kapat

27.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )


Kaybedenler Ülkesi'nde futbol taraftarı

Futbol tarihimizin bir tek Avrupa Şampiyonu takımı var. UEFA şampiyonu Galatasaray... Üstelik daha geçen sezon kaldırmış bu kupayı.

Yani yaşanan güzel günlerin anısı henüz sıcaklığını kaybetmemiş...

Ama Star televizyonu, taraftarın Florya tesisleri önündeki protestosunu dakikalarca gösteriyor. Yetmiyor, bir daha gösteriyor...

Protesto mu bu?

Ne ilgisi var, bu resmen küfür kıyamet!..

Aralarda da futbolcuların "Fenerli" olduğunu söylüyorlar; onlar Galatasaraylı, futbolcular Fenerli!..

Şimdi ne demeli olup bitene?

"Bir avuç çapulcu" denilip geçilecek mi?

Star'a bu görüntülere çok yer verdiği için haklı olarak kızmak, sorunu çözecek mi?

Hayır!

Bence, fırsat bu fırsat, bazı gerçekleri ortaya koymak gerekiyor.

İster Galatasaraylı, ister Fenerli, ister başka bir takım taraftarı olsun...

Kimse takımını sevmiyor artık.

Sadece takımının başarısını seviyor!

Başarı yoksa, sevgi de yok!

Aslında sevilen, arzulanan, bağlanılan şey sadece başarı.

Sadece her mağlubiyette kendi takımına küfürle, taşla, tekmeyle saldıranlar mı böyle! Yoo...

Tuttuğu takımın maçlarını televizyon karşısında sıcak çayını yudumlayarak seyredenler de, takımının yediği her golde "şerefsiz" olduğunu haykırıyor; takımının atamadığı her golün "kansızlıktan" kaynaklandığına inanıyor. Yalan mı?..

Olayın bana inanılmaz gelen bir başka boyutu daha var.

Beşiktaş'ın birbirini izleyen kayıpları ve şampiyonluk umudunu az çok yitirmesinden sonra gelen mektuplara, fakslara bakıyorum.

15-16 yaşında gençler "Abi, ne yapıcaz biz ya! Vallahi bıktık. Galatasaraylı mı olsak, Fenerli mi?" gibi sözlerle yakınıyorlar.

Allah Allah!..

Belli ki, eski kuşakların hiç tanışık olmadığı bir tavır yavaş yavaş serpilip gelişmiş: Artık bütün taraftarlar "başarı"ya taraftar!

Tamam!

Biliyorum, Kaybedenler Ülkesi olup çıktık...

Sosyal, siyasal hayatımız bizi bu "lig"de oynamaya mecbur bırakıyor.

Ve bu duygu, bu kimlik öyle içimize işledi ki, ne yazık ki futbolun bize getirdiği sevinçleri, mutlulukları çarçabuk unutuyoruz...

Yine biliyorum ki, geniş kitlelerin başarma duygusunu tattıkları tek yer futbol...

Oysa ne hayatta, ne de futbolda; herkese yetecek kadar başarı var!

Ama herkese yetecek, herkesi mutlu edecek kadar sevgi varolabilir bu dünyada...

Başarı bir gün ellerimizin arasından kayıp gider, geriye sevgi kalır. Yeter ki sevgi olsun!

Brezilya futbolu mu?
Düşünün bakalım; Brezilya dışında top koşturan kaç Brezilyalı var? Tam on bin Brezilyalı ülkesinden uzakta futbol oynuyor. Rakamla 10.000.

Bugün Brezilya futbolu demek, Brezilya'da oynanan futbol anlamına gelmiyor... Sadece bu yeni "köle pazarı"na yataklık ediyor ülke futbolu...

Stadyumları her geçen gün biraz daha boşalıyor. Televizyonlar maç naklinden bile para kazanamıyor.

Jardel'e, Marcio'ya, Capone'ye biraz bu açıdan da bakmalı.

Bazen onların yüzlerini kaplayan acıklı teslimiyet ifadesinde bu gerçeğin de payı var.

Briegel'i unutun!
Scala böyle eleştirilemez! Briegel'i ve Briegel'in takımını överek Scala'yı eleştiremezsiniz.

Bunu yapanlar boş yere kafa karıştırıyor.

Ve futbol adına da komik oluyor.

Geçen sezon boyunca "ahı gitmiş vahı kalmış" bir Fenerbahçe vardı beyler, unuttunuz mu?

Yarışı sadece iki takım yapıyordu; Beşiktaş ve Galatasaray.

Galatasaray Avrupa'da boğuşuyordu, Beşiktaş'ın Avrupa umudu ise erkenden sönmüştü ve bütün dikkati lige odaklanmıştı.

Bu durumda lig ikincisi olmak Beşiktaş'ın kaderi haline gelmişti. Şampiyonluk ise başarı.

Burada bir tuhaflık yok. Ama abartılacak bir yan da yok...

Haydi bunu bırakalım, başka bir noktaya bakalım.

Sözgelimi; Rasim Kara döneminde önemli maçların hepsinden parlak sonuçlar ve doyurucu bir futbolla çıkmıştı Beşiktaş.

Peki Briegel döneminde öyle mi? Kesinlikle hayır!

Eee! O zaman ne konuşuyoruz?..

Scala'yı eleştirmeli, çözümlemeliyiz. Ben bunu her şey iyi giderken de yapıyordum.

Ama tartışma masasına Briegel'i getirenlere isyan ediyorum.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır