kapat

04.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
TEVFİK YENER(tyener@sabah.com.tr )


Birikmiş parası yoktu yüzlerce bestesi vardı

"Benim birikmiş param yoktur. Sıraselviler'deki evimden kira alınıp cenazemin teçhiz ve teklifine sarfedilsin. Cenaze namazım Nuruosmaniye Camii Şerifi'nde kılınsın. Merkezefendi'de kabrim hazırdır. Kabir taşımı Gülfiye yaptırır..."

Kimin vasiyetiydi bu acaba? Devam edelim:

"...Mezar taşıma yazılacak şey şudur: Sultanselim Camii Şerifi Başimamı ve Sultanahmet Camii Şerifi ikinci imamı ve hatibi meşhur bestekar Hacı Sadettin Kaynak'ın ruhuna fatiha..."

Sadettin Kaynak bestecilerimizin en büyüklerinden. Benim bir numaram... O Dudaklar, Bu Yerler Ne Füsunkardı, Çile Bülbülüm Çile ve yüzlerce muhteşem eserin sahibi.

4 Şubat 1961'de "Birikmiş param yoktur" diyerek maddi dünyaya veda etti... Şakıyan sesiyle rekor satış yapan taş plaklarına rağmen Hafız Sadettin Kaynak'ın milyon dolarlık köşkleri, otomobilleri, faizde parası yoktu. Yaşamını imam-hatiplikten aldığı alçakgönüllü maaşla sürdürüyordu. Bestelerinden gelen paranın ödeyebildiği bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı, o kadar... Plaklarının geliriyle, ancak ufak bir apartman alabilmiş, böylece hayat sigortasını yapmıştı.

NEFRET EDİLEN FİLMLER
Sadettin Kaynak'ın Sıraselviler'de bir apartmanı vardı. Mazlume teyzem ile "anneanne" dediğim Saraylı Levandit hanımların apartmanlarının komşusuydu. Hayal meyal hatırlıyorum. Mazlume teyze anneme gösteriyordu: "-Bak Hafız Sadettin efendi..."

Çok küçüktüm ama Sadettin Kaynak ismini biliyordum. Çünkü hep söz edilirdi:

-Yusuf Vehbi'nin filmi gelmiş. Müziği yine Sadettin Kaynak'tan..."

Mısır filmleri İkinci Dünya Savaşı zamanı ve sonrasında Türkiye'yi istila etmiş. Hollywood nerede? Hepsi askerde. Zaten bizim dolarımız yok ki filmini getirip Clark Gable'ı seyredelim.

O yıllar en kızdığım şey annemin zorla beni Mısır filmlerine götürmesiydi. Şimdiki Taksim İlkyardım Hastanesi yanındaki sokağın köşesindeydi anneannemin apartmanı... Üstadın Kaynak Apartmanı hastanenin yanındaydı. Oradan yürüyerek Taksim Sineması'na giderdik. O kadar istemezdim ki, sağa sola sarkar huysuzluk ederdim. Bu yüzden kafamı elektrik direğine çarpmıştım. Hayrettir o direk hala yerinde duruyor. Onca tarihi eseri yıktılar, alnımı elma iriliğinde şişiren zalim direğe dokunmamışlar.

Nefret ettiğim Mısır filmleri meğerse Sadettin Kaynak'ın geçimini sağlarmış. Tam 85 Mısır filmine müzik yapmış üstad.

Arapça şarkılar atılır, yerine Kaynak'ın eserleri konurmuş. Okuyanlar da; Münir Nurettin, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar gibi efsaneler. Savaş yıllarında İstanbul'dan İskenderun'a bütün Türkiye o filmlerdeki Üstad Kaynak'ın şarkılarıyla moral bulmuş.

Mısır filmlerindeki şarkılarla Taksim Sineması uzun süre gazino hizmeti gördü. Üstadın ölümünden üç ay önce sinemanın bitişiğinde, aynı bina bloğunda Maksim Gazinosu açıldı. 28 Ekim 1960.

Maksim Gazinosu bir dönemi başlatıyordu. Gösterişli dekorlar, diplomat tavırlı ağır garsonlar, harika mutfak ve dev solistler ile...

Maksim'de bir eğlence imparatorluğunun temeli atılıyordu. Hükümdar da genç patron Fahrettin Aslan idi. Kısa süre sonra Gazinocular Kralı denilecekti Fahri beye...

Türkiye'de gazinoculuğun Sezar'ıydı Fahrettin Aslan. Avrupa'da modern otelciliği ve lokantacılığı kuran Sezar Ritz (Cesar Ritz 1850-1918) gibi... Ritz, han işletmeciliğinin az iyisi Avrupa konaklama tesislerine beş yıldızlı otelciliği getirmişti. Aşevlerinin yerine, ağız tadı ve süper lüks servisiyle "restaurant" anlayışını yerleştirmişti. Gurme ve otelcilikte devrim yapmıştı İsviçreli fakir katip Sezar. Ahçıların atası Escoffier ile birlikte... Otelcilikleri ve lokantacılıkta devrim yapan bu ikili kitap olur, buraya sığmaz.

YANIK ÖMER
Fahrettin Aslan da gazino işletmeciliğine görkemi getirmişti.

Maksim'in ilk assolistleri Zeki Müren ile Behiye Aksoy idi. Sadettin Kaynak'ın muhteşem besteleri o eşsiz sanatçılardan canlı dinleniyordu artık: "Akşam, yine gölgen, yine akşam..." veya "Yanık Ömer".

"Yanık Ömer" şarkısının anısı da ağır. Atatürk bir davetinde Safiye Ayla'dan yepyeni bir şarkı istiyor. İlk defa Yanık Ömer'i söylüyor Safiye Ayla. Atatürk çok beğeniyor, besteciyi soruyor. Sadettin Kaynak da orada. Kutluyor Ata, "Böyle vatansever şarkıları hep besteleyin" diyor.

Atatürk'e verdiği her konserde Yanık Ömer'i okuyor Safiye hanım.

Dönelim Maksim'e... Gazinonun açıldığı 1960 yılında Zeki Müren sırım gibi delikanlıydı. Coştuğunda ceketini fırlatırdı. İncecikti gövdesi... Onu izlerken gelecekte 100 kiloyu aşacağı aklıma mı gelirdi? Tereyağlı karides güveçlerinin sosuna iki francala ata ata, her gece bir şişe viski eşliğinde, çatal kaşıkla intiharını nereden bilecektim.

Sadettin Kaynak'ın "Menekşelendi Sular"ını Behiye Aksoy'dan dinlerken, mikrofona küseceğini düşünmek bile istemezdim.

GİZLENMİŞ ALTINLAR
Sadettin Kaynak'ın bestelerinde dünya müziğinin esintileri vardı. Avrupa'yı gezmiş ve Batı müziğini incelemiş, öğrenmişti. Anadolu'yu gezerek Güney'in türkülerini, Mısır'a giderek Arap müziğini tanıdı.

1978 yılında onun eserlerini senfonik orkestra ve alaturka sazlar ile çok sesliye uyarlatarak söylemişti Neşe Karaböcek.

Kaynak'ın müziğini çok sesli dinlediğimde bir başka boyuta geçmiştim. Kontrbaslar, çellolar, violalar, onlarca keman, obua, hatta trompet ve trombon, kanun, ud, alaturka keman ve piyano ile çok sesli Sadettin Kaynak besteleri.. Ve onun şarkılarını şark-garp senteziyle yorumlayan Neşe Karaböcek'in bülbül sesi...

BİR BAŞKA MÜZİK
Üstadın hayranı olan Neşe Karaböcek o zaman şunları söylemişti:

"-Bestelerini klasik Batı müziği olarak yapsaydı, bugün dünyada çok tanınan ve çok çalınan kompozitörler arasındaydı Sadettin Kaynak... Bestecilerimiz içinde çok sesliliğe en uyanlar, onun besteleri.

Sadettin Kaynak'ın eserlerini çok seslendirdikçe karşınıza sürprizler çıkıyor. Bestelerinin derinliğine indikçe, minicik notalara çok sesliliği monte edince üstadın bir yerlere altın damarları gizlediğini keşfediyorsunuz.

Bestelerinde Hicaz var, Viyana, Moskova ve elbette üç boyutlu İstanbul var... Sadettin Kaynak'ta Doğu'nun gizemi, Türk musikisinin Mozart'a ilham kaynağı olmuş özelliği, Rus bestecilerin dağlar boyu isyanı ve Wagner'in görkemi var. Ve işte Kaynak'ın Türk musikisi..."

KONSERİ OLAMADI
Sanatçı Neşe Karaböcek çok sesli Sadettin Kaynak müziği için hayli para harcadı. Ancak görkemli bir Çoksesli Sadettin Kaynak Konseri vermek imkanını bulamadı. O yıllar yayında tekel olan TRT'nin denetim kurulu izin vermedi. Gazino sahnesinde ise rakı ile birlikte olamazdı.

Hafız Sadettin Kaynak klasik musiki üstadları gibi yaşadı ve öyle mütevazı öldü. Vasiyetinin girişini okuyalım:

"...Elhamdülillah 1948 tarihinde Hicaz'a gittim. Mekke-i Mükerreme'ye Babussafa'dan girildiği zaman, Kabe'yi gören kimse Allah'tan ne dilerse olurmuş. Ben de dileğimi diledim... Peygamber 63 sene yaşadı. Ben de 63 yaşındayım. Allah'tan diliyorum ki bu sene öleyim. Tamam 6 yıl oldu felç geleli. Bu evde benim bir pardesüm, iki kat elbisem, bir bavulum, bir radyom, bir buzdolabım var. Bunları Gülfiye'ye (eşi) bırakıyorum...."

1895'te doğdu, 1961'de Allahına kavuştu. Hafız Kaynak'ın ruhuna fatiha.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır