalırsa ne olacak?
Bu seçim de çözüm üretmeye yönelik ipuçlarını vermezse, siyasete olan güvensizlik, ilgisizlik katlanarak artarsa ne olacak?
Seçmen ne yapacak?
İşte bu beni korkutuyor..
Biliyorum.. Demokrasi sorgulanmaya, parlamento dışı çözüm yolları aranmaya başlanacak..
Çünkü bıçak kemiğe dayandı.. Ekonomik istikrar bir kez daha siyaset yüzünden bozulursa işte o zaman yandık..
Çünkü siyaset tıkalı.. Zemin krize elverişli..