|
|
Lig bitti gibi
Önce Sezar'ın hakkını Sezar'a verelim...
Hikmet Karaman, o küme düşmesi neredeyse kesin gibi görünen Kocaeli'den harika bir takım yaratmış. 90 dakika koşan, bıkmadan usanmadan pres yapan, 6-7 kişiyle savunma yaparken, kontrataklarda 5-6 kişi olan, olağanüstü bir Avrupa takımı... Öyle görünüyor ki, birkaç maç sonra Kocaeli küme düşme hattını çok gerilerde bırakacak. Kutlarız.
Galatasaray'a gelince... Aslında Galatasaraylar'a gelince demek lazım. Çünkü dün sahada iki Galatasaray seyrettik. Birinci devrede bıkmış, usanmış, futbol oynamaktan vazgeçmiş, "Şu maç bitse de evimize gitsek" dercesine sahada gayesiz dolaşan bir Galatasaray... Daha 15. dakikada durum 3-0 olabilirdi. Dobrowski, Taffarel ile karşı karşıyayken hayatının en kötü vuruşunu yaptı. Serdar, egoizmi yüzünden pas vermeyince mutlak gol kaçtı. Arkadan Alex'in olağanüstü güzel şutu direkte patladı. Ve bunların hiçbiri Galatasaray'ı harekete geçirmedi. Yığınla eksik yetmiyormuş gibi Ergün ve Okan da sakatlanınca Galatasaray maçı neredeyse bıraktı.
Arif, Hagi, Emre kayıp
İkinci yarıya, ikinci Galatasaray çıktı. Hızlı ve hırslı oynuyorlardı. Hagi topları ezmese, Arif hayatının en berbat futbolunu oynamasa, Emre "Ben İnterli'yim artık" havalarında topa lütfen müdahale etmese, geri kalan 8 adam çok daha fazla şey yapabilirdi. Ve Galatasaray kötü oynarken yemediği golleri, iyi oynamaya başlayınca yedi.
2-0'dan sonra bu ikinci Galatasaray'ın gerçekten olağanüstü şahlanışını izledik. Vedat da sakatlanınca oyuna Marcio'yu alıp 3 bekle savunma yapmaya karar veren Lucescu tam bir ölüm kalım riskini göze almış gibiydi. Bu riski çok pahalı ödemesini Taffarel iki inanılmaz kurtarışla önlerken, hücumda zaman zaman 9 kişi olmaya başlayan Galatasaray, bir Hagi-Serkan kombinasyonuyla birinci, ve Serkan'ın kendi hırsı ve top takibiyle yarattığı ikinci golle beraberliği bulunca Lucescu'ya düşen paniklemiş görünen Kocaeli önünde 4'lü savunmaya dönüp, galibiyet golünü aramaktı.
Faruk'un hediyesi
Ama Lucescu çok hızlı kontratak yaptığını maçın başından beri en az 10 kere gösteren Kocaeli'ni dikkate almadı. Haklı mıydı, haksız mıydı, bilemiyorum. Çünkü bu sırada Galatasaray Arif'in akıl almaz beceriksizlikleriyle kaç tane pozisyonu ziyan etti, sayamadık. Bir futbolcu ancak bu kadar kötü oynayabilir.
Ve ardından gerçekten talihsizlik geldi. O ana kadar Galatasaray'ın tartışmasız en iyilerinden Faruk beklenmedik bir hatayla topu kaptırdı. Ardından yanıbaşında duran Engin'i marke etmek için atak da yapmadı. Engin'i bomboş gören Alex topu arkadaşının önüne bırakınca iki adım gerideki Faruk tribünlerdeki binler gibi golü seyretti.
Yarış artık ikincilik için
Galatasaray çok kıymetli bir 3 puanı daha gene Ali Sami Yen'de Kocaeli'ne değil, Fenerbahçe'ye bıraktı. Ve lig de galiba bitti. Fenerbahçe'nin durumu meydanda. Hakemlerin durumu meydanda. Medyanın durumu meydanda. Galatasaray'ın bu 5 puanlık farkı kapaması artık mucize olur. Bundan sonra mücadele Şampiyonlar Ligi'ne gidecek ikinci takım olmak için Beşiktaş ile yapılacak gibi görünüyor.
Metin Tokat, ilk yarıda iyi bir Kocaelili idi. Serkan'ın gözünün önünde itilişine seyirci kalışı, olmadık ofsaytlar kaldıran yardımcısına uyuşu kendisini fena halde rahatsız etmiş olmalı ki, ikinci yarıda telafi yolları arar gibi takdir haklarını Galatasaray lehine kullanmaya başladı. İş işten geçtikten sonra...
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|