


Kuşadası-Diyarbakır hattı
Adalet eski Bakanı Hasan Denizkurdu: Geçen dönem Kutlu Aktaş, Zekeriya Temizel ve ben üçümüz de bakan iken... Bir liste çıkardık... Yolsuzluk, mafya ve bunların siyasi uzantıları. Ortaya 250 dalı olan bir ağaç çıktı. Sonra mı? Üçümüz de uçurulduk...
Kuşadası'nda, Ege-Koop'un seminerinde, Adalet eski Bakanı Hasan Denizkurdu "Türkiye'yi 250 büyük hırsız soyuyor" diye konuşmaya başlayınca...
Bütün salon "kulak kesildi."
Denizkurdu "bildiklerim var" diye devam etti.
Biz "bildiklerini anlatmasını" beklerken...
Eski Bakan "konuşamıyorum" dedi.
AĞACIN DALI
Salonda "en öndeki sırada" oturuyorduk.
Hasan Bey'e seslendik:
- Konuş!.. Konuş!..
Konuştu:
- Kutlu Aktaş (İçişleri eski Bakanı), Zekeriya Temizel (Maliye eski Bakanı) ve ben... Geçen dönem... Üçümüz de Bakan iken... Oturduk, çalıştık, bir liste çıkardık... Yolsuzluk... Mafya... Organize suç... Bunların siyasi uzantıları... Ortaya "250 dalı olan bir ağaç" çıktı... Tam 250 isim... Türkiye'nin kanını emenler.
SONRASI
Denizkurdu'nu dinlerken dayanamadık.
"Eee... Sonra" diye seslendik.
Eski Bakan'ın tepkisi:
- Sonra mı?.. Sonra üçümüz de uçurulduk... Yeniden milletvekili yapılmadık.
ACI GERÇEK
Yine dayanamadık.
Denizkurdu'na "el, kol işaretleri" yaptık. "Devam et" dercesine.
Devam etti.
- Şu anda operasyon falan oluyor ama... 250 kişiden sadece on ya da on beş kişinin üstüne gidilebiliyor... Acı ama gerçek.
ASKER OLMADAN
Seminerde herkes "gidişattan" şikâyet etti.
Ancak...
Dinleyenler "çare... Öneri... Proje" istiyorlardı.
"Çare" diye ısrar gelince...
Denizkurdu dedi ki:
- Çare sivil toplum... Çare, toplumun Meclis'e baskı yapması... Meclis'i ablukaya alması... Çare, değişim... İnşalah bunu asker yapmaz.
ÖZELEŞTİRİ
Konuşmacılardan biri de, ANAP, İstanbul Milletvekili Emre Kocaoğlu idi.
Son derece "açıksözlü."
İşte söylediklerinden bir demet:
* Türkiye yolsuzluğa bulaştı... Birinciliği siyasete verdiler.
* Yolsuzlukların muhafızı, yeni Bizans'tır... Yani Ankara.
* Ankara bir atanmışlar diktatörlüğüdür.
* Siyasetçi ülkeyi yönettiğini sanıyor... Oysa Türkiye'yi asıl yöneten, bürokrasidir.
Emre Kocaoğlu "çok alkış aldı."
DİYARBAKIR
Konuşmaların en heyecanlı yerinde bir "not" uzatıldı:
- Devlet Bakanı Sayın Fikret Ünlü sizi arıyor... Önemliymiş.
Toplantıyı bıraktık.
Telefona gittik.
Fikret Bey "Güneydoğu'dan" arıyordu:
- Diyarbakır'a bekliyorum... Maça çıkacaksın... Kuşadası'ndan, acele buraya gel... Diyarbakır çok iyi... Gel, bizzat gör.
İKLİM
Sahi...
Diyarbakır nasıl?
"Bu soruya" aldığımız yanıtlar şöyle...
OHAL Bölge Valisi Gökhan Aydıner:
- Halk, PKK'nın propagandasına itibar etmiyor... Halk teröre, teröriste karşı.
Diyarbakır Valisi Cemil Serhadlı:
- Bulutlar dağılıyor... Güneş açıyor... Diyarbakır'da huzur, güven ortamı sağlanıyor.
Diyarbakırspor Başkanı Adnan Ötüken:
- Diyarbakır'ın tutkalı, Diyarbakırspor... Ankara'da bunun farkında... Ah bir de Gaffar müdürün katilleri yakalansa...
Diyarbakır Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Sapan:
- Şok dağılıyor... Bahar havası geri geliyor... Bir de katiller ele geçirilse...
Devlet Bakanı Fikret Ünlü "hemen gel" diye ısrar edince...
Yanımızdakilere döndük:
- Uçak... Diyarbakır... Acaba... İstanbul üstünden mi?.. Yoksa Ankara... Yer var mı?
Bu sırada...
"Esmer... Bıyıklı.... İriyarı biri" sesini yükseltti:
- Allah'ına kurban... Yeter ki sen kararını ver... Seni Mercedes'le uçurarak Diyarbakır'a götürüm.... Vallah, uçaktan önce varırız.
Güldük.
Ve takıldık.
KEMAL KARDEŞ
- Olur, gidelim... Sonra biz uçakla döneriz... Sen Diyarbakır'da... Memleketinde kalırsın.
Bu defa "Diyarbakırlı" güldü:
- Yok babo... Kuşadası'nda inşaatımız vardır... Ayrıca... Diyarbakır da bizim memleketimiz, İzmir de... Kuşadası da... Biz... Hepimiz... Kardaş değil miyiz?
Diyarbakırlıyı, elinden tuttuğumuz gibi, seminer salonuna soktuk.
Ve Ege-Koop Başkanı Hüseyin Aslan'a dedik ki:
- Konuşmacı lazımsa... Al sana bir konuşmacı. Diyarbakırlı Kemal kardeş.