Sabah'ın "Bülent Ecevit'in Arayış Yılları" başlıklı yazı dizisi büyük ilgi gördü. Dizi yayınlanmaya başlayınca o döneme ilişkin yeni bir çok bilgi ve belge bize ulaştı. Bu bilgi ve belgeler arasında "MİT'in Arayış'ı dinlemek için nasıl yan binada bir büro kiraladığından", Bülent Ecevit'in cezaevinden 1982 Anayasa Tasarısı'na ilişkin hiç yayımlanmamış yazıları da bulunuyor. Peki 12 Eylül dönemi ve Arayış konusunda Başbakan Ecevit ne diyordu? İşte Ecevit'in değerlendirmeleri:
CHP'liler sizi "Neyi arıyor, aradığı her şey parti programında var" diye eliştiriyorlardı. Bugün ise CHP bir arayış içinde. Bu arayışa CHP o dönem girseydi, durumu bugünkünden farklı olur muydu?
Tabii ona şüphe yok. Aslında 12 Eylül olmasaydı CHP bölünecekti. Daha önce bölünme olmuştu. Başka bölünmeler de olacaktı. Daha sağlıklı, daha tutarlı, daha çağdaş bir CHP olabilecekti. Eğer öyle bir CHP yapılanması ve doğrultusu ortaya çıkabilseydi, belki 12 Eylül müdahalesi de olmayabilirdi. O dönemin daha ağır nedenleri var. Ancak şunu insafla söylemek gerekir: Kendi içinde kavgalar ve mücadeleler vardı ama CHP dışarda barış simgesiydi, kavgaların tam dışında kalmıştı. Tarihsel açıdan, eski CHP açısından çok övünülecek bir durumdur. Ama ideolojik bakımdan düşünce bakımdan yerine oturamamıştı. Onun için ayrı bir oluşuma gereksinim vardı. Tabii CHP'nin kendisi o ayrımı gerçekleştiriyordu ama buna fırsat kalmadan 12 Eylül oldu.
Demirel ile ortak bir demokrasi mücadelesi için bir temasınız oldu mu?
Anayasa hazırlığı aşamasını cezaevinden çok dikkatli izliyordum. Her gün birkaç saat çalışıyordum cezaevinde. Düşüncelerimi arkadaşlarıma iletiyordum. Onlar da bu fikirleri olanak bulabildikleri ölçüde dile getiriyorlardı. O sırada Demirel ile bir görüşme girişimim oldu. Fakat reddetti.
Demirel o gün o önerinizi kabul etseydi bugünkü hukuk sistemi, demokratik sistem daha farklı oluşabilir miydi?
Tabii... Ama fazla da abartmamak gerekir. Ne de olsa bir askeri yönetimdi, yaptığına kolay kolay karşı çıkılamayan bir yönetim vardı. Ancak bedeli göze alarak bireysel çıkışlar olabiliyordu. Ancak demokrasiye dönüş sürecinin fazla uzamaması gerektiğini askerler de biliyorlardı. O zaman Türkiye'nin NATO içindeki saygınlığı çok ciddi sıkıntı içine girebilirdi. Askerler düşünceleri demokratik olmasa bile Türkiye'nin saygınlığına önem veren bir kesimdi. O dönemin fazla uzamaması gerektiğine içtenlikle inanıyorlardı. Ben de o kısa sürenin gerçekten kısa olması için elimden gelen çabayı gösteriyordum.