
Canına okumak!
Entrikası, dedikodusu bol, adam yeme hırsı yüksek toplumlarda özel meslekler oluşuyor. Meselâ "dudak okuma uzmanlığı"..
Bir televizyon kanalı Cumartesi gecesi, ekonominin patronluğuna getirilen Kemal Derviş'in cep telefonu ile yaptığı bir konuşmayı çektikten sonra onu dudak okuma yöntemi ile çözdüğünü iddia etti.
"Çeviri"nin en kritik bölümü şöyleydi:
"Söyle Ecevit'e lütfen, bu haliyle uğraşamam. Ben bile düzlüğe çıkaramam. Yani çok zor.. Çünkü öyle bir şey ki, Türk politika adamı boş vere vere neredeyse en sonunda hükümetin canına okudu.. Ben bu meseleyi çözerim, varım.. Söylerim... Şimdi, şu anda olmaz.."
Bu yayına çok üzülen Derviş "O sırada İngilizce konuşuyordum, ancak Türkçe konuşuyormuş gibi yayınlamışlar" dedi.
Dün bir soru üzerine tekrar konuyu gündeme getirdi: "O yöntemi düzeltirseniz iyi olur. Çünkü tamamen yanlış. Ya dudaklarımda bir şey var, ya sizin yönteminizde" dedi..
- Peki, öyle bir şey demediniz mi?
- Hayır, katiyyen..
Haber üretmek için geliştirdiğimiz meslek "dudak okuma" uzmanlığı mıdır, yoksa "canına okuma" uzmanlığı mı?
Bunu iyi düşünmek lâzım.
Türkiye yeni bir şans yakalamış durumdayken, umudun kaynağı olan adama atfedilecek olumsuz bir yargının mutlaka ona doğrulatılması gerekir.
Siyasetçilerin boş vere vere hükümetin canına okuduklarını herkes biliyor. Hükümet de Kemal Derviş'i Amerika'dan getirerek bu gerçeği bir anlamda kabul etmiştir.
Artık bundan sonrasını kolaylaştırmak ve Derviş'in bakan yapılmasını iktidar için onursuz bir teslimiyet gibi gösterecek yerde bir fazilet olarak övmek gerekmiyor mu?
Derviş'le ele geçen şansın önünü açmak, herkes için görev olmuyor mu?
Kemal Derviş "Önümüzdeki 3-4 haftayı çıkartırsak bence yolumuz açılacak" dedi.
Üç-dört haftalık bir iyi niyet kredisini Derviş hak ediyor. Unutmayalım ki bu krediyi aslında kendimize açacağız!
Daha iyi bayramlara
Bu bayramın kaygı yükleri, taşıdığı umutlardan yazık ki daha fazla.
Daha güzel bayramlara erişmek umuduyla hepinize mutlu bir bayram diliyoruz.
Böyle bir dileğin gerçekleşmesi, güncel sorunları çözmeye çalışırken, geleceğin büyük hedeflerini unutmamayı gerektiriyor.
Cumhurbaşkanı Sezer'in bayram mesajı, bu gerçeği hatırlatan bir belge niteliğinde.
Sezer hedefleri doğru sıraladı:
1. Halkın desteğini almış bir ekonomik program, başarının ön şartıdır..
2. Demokratikleşme alanındaki ilk adım Anayasa değişikliği ile atılmalıdır..
3. Siyasetin tıkanmasını önleyecek düzenlemeler siyasi partiler ve seçim yasalarında yapılmalıdır..
4. Yargı reformu geciktirilmemelidir..
5. AB'ye tam üyelik sürecinde önemli bir adım olan Ulusal Program kısa sürede yayınlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır.
Gelecek bayramın gerçek bir bayram olması, bu gündemin tümüyle başarılıp daha ileri hedeflerle yenilenmesine bağlı.
İnşallah o günleri de göreceğiz..