kapat

04.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Bayram bayram dedikleri...

Nihayet Dünya Bankası Başkan Yardımcıları'ndan Kemal Derviş, kriz bataklığına düşmüş Türkiye'ye; ABD'den fırlatılmış bir cankurtaran simidi gibi, kalkıp geldi Ankara'ya ve hemen ekonomiden sorumlu "Süper Bakan" oldu...

60 yıl kadar önce Halil Nihat Boztepe, mizahi bir yergi manzumesinde:

"Bizlere bakan değil, biraz gören lazımdır."

Diye yazmıştı.

Sanırız Kemal Derviş, sadece bakan değil, aynı zamanda gören...

Mehmet Emin Yurdakul'un da:

"Ben bir Türküm, dinim cinsim uludur."

Diye rüzgârlandırdığı, "Türk'e Türk propagandası" yapıp durma akımı; II.Wilhelm'in, İttihatçılar aracılığıyla, Osmanlı'ya şırıngaladığı bir ırkçılık uzantısıydı. Almanya'nın asıl amacı; çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu'nu, koltuğunun altına alarak, Orta Asya Türkileri'ne doğru açılmaktı.

Berlin'den pompalanan Türk ırkçılığı; aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'ndaki azınlıkları da darma duman edeceği için; o dönemlerde de, Batı'nın "Düveli muazzama"sından boyuna cankurtaran simitlerinin atılmasını bekleyen İstanbul Sultanlığı'nı; Avrupa'nın himayesinden koparacak ve Almanya'nın himayesine perçinleyecekti.

II.Wilhelm'in böyle bir strateji izlemesinin nedeni; Almanya'nın ulusal birliğini, 1871'de Bismarck sayesinde çok geç gerçekleştirmiş olmasıydı.

O nedenle de Almanya'nın, Fransa ve İngiltere gibi; gerek Asya, gerek Afrika'da yeterli koloni ve dominyonları yoktu.

Ama Osmanlı'yı, Avrupa'nın himayesinden koparıp, kendi himayesine aldığında, Türk ırkçılığını da pompalaya pompalaya, Orta Asya'ya kadar rahatça uzanabilecekti.

İttihatçıların ve çevrelerindekilerin, bu tür global stratejileri görebilecek bir kapasiteleri yoktu.

Hem II.Wilhelm tarafından bol bol pohpohlanıyorlar; hem de ırkçılık politikası, her türlü ahmaklıklarını kamufle ediyordu. Kendilerini eleştirenleri, hemen "Türk düşmanı" olarak ilan ediyorlardı.

Öyle ki, I. Dünya Savaşı sonunda İstanbul; İttihatçıların, durup dururken salak gibi savaşa girip, 2 milyon insanın ölümüne neden olduktan sonra; enayice yenilmeleri sonucunda değil de; İngilizler, "Türk düşmanı" oldukları için, işgal edilmişti.

İlkokul çocuklarına bile sürekli bunu öğretiyor, bunu telkin ediyorlardı.

Ve genç kuşaklarda, hem analitik bir tarih bilincini, hem hukuk bilincini, hem makro ekonomik bilinci tümden körletiyorlardı.

Türkiye'nin bir türlü yeterli evrensel kadrolar yetiştiremeyişinde, çok büyük rolü oldu bu tür demagojik körleştirmelerin.

Gazetelerin "Süper Bakan" diye nitelendirdiği Kemal Derviş, Türkiye ekonomisini derleyip toparlayabilecek midir?

Unutmamak gerekir ki, arka planda dizginler, aynı zamanda Washington'un da elinde..

Türkiye, belki savunma harcamalarını da, yeniden gözden geçirecek ve mutlaka düzlüğe çıkacaktır.

İçine düşülen ekonomik kriz...

Ekonomik krizin içine sadece bugün mü düşüldü?

Şimdi dönelim 1595-1603 arasındaki Padişah III. Mehmet dönemine.

III. Mehmet; on dokuz erkek kardeşini, oğlu şehzade Mahmut'u, üç de sadrazam boğdurmuş bir padişahtı... Öldürdüğü kardeşlerinin delikanlı olmuş ikisinden, daha önce gebe kalmış yedi cariyeyi de Sarayburnu'nundan denize attırmıştı.

Acaba onun döneminde ekonomik durum nasıldı?

Hazine'de metelik yoktu. III. Mehmet; hiç değilse, boğdurttuğu Hadım Hasan Paşa ile Ali Ağa'nın elbiselerinin satılarak, parasının kendisine gönderilmesini istiyordu...

Bu isteğe, sonradan yine boğdurulacak olan Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa, şu yanıtı gönderiyordu:

"... Otuz yıldan ziyadedir ki, ortalık bozulmaya yüz tutmuştur. İşkencesiz kimseden ödünç akçe alma olanağı yoktur. Hasan Paşa ile Ali Ağa'nın gerçi bazı kabasaba urbaları vardır. Ama bu urbaların satılması zaman alacaktır..."

Analitik tarih bilincinden, hukuk bilincinden, makro ekonomi bilincinden yoksun; resmi görüşle robotlaştırılmış kuşaklar yetiştirdikçe, krizler de sürüp gitti...

Türkiye'yi sonunda düzlüğe çıkaracaklar. Hiç kuşkunuz olmasın...

Ve enseyi karartmayın!

Yunus Emre'den esintili, bir dörtlükle bitirelim yazıyı:

Bayram bayram dedikleri

Üç beş kurban, üç beş deri

İsteyene ver onları

Bize seni gerek seni

Ey yüce güven!

Bayramınız kutlu olsun...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır