kapat

25.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Yağmur damlası

Dün Cumartesi idi ve yağmur yağıyordu.. Bazen şiddetleniyor, bazen sakinleşiyor, ama hep yağıyordu.. Bir ara önce camın arkasından, sonra camı açarak yağmur damlalarını seyrettim.. Hüzünlü yağmur damlaları..

Kafamın içinde likiditasyon, devalüasyon, konsolidasyon, ödemeler dengesi, döviz paritesi, kira, taksit, fakirlik, kredi kartı borçları, okul taksiti, çarşı-pazar fiyatları..

Kafamın içinde sürekli bu kelimeler dolaşıyor.. Düşündükçe insanı bunaltan kelimeler.. Bu kelimelerin getirdiği uykusuz geceler..

Ve cüce Şubat kurbanı bir Türkiye manzarası ile karşı karşıya kalıyorum.. Bundan dört ay önce, Amerikalı uzmanlara "Dibe vurduk mu?" diye sormuştum. "Daha değil" demişlerdi..

Eğer vurduksa, artık bu noktada durmalı.. Yok daha vurmadıksa ve vuracaksak, işte esas felaketi o zaman yaşacağız ulus olarak..

Düşünüyorum "Acaba Cumhurbaşkanı Necdet Sezer Anayasal hakkını kullanarak, bundan böyle hükümete başkanlık etmeye başlasa, daha mı iyi olur?"

Cevabını bulamıyorum.. İyi mi olur, yoksa daha mı kötü olur, bilemiyorum ki, size de söyleyebileyim.. "Ülke daha büyük bir kaosa mı gider?" Bilmiyorum değerli okurlarımız..

Bildiğim tek şey, Cumhurbaşkanına halkın inanılmaz güveni.. O'nun hukukun üstünlüğünü savunmasını şiddetle desteklemesi.. Ama sadece bu özellik yeterli mi acaba? Ecevit de son derece dürüst bir politikacı.. Ama yeterli oldu mu Türkiye'yi yönetmeye? Olmadı, hem de hiç olmadı.. Hem bakalım Sezer "Siyasete girmek ister mi?" Hiç öyle bir görüntüsü yok.. İstemez gibime geliyor..

Kafamın dışında ve gözlerimin önünde ise, bu saatlerde, yağmur damlaları var.. Bir tür sığınma yeri.. O küçücük damlaya sığınmak..

Biliyor musunuz; insanlar bunaldıkları zaman, çok isteseler de, çok ihtiyaçları olsa da, bazen konuşmak istedikleri kişiyi o anda bulamazlar.. O kadar ihtiyaçları olduğu halde, yoktur o kişi..

Ve o zaman yağmur damlalarına sarılırlar.. Onlarla konuşurlar.. Ve konuştukça, yağmur damlasının hüzünlendiğini görürler..

"Nasıl çıkacağız bu işin içinden yağmur damlası?"

Yağmur damlası cevap vermez.. Vermez ama, bir anlayış pırıltısı vardır sanki o damlanın içinde.. Çünkü siz öyle görürsünüz.. Sizinle birlikte hüzünlenmesi hoşunuza gider.. "Hiç olmazsa duygularımı paylaşıyor" dersiniz kendi kendinize..

Bu süreç içinde kendi kendinize konuştuğunuz aklınıza bile gelmez.. İster dışa vurarak, ister kafanızın içinde, her insan kendi kendine konuşur.. Düşünmek de, kendi kendine konuşmanın bir türüdür bize göre..

Onun için yağmur damlası ile konuşmanızda bir sakınca yok.. Eğer sizin oralarda bugün yağmur yağıyorsa , bir deneyin o yağmur damlası ile konuşmayı.. İster camınıza düşen, ister yaprağa dokunan yağmur damlası ile konuşmaya çalışın..

Yağmur damlası ile konuştukça, kendinizi bir masal dünyasına seyahat ederken de bulabilirsiniz.. Bunun için biraz hayal gücünüzü kullanın bu Pazar günü.. Çünkü buna ulus olarak ihtiyacımız var. Hiç olmazsa bir saat için yapmaya çalışın bunu.. Bir saat için herşeyinizi paylaşın onunla.. Göreceksiniz ki, rahatlayacaksınız..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır