Türkiye ekonomisi için olabileceklerin en kötüsü geçen hafta gerçekleşti.
* İki günde yüzde 57'ye varan bir devalüasyon oldu.
* Faizler yüzde 7.500'e kadar (geceliği yüzde 20'ye geliyor) tırmandı.
* Bankacılık sistemi kilitlendi. Ödemeler sistemi ilk kez arka arakaya dört gün çalışmadı. Ekonominin damarları tıkandı.
* Türkiye olarak dünyada arta kalan kredibilitemizi de kaybettik. Kredi notumuz düştü. Yurtiçinde de ekonomi yönetimine ve hükümete inancımız kayboldu.
Kısaca oyun bitti. Sıfırı tükettik. Bundan daha kötüsü olamazdı.
Hükümet hafta sonunu sorunu çözmek üzere politika arayışları ve bakan-bürokrat değişikliği ile geçirdi.
Cuma akşamı da Merkez Bankası piyasaya likidite vererek kamu bankalarından başlayarak zincirleme bütün bankacılık sistemini kilitleyen ödemeler sorununu aştı. Türkiye tarihinde ilk kez görülen üstüste dört günlük ödeme sorunu ancak beşinci günde çözüldü.
* Dalgalanma azalacak- Ekonomide yaşanan bu büyük depremin ardından bu hafta taşların yerine oturacağı hafta.
Ödemeler sorunu aşıldıktan sonra faizler yönünü düşüşe çevirebilir.
Dalgalanmaya bırakılan döviz kurlarının nerede oturacağı da bu hafta kestirilebilir hale gelebilir.
Eğer küresel krizin tetikleyicisi olmayacaksak döviz kurunun nerede duracağını alınacak önlemlerin hızı, dünyadan gelecek yardım ve ekonominin teslim edileceği kişinin özellikleri belirleyecek.
Ancak dalgalanmanın boyutunun giderek azalacağını söylemek mümkün.
Yeni ekonomi yönetimi ile bu hafta yeni programın ana hatları ortaya çıkabilir.
Bütün bunlarla birlikte Türkiye için en kötü gün geride bırakılmış, kara bulutlar dağıtılmaya başlanmış olur.
* Küresel kriz riski- Yeter ki yarattığımız kriz, dünyaya yayılıp bir küresel krize yol açmasın. Eğer Türkiye krizi böyle bir talihsiz gelişmeye doğru giderse bizim için sorun yok. Önlem almaya da gerek yok. Nasıl olsa diğer ülkeler de bizim durumumuza düşeceği için, göreli olarak bir kaybımız olmayacak. Bu durumda dünya ile birlikte kötü kaderi paylaşacağız.
3 5. Büyük çöküşün sonu- Borsa için en kötü dönem sona erdi. Hem faizlerin astronomik düzeylere çıktığı hem de devalüasyonun gerçekleştiği 22 Şubat Perşembe günü borsa endeksi de 0.71 centle dip düzeyini yaptı. 17 Ocak 2000'de 3.79 centten başlayan düşüş 13 ayda devalüasyonun da yardımıyla yüzde 81'e vardı. Bu düşüş oranı ve düşüş süresi bizce yeterli. Yandaki grafikte de borsanın tarihinde yaşadığı 5 büyük yükseliş ve sonrasındaki düşüşler veriliyor. Çıkışların ve düşüşlerin boyutunu ve süresini elbette politik, ekonomik, psikolojik pek çok etken etkiledi. Bu sefer de aynısı olacak. Borsa için devalüasyonla birlikte en kötü günün geride kaldığını düşünüyoruz. Çünkü hem faizin hem de dövizde yakın bir zamanda böyle bir gelişme beklemiyoruz.
* Devalüasyon canlılığı- Üstelik devalüasyon yapılan ülkelerin borsalarının da canlandığını eklemek gerekiyor. Bizde de 1994'te devalüasyon sonrasında borsa canlanmıştı. Ancak bu hemen borsanın yeni bir tarihi zirve yapacağı anlamına gelmiyor. Beşinci büyük düşüşün dibini bulduk. Bundan sonra borsanın uzun vadeli yönü yukarı doğru. Bu çıkışın hızını ve varacağı yeri yine sayısız faktör belirleyecek.
* Sonuç- "Her bulutun arkasında bir güneş vardır" Anonim