kapat

05.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Mart sabahlarında...

Mart ayı bütün ülserlilerin matem ayıdır. Yanmalar, taş yutmuş gibi bir şişkinlik, kedi tırmalamaları, sırta vuran ağrılar; insanın yüzünde, gün görmüş mustarip bir filozof tevekkülünün, çaresiz ve kırık uysallığını çizmeye başlar...

İki lâf söylemek için ağzını açmaya üşenirsin, üşenirsin gazete aldırmak için kapıcıyı çağırmaya... Hınbıllığa kadar uzanan bir bıkkınlık çöker üzerine. Midendeki tırmalanmaları biraz durdurmak için, antiasid naneli tabletlere, maden sodalarına, süt şişesine, krikkraklara, koyu unlu çorbalara, makarnaya saldırırsın...

Yarım saatlik bir rahatlama olunca, elin hemen sigaraya uzanır.

Ve sonra tekrar aynı tırmalama, aynı şişkinlik, aynı yanma ve aynı sırt ağırısı başlar. Dünya uzaklaştıkça uzaklaşır gözünde. Nefes almaktan bile vazgeçmek ister bir halin vardır. Evin içinde terliklerini sürükleyerek bir oraya uzanırsın, bir oraya... Haydi bir bardak süt daha, iki tablet daha...

Kalkıp yazıları da yazmak lâzımdır, bu sırada.Terör kanununun maddeleri açıklanmıştır. Başbakan, sosyal adaletten önce köyleri kalkındırmak gerektiğini söylemiştir.

Mahmut Makal'ı savcı çağırmıştır.

Üç bin doktorun ilaç firmalarıyla ortak olduğu meydana çıkmıştır.

Ahmet'in durumu, Mehmet'in okulu, Zeynep'in gribi, geçer aklından.

Sonra Cerrahpaşa'da yatan Vâlâ Nureddin geçer.

Sonra büyük savaşların arifesindeki, son gecelerde yudumlanan son mutluluklar geçer.

Bir mısra geçer Nazım'dan:

- Bu hayhuy neden?

Sonra Varto'da kirli bir yorgan altında yatan genç kadın ölüsünün, dışarı çıkmış sarımtrak topuğu geçer.

Saçları yanaklarına yapışmış, paçavralar içinde, sümüklü, yalınayarak minikler geçer.

Romanya'daki şehitlikte unutulmuş mezarlar geçer...

Kapağı iyice kapatılmış düdüklü bir tencerenin içindedir Türkiye.Ve kapağın üstündeki küçük ağırlık, buharın itişiyle tıkır tıkır sallanmaktadır.

Bir şeyler kaynamaktadır tencerede.

Bir küçük böcek yürür usuldan... Naci Sadullah'ın gözlerinden yürür; Sadi Alkılıç'ın yüreğinden yürür; Hüseyin Korkmazgil'in alnından yürür... Usul usul yürür böcek, usul usul...

Büyük törenlere doğru yürür böcek.

Bizim de sulamışlığımız vardır gelecek törenleri. Büyük törenlere hazırlık olsun, diye kuşanmışlığımız vardır büyük törenlerde takılan büyük kılıçları.

Sonra görmeden bakan, ilerlemeden yürüyen, söylemeden konuşan, anlamadan duyan, tatmadan yiyen, varolmadan yaşayan ceviz kafalılar geçer aklından...

Bir siyah boşluktur, ağızları, gözleri, burunları...

Sonra indirilmiş perdelerin içinden sıcak ışıklar geçer.

Güneşler geçer, bulutlar geçer, ufuklar geçer.

Maden suyu sodası, iki tablet, bir tabak çorba... Midenin içinde yığın yığın ekşimiş bıkkınlıklar... Bir parça durdu ülser. Fırsat bu fırsattır. Ülsere çaktırmadan yak sigarayı...

Üfle dumanını sosyal adaletsiz kalkınacak köylere... Şimdiye kadar hep sosyal adalet olduğu için kalkınamadı köyler. Oysa Başbakan, sosyal adaletsiz kalkındırıverecek hepsini... Zenginler daha zengin; onlar da, daha fakir oldukça, uça uça kalkınacaklar.

Getir terör kanunlarını, getir...

Bak bakalım alaydan başka bir şey çıkıyor mu gözbebeklerimizin içinden.

Bak bak, iyi bak... Kumaş biçer gibi hazırladığın zindanları; kendi diktiğini giyen terziler gibi, ola ki bir gün sen giyinmeyesin.

Tekin değildir Türkiye...

Düdüklü tencerenin altındaki ateşi, hızlıya doğru açıyor ellerimiz.

Tıkır tıkır sallanıyor bir küçük ağırlık, supap deliğinin üstünde. Parmaklarınız yana yana, bastırın bakalım fırlamasın ağırlık.

Usul usul yürüyor uğur böceği...

- Uç uç böcecik uçma günü senindir...

Büyük törenlere hazırlık kuşanmaları içinde olmalıyız.

Bin yılın bataklığını kurutmada çocuklar...

Yılan çiyan, kırkayak, akrep bozulan yuvalarından dışarıya uğruyor.

Ülserliler için, ülserin zaferi mart aylarında... Arkasında nisan var, arkasında mayıs var...

Bir bardak süt ve bir sigara daha.

Biz atlatırız bu ağrıyı da...

Çok ağrılardan geçmişiz. Yine davranır, yine dikiliriz yarın...

Yarınlar bizim, biz yarınların; ama onların dünü yok, yarını yok. Bugünü bile yok, bugünü bile...

Not: 32 yıl önce yazılmış bir yazı... "Akşam"dan...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır