


Dedikodu ekonomisi
Eski Maliye Bakanlarından, Prof. Besim Üstünel ile konuşuyorduk... Kemal Derviş'in çok eski dostu olan Besim Hoca bir ara dedi ki:
- Aman ha aman... Bizim lobiler sakın Kemal'i de yemesin.
- Hangi lobiler hocam?
- Bizde lobi mi ararsın?.. Enflasyon lobisi... Devalüasyon lobisi... Dedikodu lobisi... Tezvirat lobisi.
***
İlginçtir, Devlet Bahçeli de "bu konunun" altını çizmek ihtiyacını duymuştu:
- Dedikodu ekonomisi... Dedikodu lobisi.
Yine ilginçtir...
Devlet Bakanı Prof. Tunca Toskay'dan da "aynı sözleri" dinlemiştik:
- Dedikodu ve tezvirat ekonomisi... En güçlü lobi, bu lobi...
Tunca Hoca "bunları" söyleyince.
Takılmıştık:
- Hocam, bir kanun çıkarıp "dedikodu ve tezviratı" yasaklasanız.
Ve uzun süre gülmüştük.
***
Aslında bugün şakasını yaptığım "dedikodu sorunu", geçmişte gerçekten "kanun konusu" olmuştu.
"Bir zamanlar" yine böyle dedikodu... Tezvirat yaygınlaşınca...
Meclis'e bir "kanun teklifi" verilmişti. (30 Ocak 1921)
"Dedikodu ve tezviratın yasaklanması için bir kanun çıkarılmalıdır" şeklinde teklif.
Tunca Hoca'ya "bunu" anlatınca.
Prof. Toskay "yine şaka yapıyorsun" dedi.
- Hayır Hocam... İsterseniz "kaynak" vereyim... Türk Parlamento Tarihi... Birinci cilt... TBMM Yayını.
***
Madem "tarihten... İlk Meclis'ten" söz açtık... Dilerseniz "ilginç bir kanun teklifinden daha" bahsedelim.
Tarih, 9 Ağustos 1920.
TBMM henüz "üçbuçuk aylık."
Ve Meclis Başkanlığı'na sunulan bir kanun teklifi:
- Yolsuzlukların önlenmesi ve bu yolla biriktirilmiş servetlerin geri alınması...
Bugün "böyle birşey" yapılsa...
Türkiye galiba "dünyanın en zengin ülkelerinden biri" olur.
***
Neyse, biz yine dönelim Prof. Besim Üstünel ile sohbete...
Besim Hoca "görmüş, geçirmiş" bir isim.
"Bizde" diye başladı:
- Adamı bir yüceltirler, bir alçaltırlar... Bazen göklere çıkarır, bazen kolunu kanadını koparırlar... Durduk yerde, herkese bir kulp takarlar... Bunlar bir lobi... Aman bu lobi, Kemal'i de harcamasın.
***
Prof. Besim Üstünel'i dinlerken...
İki ünlü siyasetçinin "iki sözünü" hatırladık.
Birincisi rahmetli, Prof. Turan Güneş.
Turan Hoca, bir köy kahvesinde, halkla sohbet ederken...
Kahveci "kulpsuz bir fincanla" Hoca'ya kahve getirince...
Prof. Güneş demiş ki:
- Kahveci... Hemen Ankara'ya git... Ankara'da bu fincana da mutlaka bir kulp takarlar.
"İkincisi" ise, Allah uzun ömür versin, Osman Bölükbaşı'nın bir sözü...
Osman Bey bazen der ki:
- Ankara öyle bir şehirdir ki... Burada adamı önce kafir diye asarlar, sonra da şehit diye namazını kılarlar.
***
Yazımızı sağlıklı ve mutlu bir bayram dileyerek noktalıyoruz.
Bir başka dileğimiz de, Prof. Üstünel'in "vurguladığı" konuda:
"Yetişmiş insanlarımızı kurban etmeye... Onları, dedikodu lobisine parçalatmaya bir son verebilsek."