kapat

05.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Bu günleri de aştık çok şükür!

Bu entel dantel takımı çoluk çocuğu kurban olayına düşman ettiğinden beri ağız tadı ile bir bayram yazısı yazamıyorduk.. "Bugün keseceğiniz koçla göz göze gelmemeye çalışın.." türünden duvar yazıları ile idare ediyorduk..

"Bayramda borç ödeyecek olana Ramazan çabuk geçer.." demişler..

Bu yazıyı okuyup da "Çok şükür borcum yok!" diyen biri varsa ne mutlu ona.. Borçlana borçlana idrak ettik kurban bayramını..

Gerçi bugün arefe daha bir gün avansımız var ama olsun.. Bu bayram başımız rahat.. En azından büyük bir çoğunluk için kurban derdi yok.. Eeee! Her bayram ahali sevinecek değil ya! Bu kez de sevinme sırası koyunlarda..

***

Aklımda kaldığına göre Cambridge'deki Babraham Institute adlı kuruluşun marifetiydi.. Bu kuruluşa bağlı ilim adamları, koyunlar üzerinde yıllarca araştırma yaptıktan sonra bir hükme varmışlar.. Vardıkları hüküm de şu;

- "Koyunlar dostlarını ve düşmanlarını insanlar gibi seçerler.."

Nereden mi belli.. Araştırmaya göre koyunlar dost ve düşman ayırımını yaparken tıpkı insanlar gibi beyinlerinin sol tarafını kullanıyorlarmış..

Koyun deyip geçme..

Oranın alimleri de böyle işte.. Türkiye'deki yaşıtları hacca gider, onlar da faydalı bir iş yapacaklarına gözlerini bir koyuna dikip, hallerini seyrederler..

Neymiş, acaba dostunu nasıl seçiyormuş? Beyninin sağ lopu mu yoksa sol lopu mu işe yarıyormuş?

Gerçi koyun beyni mevzusu bizde de önemlidir ama daha çok sakatatçıları ilgilendirir.. Bir de belediyecileri.. Sakatatçılar, işkembeciler koyun beynini kelle halinde haşlayıp satarlar..

Haşlarken de içinde fikir mi var düşünce mi var, bakmazlar.. Belediye ise koyun başını beyinli beyinsiz diye ikiye ayırır.. Ayıklanmış beyinli kelle yersen fazla para ödersin, pişmiş kellenin beyinsizine meyil edersen tasarrufun olur.. Kaç beyinsiz kelle tasarrufun varsa o kadarlık repo yaparsın..

***

Bunları durduk yerde niye yazıyorum? Yaşadığımız şu günlere rağmen hala koyun kesip, sevap alacağım diyenler varsa durumlarını bilsinler, diye.. Nasıl bir hayvanı kestiklerini öğrensinler..

Öğrensinler ki yarın ruz-u cezaya varıldığında Sırat Köprüsü'nü geçmek icap ettiğinde kurban ettikleri koçun neresine oturacaklarını şaşırmasınlar..

Orası hesap yeri.. Sırat köprüsünü geçtin, geçtin.. Geçemedin mi yandın.. Orada herkes kendi hesabını kendi verecek.. Sırat köprüsünden geçerken de ameline göre yükü olacak.. Sağlığında kurban ettiğin hayvan da sana yardım edecek..

Boğaz Köprüsü değil ki bu otomatik geçiş kartı işe yarasın.. Bunları düşündükçe bana "Tavuk kurban etme" olayı ters geliyor.. Tavuk bu.. Eti budu ne ki Sırat Köprüsü'nda işe yarasın?

Olayın bir de imaj yönü var..

Millet kestiği kınalı koçlarla Sırat Köprüsü'nda sıra bekliyor.. Sen de kolunun altında bir tavuk, aralarına katılmışsın.. 1967 model Murat 124 ile trafiğe çıkmak gibi birşey bu..

Yok ağam.. Bu tavuk akılları bana göre değil.. Param varsa kurbanımı koç olarak keserim, param yoksa komşulardan gelecek eti beklerim..

Geldik "İydi Adhâ"..

Ben bu bayram en çok dünya durdukça Çankaya'dan eksik olmayası cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'in nasıl bir kurban kestireceğini merak ediyorum..

Daha da doğrusu kurbanı kendisinin kesip kesmeyeceği konusunda meraklardayım.. Neden derseniz, cumhurbaşkanımız Afyonlu'dur.. Oranın kendine göre adetleri vardır.. Biri de aile reislerinin kendi kurbanlarını kendisi kesmesidir..

En azından benim çocukluğumda öyleydi.. Herkes kendi işini görürdü.. "Kan tutar.." diye sızlanıp kesemeyen de biraz ayıplanırdı..

Hem gelenek meraklıları için yazıyorum, bizzat kurban kesme adetinin Osmanlı'da da yeri var.. İydi Adhâ günü geldiğinde padişahların onsekiz koç kesmesi adettendi..

(Not: Bir yazımda anlatmıştım.. Eskiler Şeker Bayramı'na "İydi Fıtır" derlerdi, Kurban Bayramı'nı da "İydi Adhâ" diye anarlardı..)

Padişah'ı bayram namazına götüren alay saraya dönüldüğünde tören başlardı.. Padişah Enderun'daki Hırka-i Saadet dairesinin önündeki şadırvana oturtulurdu..

Kurban Kapısı da denilen bu yere götürülen padişahın beline kasap önlüğü diye bildiğimiz uzun futa bağlanırdı.. Padişahın keseceği kurbanları Silahtar Ağa getirir, hayvanın gözüne bağlanacak tülbenti de Hazinedar Ağa taşırdı..

Koçların gözü tülbentle bağlanıp, Şeyhülislam tarafından duası yapıldıktan sonra Bıçakçıbaşı'nın gümüş bir tepside getirdiği bıçaklar padişahın lalasına gösterilirdi..

O da bıçaklardan birini seçip padişaha sunardı..

Kurbanlardan birini veya birkaçını padişah keser, diğerinin kesimi için de Kızlarağası'na vekalet verip, hareme dönerdi..

***

Ne de olsa koca Padişah bu! Afyon'un Uzunçarşısı'ndaki meşhur Cumhuriyet Kasabı'nın sahibi değil ki sabahtan akşama kadar kelle kesip, post yüzsün.. Kaldı ki Cumhuriyet Kasabı'nın sahibi Ahmet bile sabah akşam koç kesmez..

Lafı şuraya getireceğim..

Bakalım yeni cumhurbaşkanımız yörenin adetlerine uyup, kurbanını bizzat kendi mi kesecek? Yoksa Baba'nın yaptığı gibi güneş gözlüklerini takıp, kurban kesen kasapları mı seyredecek..

Ne işe yarayacak diye sormayın..

Sezer kurbanını bizzat keserse Türkiye'nin bağlanan kısmeti açılacak gibi geliyor bana.. İçimde öyle bir his var işte!

SON SÖZ: Tatile gidenlerin, gidemeyenlerin.. Kurbana gücü yetenlerin, yetmeyenlerin.. Cümlenizin bayramını kutluyorum.. Ekonomik krizdi, parasızlıktı canınızı sıkmasın..

- "Battı fishing, yan going.."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır