


Avrupa yolunu tekrar açmak
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne, üyelik yolundaki çalışma programını içeren "Ulusal Belge"yi geçen yıl sonunda vermesi gerekiyordu. Araya her zamanki gibi "başka işler" girdiği için Ulusal Belge'nin siyasi olarak tamamlanması iki ay gecikti.
Milli Güvenlik Kurulu'nun dünkü toplantısından sonra yapılan açıklamadan "Ulusal Belge"nin güvenlikle ilgili bölümlerinin onaylandığı anlaşılıyordu.
Güvenlikle ilgili iki bölüm bellidir: Ana dilde, yani Kürtçe eğitim ve yayın yapılabilmesi; Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısının değişmesi.
Bu iki konuda "ara" formüller bulunmuştur. Eğitim ve yayın konusundaki formül, "Türkçe dışındaki dillerde eğitim ve yayın yapılmasının önündeki engellerin kaldırılması"dır.
Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısı, rejimdeki "asker ağırlığı"nın kanıtı olarak görülmektedir. Buradaki formül de daha önceden bulunmuştu: MGK'daki sivil üyelerin sayısının artması.
"Lüzumsuz" işler...
Ulusal Belge bu iki "nazik" konudan ibaret değildir. Bin sayfayı aşan metinde Türkiye'nin, önümüzdeki dönemde yapması gereken bütün reformların dökümü bulunmaktadır. Bunlar da kısa, orta ve uzun vadeye ayrılarak programlanmıştır.
Bu belgede, yüzlerce yasadan ve bunların nasıl değiştirileceğinden söz edilmektedir.
Buna "yasalara ilişkin vaatler toplamı" gibi bakan kimileri, bunları "Batı'nın bizi zorladığı ve yapar gibi yapmamız gereken lüzumsuz işler" olarak görmektedir.
Oysa bütün bunlar Türkiye'nin bütün yaşam kalitesinin yükselmesi için atılması gereken adımlardır. Siyasi yönetim de bu programı "yüreğinden" kavramış ve benimsemiş görünmemektedir. Türk halkının, bütün hayat kalitesinin ve refah düzeyinin yükselmesi meselesini siyasi yönetimden daha iyi gördüğü anlaşılmaktadır.
Siyasi yönetim; tıkandığı, ufkunu kaybedip çaresizleştiği anda Batı ile "sorunlu" konuları abartarak, Batı'ya yönelik olumsuz duyguları kışkırtarak ve sivrilterek zaman kazanma kurnazlığını kullanmıştır.
Bugün, ekonomik krizin ateşinin bir nebze düştüğü, ama hastalığın iyileşmeye dönüşemediği bir dönemde Avrupa Birliği yine çok uzaklaşmış gibi görülebilir.
Siyasinin ufku olsa!
Aslında ufku olan bir siyasi yönetim, toplumun moralini de düzeltmek, akıntıyı tersine çevirmek için Avrupa Birliği'ni önemli bir dayanağa dönüştürebilir.
Bu çerçevede yapılacak değişikliklerin tümü, Türkiye'ye dayatılmış ve bizi zorlayan meseleler değil, tam tersine bütün ülkeyi daha ileri götürecek gerçekçi bir "reform paketi" olarak, ulusal bir hedefe dönüştürülebilir.
Avrupa Birliği'ne verilecek belgenin adı "Ulusal Belge"dir. Başka bir hayat düzeyine geçmek için bütün ulusun üzerinde ittifakla anlaştığı bir "yenilenme" belgesidir.
Ekonominin yaşamakta olduğu ve bütün kesimleri yıpratan krizin atlatılması için yapılacak yeni programın da Avrupa Birliği çerçevesine oturtulması hem en geniş uzlaşmaya yönelmeyi, hem de somut fayda hedefleri koymayı kolaylaştıracaktır.
Avrupa Birliği hedefi ya da "Avrupa Birliği düzeyinde bir toplum hedefi" eğer bugün uzaklaşmış gibi duruyorsa, bunun hangi yanlışların sonucu olduğunu bütün ülke bilmektedir.
Bu hedefi tekrar yakınlaştırmak tamamen siyasi yönetimin becerisine bağlıdır. Siyasi yönetimin de "canlanması", gerçek anlamda "yenilenmesi"yle mümkündür.