kapat

25.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


Rahatlatan telefonda bayıltan konuşma!

Başkan Bush Başbakan Ecevit'i arıyor...

Memlekette bir moral bir moral... Ne o?

Bush bizimkini aradı.

Eh sonra?

Sonrası yok!

Görüşmeye bakalım...

Bush: Sayın Başbakan

Ecevit: Sayın Başkan Bush. Sizinle konuşmak büyük şeref ve mutluluk.

***

Buraya kadar iyi...

Gerçi -sevin sevmeyin- Özal olsaydı daha şu aşmada...

"Sen bana 'Turgut' de ben sana 'George' diyeyim, en yakın müttefikimizle daha samimi olma mecburiyetimiz var" demişti bile.

Neyse, isteyen bunu "Ecevit çok ciddi bir devlet adamıdır, sululuklar yapmaz" diye de algılayabilir. Böyle düşünenlerden ricam, yazıyı okumaya devam etsinler.

***

Bush: Benimle konuştuğunuz için teşekkür ederim. Sizinle yüz yüze konuşmak için sabırsızlanıyorum ("GEL KONUŞALIM" MESAJI BİR).

Ecevit: Çok kibarsınız.

***

Şu aşamada bir fırsat kaçtı... Dileyen Türk terbiyesi desin ama... Bush'la konuşmakla Türk sofra adabını karıştırmamak gerek... "Biraz daha pilav alır mıydınız" "Yok sağolun!"

Ev sahibi "Ama sizin için yaptık vallahi" diyecek de öyle alacaksınız...

Rahmetli Turgut Özal olsaydı şu aşamada "Eh çok fazla sabırsızlanmanı istemem George, yarın yarım saat ayırabileceksen hemen geleyim" demişti bile. Ve şimdi göreceksiniz diplomatik lisanda Bush, daha kaç kez, "Biraz daha pilav alır mısınız?" diyecek!

***

Bush: Birkaç nedenden dolayı aradım. Birincisi kendimi tanıtmak. Çünkü bence en iyisi iki liderin kişisel tanışıklığı ("GEL KONUŞALIM" MESAJI İKİ). İkinci olarak, sizin hükümetiniz ile benim yönetimim dostluğumuzu sürdürmek için çok yakın çalışacak. Türkiye çok önemli bir dost ve ben bu dostluğun sağlanması için çok çalışacağım.

Ecevit: Çok rahatlatıcı. Bunları sizden bire bir duymak önemli. ABD ile stratejik işbirliğine çok önem veriyoruz ve sizin başkanlığınız süresince de bu işbirliğini sürdürmekten çok büyük mutluluk duyacağım.

Bush: Ben de bunu istiyorum. Siz çok önemli bir ülkesiniz. Bizim ülkemizde çok güçlü dostlarınız var. Dış politika uzmanlarım ve ulusal güvenlik uzmanlarım Türkiye'nin barışı koruma konusunda öneminin farkında ve sizinle çalışmak istiyorlar ("BARİ BİZİM ÇOCUKLAR ORAYA GELSİN" MESAJI BİR). Şu sıralarda zor günler yaşadığınızı biliyorum ve sizin için en iyisinin olmasını istiyorum. Reform programını sürdürürken çok cesur davrandınız. Bu cesaretli liderliğinizi göstermeye devam edeceğinizi biliyorum ve IMF ile çalışmalara devam edeceğinizi biliyorum.

Ecevit: Bu sözler çok rahatlatıcı. Çünkü dostlarımızın işbirliği ve desteğine ihtiyacımız var. Ekonomimiz sert sulardan geçiyor. Bu sıcak sözlerinize teşekkür ederim Bay başkan. Bu büyük bir onur.

Bush: Çok önemli liderlik yetenekleriniz var. Sizin için en iyisini diliyorum. Her türlü öneriniz için benim yönetimim açık olacaktır ("GEL KONUŞALIM" MESAJI ÜÇ). Siz de benimle konuşmak isterseniz sadece birkaç mil ötedeyim ("GEL KONUŞALIM" MESAJI DÖRT). Telefonu kaldırın ve ihtiyacınız olduğunda beni arayın ("GEL KONUŞALIM" MESAJI BEŞ).

Ecevit: Çok kibarsınız Sayın Başkan. Çok teşekkür ederim.

Bush: Sizinle tanışmak için can atıyorum ("GEL KONUŞALIM" MESAJI BEŞ YÜZ ELLİ BEŞ!) ve sizin için en iyisini diliyorum.

Ecevit: O sizin iyiliğiniz. Çok kibarsınız çok teşekkür ederim Bay Başkan.

***

Bu konuşmadan sonra...

Başbakan Ecevit soluğu -yanında koalisyon ortakları, Dışişleri Bakanı yanı sıra işadamlarıyla birlikte- Washington'da alsaydı...

"İncirliği zırt pırt kullanacağınız belli. Bizim de ekonominin hali belli, şunu bir dengeleyelim" deseydi... Arkasından Bill Gates'le bir buluşup "Bill, biz bir gecede havaya attığımız parayı teknoloji altyapısına teşvik olarak vermiş olsaydık dünyanın en ileri teknoloji altyapısına sahip olacaktık. Özelleştirmede de geciktik... Amerika'da bu alanda önde gelenlerle konuşmak istiyoruz.

Devlet güvencesi veriyorum, dünya teknolojisini buraya çekmek için ne gerekirse yapacağım. Bana bir yatırım planıyla gelin, bütün kolaylıkları tanıyacağız" deseydi...

Bush "Welcome Prime Minister Ecevit" kapısını ağzına kadar açtığında o kapıdan geçmeyi becerseydik...

Şu anda Türkiye kara kara düşüneceğine, "Her şeyde bir hayır vardır, yere düştük para bulup kalkıyoruz" yorumları yapacaktı!

***

Bush bu telefon konuşması sırasında ne yapıyordu biliyor musunuz?

İngiliz Başbakan Blair'i Camp David'de ağırlıyordu ve basına...

"İkimizin de diş macunu Colgate" diye açıklama yapmıştı.

Ve aslında bize "George, benim de diş macunum Colgate, yarın gelsem olur mu" diyebilecek Başbakan lazım!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır