Son krizle birlikte kurlar serbest dalgalanmaya bırakıldı. 19 Şubat'ta serbest piyasada 686 bin 500 lira olan dolar, bir ara 1 milyona kadar fırladı. Tatilin hemen öncesinde 895 bin liraya kadar indi. 11 günde TL, yüzde 30 değer kaybetti.
Ama doların artışı, parası olan ve bunu gecelik faizde değerlendiren az bir kesimi çok da fazla üzmedi. Çünkü 11 günde repo faizi asgari yüzde 20 kazandırdı. Böylece kayıp, yüzde 10'a indi. Bir başka deyişle 10 milyarı olan 19 Şubat'ta 14 bin 560 dolar satın alabiliyordu. 2 Mart'ta yüzde 30'luk devalüasyona rağmen, 13 bin 350 dolar sahibi olabildi. Eğer faiz kazancı olmasaydı, 10 milyarla sadece 11 bin 170 dolar alınabilirdi.
Dolar fırlayınca, faizleri de beraberinde sürükledi. 19 Şubat'ta MGK toplantısında yaşanan kriz bankacılık sektöründe fırtına estirdi. Mali sistemdeki güven eksikliği paranın dolaşımını durdurdu. Bankalar birbirlerine para vermeyip döviz alımına yönelince, faizler fırladı. Kurların serbest bırakıldığı 22 Şubat'tan bir gün önce bankalararası repo faizi yüzde 7.000'i aştı. Merkez Bankası'nın piyasaları yatıştırdığı 26 Şubat Pazartesi gününden itibaren oranlar yüzde 100'e doğru geriledi.
Ancak bankaların repo müşterilerine verdiği faiz birebir bankalararası piyasayı yansıtmıyor. Çok hatırlı ve yüklü parası olan müşteriler yüzde 2.000, 4.000 gibi faiz kazandı. Ama genelde 19 Şubat'tan 2 Mart'a geçen 11 günde ortalama yıllık getirisi yüzde 1.000 civarında oldu. Dönemsel kazanç yüzde 20'ye yaklaştı. 10 milyarı olan 2 milyar faiz kazandı.
Tatil sırasında paralar yüzde 100 net faizle repoda yatıyor. 12 Mart'ta bu mutlu azınlığın hesabında yüzde 3'e yakınbir birikim daha oluşacak.