|
|

Şeytan üçgeni
F.Bahçe iki mağlubiyet alırsa ortalık yine toz duman olur. Orada tam bir şeytan üçgeni var: Aziz Yıldırım, Oğuz Çetin'le Denizli'yi denetliyor
Futbol bu. İyi gitti mi, herşey güllük gülistanlık. Kötü gitti mi yandın. Beşiktaş'ta ateş bacayı sardı. G.Saray'daki ocağın altına ha bire odun atılıyor. Ama kazanın üzerinde kapak var. Henüz taşma arefesine gelmedi. F.Bahçe'ye dönüyoruz, dışarıdan bakılınca gül bahçesi ama kazın ayağı futbolda öyle değildir. Sarı lacivertliler iki mağlubiyet alırlarsa, ortalık yine toz duman olur.
Yoksa büyü mü var?
Bu F.Bahçe'yi Türkiye'de çok takım yener. 10 kişi kalan Beşiktaş karşısında ne durumlara düştüler, hepimiz gördük. Ama Fenerbahçe içeride kazanıyor. Peki aynı takım niye dışarıda rahat kazanamıyor? Bir büyü mü var, yoksa içeride oynanan maçlarda herşey onların istediği gibi mi yönleniyor (!) veya yönlendiriliyor (!)
Mustafa Denizli de konuşmuyor, Aziz Yıldırım da. İkisi de sezon sonunda konuşacaklarını söylüyorlar. Aslında orada tam bir şeytan üçgeni var; Oğuz Çetin, Mustafa, Aziz. Aziz Yıldırım, Oğuz'u getirdi. Hem dolaylı yoldan Mustafa'yı denetliyor, hem de Oğuz takım üzerinde Aziz'in gözü kulağı.
Rüzgârın yönü bilinmez
Mustafa da kesin bundan rahatsız. Ama benim bildiğim Mustafa, buzdolabı gibidir. Çok şeyi bilir, dışarıya hissettirmez. Ama herşeyi karakaplı deftere yazar. Ve bir gün de ortaya atar Aziz Yıldırım nasıl, "31 Mayıs'tan sonra konuşuruz" diyorsa, Mustafa da 1 Haziran'dan sonra neler konuşacağını herhalde planlıyordur, "Hangisini önce fırına vereceğim" diye. Yani bakmayın sarı-lacivertilerin cephesinde olayların çok düzgün yürüdüğüne. Futbol bu. İş bitmeden sakın kimse paçaları sıvamasın. Rüzgârın nereden eseceği belli olmaz.
Bir fanatik ve tehditler
Sporda tek şey vardır, cesaret. Bu olmazsa ne yönetici olabilirsin, ne teknik adam, ne futbolcu, ne hakem. Tabii ki gazeteci de. Ali Sami Alkış... Söyledikleri doğrudur, değildir, tartışılır. Ama bir şeyi tartışılmaz. Bildiğini, eyyam yapmadan "dan" diye söylüyor. Herkes G.Saray'ı cilalarken, tehlikeyi gören, yazan ve konuşan ufacık bir grubun içinde o da vardı.
Terim RTÜK gibi
3-2'lik Kocaeli depreminden sonra seyircinin biri onu resmen tehdit etti. O vatandaş acaba Ali ile teke tek kalsa, aynı tarz konuşabilir mi, merak ediyorum. Aslında düşünüyorum da, o vatandaşın yaptığı doğru mu yanlış mı kendi kendime tartışıyorum. İtalya'da teknik direktörlük yapan Fatih Terim'in Türkiye'ye telefon açıp, "CINE5'in yaptığı yayını kesin. Yoksa ben kestiririm" dediği, daha ileri gidip devam ederek, sonunda, "Fiorentina maçlarını sizde yayınlattırmam" felsefesinin olduğu bir ülkede, fanatik bir taraftarın Alkış'a posta atmasına hoşgörüyle bakmak gerek (!) Ne de olsa burası Türkiye. Gücü, gücüne yetene... Yerse !
G.Saray buzdolabında
G.Saray'daki olay kasım ayı sonunda patlayacaktı ama grup maçlarını geçmeleri ve 2. grup maçlarının şubat ortasında başlaması, olayları buzdolabına kaldırdı. Milan'ı yenip, bu grubu da geçerse buzdolabı çalışmaya devam edecek. Sakın futbolcuları takımı satmakla suçlamasın kimse. Onlar anormal özveriyle takımı bugünlere taşıdılar. Burada günah ve hata tamamen yönetimin. Ticari hayatta çoğu başarılı. Aynı hataları özel işlerinde yapabilirler mi? Nasıl olsa G.Saray. Yarın ceketlerini alıp gidecekler. Elde Avrupa'nın iki kupası var, belki uzun yıllar tekrar gelmeyecek. G.Saray mali olarak dibe çökse ne olur?
Güneş sıkıntılı ama susacak
Şenol Güneş'in Milli Takım'da işi zor. Elinde 8-10 yıllık bir Milli Takım çekirdeği var ama çoğu artık işin sonuna doğru gelmeye başladı. Gençler bulmak gerekir. Şu ana kadar göze batan, dişe dokunur bir isim bulamıyorsunuz. Çünkü Türkiye 'hurda' yabancıların gelmesiyle resmen "futbolcu çöplüğüne" döndü. Kendi çocuğumuz yetişemiyor. Şöyle bir bakın, bütün takımların kalesinde yabancılar var. Peki, oynatmadan nasıl futbolcu yetiştireceğiz? Mutlak Şenol Güneş de bunun sıkıntısını çekiyordur. Ama çıkıp net konuşacağını zannetmiyorum. Ne de olsa 5+1 kararını alan, bu sorunlardan dolayı maçların FIFA'ya gitmesini sağlayacak olan federasyon onu göreve getirdi. Aylık aldığı ücret de 55 bin dolar. Türkiye'nin böyle bir ekonomik çöküntüsünde susmak, konuşmaktan iyidir herhalde!
Assolist Beşiktaş!
G.Saray, Beşiktaş'a kötü örnek oldu. Siyah-beyazlılar da sarı-kırmızılıların izinden gitmeye başladılar. Şu anda 40 milyon dolar borç var. Borç faizlerini yöneticiler aralarında ödüyor. Yani 40 milyon duruyor. Karşılığında ne var? Satabilecekleri bir Karhan ve Nouma. Scala'yı satamayacaklarına göre... Takımın da durumu ortada. Yani Bilgili ve grubunun operasyonu şu anda başarısız. Belki takım üçüncü bile olamayacak. O zaman Seba'nın günahı neydi? Ama Allah var, yeni ekibin yaptığı birşey çok iyi. "Beşiktaş'ın vizyonu yok. Gazetelerde manşete, televizyonlarda reytingin tepesine çıkamıyoruz" diyorlardı. Şimdi iki yerde de assolistler!
Mehmet ve Ayhan
Mehmet ile Ayhan, F.Bahçe maçında oynamayacaklar da hangi maçta oynayacaklar? Bu şu demektir: "Biz artık kulüp olarak sizden ümidi kestik." Mehmet yıl sonunu getirmeye mecbur. En tabii hakkı olan jübileyi yapacak, sesini de çıkarmayacak. Bu saatten sonra Ayhan'ın da takım araması lazım. Ama bazı şeyler belli olmaz. Beşiktaş'a yeni bir hoca gelmeye kalkar, "Mehmet'le bir sene daha devam edeceğim, Ayhan da bana lazım, kalsın" derse ne olur? Olmaz olmaz demeyin, bakarsınız olur.
İkinci deprem
Sefa Sirmen kendini yine kanıtladı. Yaptığı cesur operasyonla, şemsiyeyi ters çevirdi. Bu olay bence Kocaeli'nde yaşanan 2. depremdir. Öncekinde çok üzüldüydük, bunda seviniyoruz. Hikmet Karaman'a da bravo. Ama Hikmet için kafamda bir soru işareti var. Eski çalıştığı başkanlar, "İyi çıkar. Ama 7-8 hafta sonra düşüşü başlar" diyor. Adana konusunda Karaman haklı çıktıydı. Kocaeli'nde vizyona giren, zevkle seyrettiğimiz filmin sonunu beraber göreceğiz.
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|