


Ekonomide gecikmeye tahammül yok...
Türkiye'nin yaklaşık 14 aydan beri uyguladığı ekonomik programın çökmesi, döviz kuru rejiminin değişmesiyle başlayan panik ve kaos ortamının aşılması yönünde dün ilk kez bazı önemli adımlar atıldı.
Merkez Bankası ilk defa kilitlenen mali piyasaların önünün açılması, çöken ödeme sisteminin yeniden ayağa kalkması yönünde aktif bir politika izlemeye başladı.
Ve bu politika hemen etkisini gösterdi. Döviz kurlarındaki dalgalanma dün ilk kez makul bir bant içine girdi. Son bir haftadan beri ilk kez dün Türk Lirası ve döviz piyasalarında sağlıklı işlemler yapılmaya başladı.
Bunda hiç kuşkusuz Merkez Bankası'nın aktif politika izlemeye başlamasının yanı sıra zirvedeki gerilimin düşmesi ve hükümetin yeni ekonomik kararlar konusunda kararlılık sinyalleri vermesinin de etkisi oldu.
Bürokratların örnek istifası
Kuşku yok ki bütün bunlar geçici iyileşmeler. Mali piyasalarda kalıcı istikrar çizgisi, ancak bundan sonra uygulanacak olan ekonomik programın netleşmesi ile mümkün. Hatta o da yeterli değil. Geçen hafta sonunda Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel'in ve dün de Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp'in istifaları sonucu şimdi ekonominin çok kritik iki tepe noktası boşalmış durumda. Bu iki bürokrat, siyasetin, ekonomi ile ilgili ve ekonomiden sorumlu bakanların üstlenmediği sorumluluğu da alıyorlar.
İlgili bakanlar hiç oralı olmadıkları için ekonomik programın çöküşünün teknik ve siyasi sorumluluğunu bütünüyle üstlenip istifa eden ve böylelikle Türkiye'de bir ilki gerçekleştiren, bir örnek oluşturan bu iki önemli istifa ile boşalan koltukların bir an önce doldurulması da yeni ekonomik programın ana çerçevesinin açıklanması kadar önem taşıyor.
Bu da hükümeti zorlayan son derece hassas bir tercih. Merkez Bankası Başkanlığı için yapılan iki görüşme ve iki tekliften sonuç alınamıyor. Koalisyon liderlerinin Merkez Bankası'na yeni başkan arayışı dün akşam saatleri itibariyle sonuçlanmamış durumdaydı. Ancak bu atamanın geciktirilmemesi, bugün yarın yapılması konusunda görüş birliği hakim. Yeter ki uygun bir isim ikna edilebilsin...
Bakan değişiklikleri
Bu arada, geçen hafta "kabine değişikliği kesinlikle olmayacak" açıklamasına karşın dünkü liderler zirvesinde bu konu yeniden değerlendirmeye alınıyor.
Örneğin ekonomiden sorumlu bakanlık için, mali piyasalara aksesi olan, yıpranmamış teknisyen ağırlıklı bir isim bulunması... Aynı şekilde bugüne kadarki uygulamalarda yıpranan, yorulan bazı bakanlar ile geçen dönemde yapısal reformların önüne ciddi engeller çıkaran, gerekli basireti ve uyumu gösteremeyen bakanların değiştirilmesi gereği üzerinde duruluyor. Ancak bunun da partilerin içlerinde yeni bir karışıklığa neden olacağı ve olumsuz sonuçlar doğurabileceği riski dikkate alınarak bakan değişikliği bir kez daha askıya alınıyor.
Koalisyon liderleri dün gece geç saatlere kadar Merkez Bankası'na yapılacak atama ile ilgili değerlendirme ve girişimlerde bulundular.
Hazine ve Merkez Bankası'na bir an önce atama yapılması elbette önemli ama ekonomik krizden çıkış için yeterli değil.
Şimdi kaçınılmaz olarak yeni bir kararlılık testinden geçecek olan hükümetin, yeni ekonomik önlemleri de geciktirmeden açıklayıp uygulamaya koyması gerekiyor. Çünkü gecikmenin maliyetinin çok ağır olduğu yaşanarak görüldü...