Diyarbakýr'da Gaffar Okkan'ýn anýsýna yapýlan ünlüler maçý resimlerine bakýyorum. Medyadaki erkekler maþallah ordu gibi.. Diyarbakýr'da bir de kadýnlar maçý yaparak sahaya medyanýn ünlü kadýnlarýný çýkarmayý düþünseler nasýl olurdu acaba? Ýki üç kiþi ya çýkar ya çýkmazdý.
Bunun nedenlerine kafa yormanýn, bu haksýzlýðý da ülke boyu adaletsizlikler arasýnda tartýþmanýn zamaný çoktan geldi.
Hemen açýn gazetelerinizi, TV'lerinizi ve bakýn.. Onlarca erkek yazar ve yýllanmýþ, ekrana Ðkoltuðuna yapýþmýþ býrakmayan liderler gibi- yapýþýp kalmýþ onca erkek imparator arasýnda kaç tane baþarýlý kadýn yazar veya tv programcýsý kadýn var, inceleyin ve görün..
Medyadaki bu erkek hegemonyasýnýn nedeni onlarýn daha akýllý olmasý mý?
Daha dayanýklý ve daha cesur olmalarý mý?
Zor þartlar altýnda yazý veya program çekimi mücadelesine onlarýn katlanýp, kadýnlarýn katlanamamasý mý?
Bunlarýn hiçbiri deðil, inanýn bana. Tek neden köþeleri tutan erkeklerin kadýnlarý kaçýrmalarý.. Ýstememeleri, kadýn baþarýsýna tahammül edemeyiþleri. Onun için de "imparator"larýn bulunduðu kanallar baþta olmak üzere önemli kanallarýn önemli haber programlarýnda sadece masalarýn baþýna salkým salkým dizilmiþ erkekleri izliyorsunuz.
Milliyet Yazarý Nilgün Cerrahoðlu benim sýrf bu nedenle katýlmadýðým bir toplantýdan söz ettiði, 1 Þubat tarihli ve "TV haberciliði; yalnýz erkekler için" baþlýklý yazýsýnda bu haksýzlýðý þöyle dile getiriyor: "Konu '21. yüzyýla girerken Türkiye'de tv yayýncýlýðý" idi (..) Kadýn gazeteci olarak sempozyumu izlemek benim için erkekler kahvesine dalmak gibiydi. Üst düzey yayýncý ve yöneticilerin tümü erkekti çünkü (...)
Bu 'çarpýcý fotoðrafýn' arkasýndaki 'ayrýmcýlýðýn' nedenlerini sordum:
- Sizlerle burada, ayný masa etrafýnda oturan niye tek bir kadýn yok?
- Niye Türkiye'de 'anchor woman' yok? Ve olanlar niye gazetecilik yerine sadece spikerlik ve güzellik kraliçeliðinden geliyor?
- Söylendiði gibi tv bir toplumun aynasýysa eðer, niye bu aynada belli yaþ üzeri; birikim sahibi kadýn yok? Aranan tek kýstas güzellik midir? Böyleyse bu kýstas niye erkeklerde aranmaz?
Saðolsun Ali Kýrca'dan baþka kimse almadý bu sorularý üstüne (...) bizde gerçekten 'anchor woman' olmadýðýný, bana hak verdiðini ancak ABD'de bile türünün tek örneði olarak Barbara Walters'ýn çýktýðýný, bunun bir 'ayrýmcýlýk olmadýðýný' söyledi Ali Kýrca."
Bu noktadan sonra "Düþündürücü olan da bu. TV dünyasýný yönetenler bu manzarada bir garabet görmüyor ve bunun bir ayrýmcýlýk olduðunu fark dahi etmiyorlar. Oysa birilerinin çýkýp 'Evet, bu doðru' demesini ve örneðin Larry King'in yapmýþ olduðu gibi 'Benim adým Larry King deðil, Loretta King olsaydý bulunduðum yerde olmam çok zorlaþýrdý' itirafýnda bulunmasýný çok arzu ederdim" diyor sevgili Nilgün Cerrahoðlu. Tabii baþta ABD (ve CNN) de olmak üzere ünlü 'ancor woman'lardan birçok ismi saymayý da unutmuyor.
Gitseydim bu sorularýn aynýný ben de sorardým. Nilgün'ün düþüncelerinin tümüne, üstelik canlý bir örnek olarak aynen katýlýyorum. Baþka kanallarýn tekliflerini reddederek çalýþtýðým kanalda, ünlü bir 'anchorman' yüzünden iþinden olma olayýný yaþadým ben. Bu haksýzlýða karar verildi mi bir kez, neden bulmak zor olmuyor onlar için.. Sizi ortadan kaldýrýyor ve yollarýna devam ediyorlar acýmasýzca.
Gülgžn Feyman da yaþadý. Türkiye'nin baþarýlý 'anchor woman'ý Feyman da bir baþka ünlü 'anchorman' geldiði için anýnda ekrandan silindi.
Siz hiç merak etmediniz mi; güzel konuþan, güzel yüzlü Gülgžn nerede diye?
Yazýlý basýnda da durum farksýz. Maddi, manevi üstün durumda erkekler.. Bakalým ne zaman imparatorlarýmýz medyada kadýnlara ayrýmcýlýk yapýldýðýný kabul edecekler.
Önce sýrasý gelmiþken, bugüne kadar incitmekten kaçýndýðým için yapmadýðým bir mesleki itirafta bulunayým;
Ben köþe yazýlarým dýþýnda sadece çok özel kiþilerle, seçilmiþ özel konulardaki röportajlarý yapýyorum. O özel kiþiler de ancak kendi dallarýnda "Türkiye'nin bir numarasý" olan isimlerdir. Ýlk kez bu röportajý yönetimden gelen istek üzerine yapmýþtým, yoksa adý geçen kadýn þarkýcýnýn benim listeme girmesi mümkün deðildir.
Ýkincisi, röportajlarýmda aslýnda insanlarýn özel yaþamlarýyla ilgili ýsrarlý soru sormam. Herkesin, sanatçýlarýn da kendileri açýklamadýklarý sürece özel yaþamlarýnýn kurcalanmasýnýn haksýzlýk olduðuna inanýrým. Sözkonusu soru, iki gün arka arkaya yayýnlanan bir röportajda kýsa bir bölümdü ve yine istek üzerine sorulmuþtu. O günlerde, her zaman baþarýlarýyla gündemde olan ve çok sevilen benim de takdir etttiðim ve dürüstlüðüne inandýðým bir spor adamý ile, muhtemelen o sýrada popüler þarkýya duyduðu ilgiden çýkan bir yakýþtýrma var. Gazete bu soruyu sormamý rica ediyor. Ne diyorsunuz diye soruyorum, cevabý kahkahalar arasýnda veriliyor. Verilmeyebilirdi ve yazýlmazdý. Ama verilmiþ.
Bantlar mahkemeye teslim edilmiþ. Ben söylenenleri yazdýðým için rahatým ama hukuki bir hata sonucu mahkeme günü bana bildirilmiyor. Ne evime, ne de iþ yerime.. Davaya o sýrada avukatlar arasýndaki bir devir iþlemi nedeniyle avukat da katýlmayýnca meydan boþ kalýyor.
Burada asýl üzücü olan önemli bir gazetenin böyle haksýz bir reklam için kullanýlmaya göz yummasý. Kendilerinin de her an baþýna gelebilecek bir durum için "Röportajcý istediði soruyu sorar, istemeyen cevaplamaz" demek yerine þarkýcýnýn reklamýna destek olmasý. Onlarýn bir yazarý Bakan Iþýlay Saygýn'la yaptýðý konuþmadan dolayý aðýr þekilde, önce kendi gazetesindeki meslektaþlarý tarafýndan eleþtirildiðinde ben atýlarak aynen yukarýdaki cümleyi yazmýþ ve yazar haklýdýr demiþtim.
Her neyse, gazeteciler sýk sýk mahkeme olaylarýyla karþýlaþýrlar. Ýkinci duruþmada orada olacaðým ve bu davanýn sonucunu da göreceðiz.
Bu arada kendinize þu soruyu sormanýzý istiyorum; kýzdýðýný söylemekle birlikte bu haným, bir yýl öncesinde kalan ve artýk unutulan konuyu neden sýk sýk hatýrlatýyor acaba?