kapat

25.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Sen oyna yavrum, sen oyna...

Biten yüzyılın başında İstanbul'da yaşamış, nükteleriyle ünlü bir Borazan Tevfik vardı...

Keşke Tevfik Bey, şimdi sağ olsaydı...

"Ulus-devlet" modelinin aşılmakta olduğunu bir türlü algılayamayanları da, o ikna edebilirdi; bir anda T.L.'nin yüzde 40 oranında devalüe edilmesinden kaynaklanan ve tüm ülkeyi kaplayan derin sarsıntıları da, o yatıştırabilirdi; KKTC'de başgösteren Ğyanardağ değilse de-, yanartepecik patlamalarını da, o söndürebilirdi; Fransa'ya uyguladığımız ekonomik ambargoyu da, o yeniden gündeme sokabilirdi; Avrupa Birliği'nin Kopenhag kriterlerine karşı patlatılan hamasi "hayır"ları da, o dönüştürebilirdi Charles Cros'un ünlü Çirozname şiirine; Ankara egemenlerinin rezalet bir fiyaskoyla 20. Yüzyıl'ı da ıskalayarak, "yaşam kalitesi" açısından ülkeyi, Yunanistan'ın bile 65 basamak altına düşürmüş olmalarına da, o ancak yeni bir ahenk getirebilirdi...

Nasıl mı?

Ankara egemenlerinin resmi açıklamalarını bizzat okuyarak ve sonunda, kendisinin Borazan lakabıyla anılmasının gerekçesini tüm ülkeye göstererek...

Borazan lakabının gerekçesi mi neydi?

Tevfik Bey'in istediği zaman yellene yellene kıçıyla borazan çalabilmesiydi...

Karagöz, Hacivat'a soruyordu: - Hacı cavcav, bazıları Ecevit'in istikrar koalisyonu için, "T.L.'nin devalüe edilmesiyle iktidarda şafak attı" diyorlar; sen ne diyorsun?

- Aman Karagözüm efendim; hiç "şafak attı" olur mu; şafak çok gerilerde kaldı. Bu şimdiki guruptur...

- Meclis grubu mu?

- Hayır, batış gurubu...

Bektaşiye sormuşlar: - Politikacılar halkımızı genellikle arslana, kaplana, kurda, kartala benzetiyorlar. Sen neye benzetiyorsun halkımızı?

Baba erenler:

- Üzüme, demiş.

- Neden üzüme?

Bektaşi:

- Çünkü keyif çatmak isteyenler, demiş; ezip suyunu çıkarırlar her ikisinin de...

Bazı siyasetçiler, koalisyonu oluşturan parti liderlerini, biribirlerinden nasıl ayıracaklarını düşünüyorlarmış...

Kendilerine belki yardımcı olur, diye; bir eski zaman büyüsünü de, denemelerini öneririz...

Büyünün reçetesi şöyle:

Üç aylık bir bebeğin kakasını alarak iyice kuruttuktan sonra, bir güzel dövüp karabiberle karıştırsınlar.

Yedi gün, ikindiden sonra, üç "Ya Sin" ile birer "Elham" okuyarak, ayrılmasını istedikleri kişilerin adlarını tekrarlaya tekrarlaya, sağa sola üflesinler ve "El firak" diye göğe doğru yavaşça bağırsınlar...

Sonra da kurutup karabiberle karıştırdıkları üç aylık bebek kakasını; ayrılmalarını istedikleri kişilerin ilk sabah kahvesine, yahut çayına karıştırarak; ard arda üç sabah kendilerine içirsinler...

Onlar kahvelerini, yahut çaylarını bitirince de; büyünün sıkıca tutması için, iki rekat namaz kılsınlar ve Kuran-ı Kerim'den bir sure okuyarak, bu ayrılıkları, gerçekleştirmesini yalvarsınlar Tanrı'ya...

Kurutulup karabiberle karıştırılmış üç aylık bebek kakasını, ilk sabah kahvesi, yahut çayıyla içmiş olan; yedi gün içinde bağlandığı kişi, yahut kişilerden buz gibi soğuyacak ve bir daha onun, yahut onların yüzüne hiç bakmayacaktır...

Biliyorsunuz siyasette her yöntem mubahtır...

Her şey vatan için; malum ya...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır