|
|
Hedef 850 bin TL
Ankara, dalgalı kura geçildikten sonra doların 850 bin TL'de istikrar kazanacağını planladı. işte nedenleri...
Ekonomi bürokrasisi, perşembe sabahından itibaren dalgalanmaya bırakılan ve iki gün yüzde 57'lik değer kaybı sonucu 1 milyon 78 bin liraya yükselen ABD dolarında hedefini belirledi: 850 bin TL . Ekonomi bürokrasisi yüzde 25 seviyesinde bir devalüasyonu öngörüyor. Dalgalanma öncesi 1 ABD doları 685 bin lira seviyesindeydi. Bu hedef tabii ki akla bazı sorular getiriyor. Dolar madem 850 bin lira olacaktı, Merkez Bankası resmi kuru neden 1 milyon 78 bin liraya kadar çıkarttı? Serbest piyasada döviz 850-900 bin aralığına gerilemişken, Merkez Bankası'nın kuru neden serbest piyasanın yüzde 20-25 üzerinde seyrediyor?
Bu soruların cevabı kurun nasıl belirlendiğinde yatıyor. 5 Nisan devalüasyonu sonrasında uygulanan yönteme göre Merkez Bankası kurları serbest bırakmış gibi görünse de aslında tek belirleyiciydi. Merkez Bankası her enflasyon datasının açıklanması sonrasında, döviz kuruna alım ya da satım yönünde müdahale ediyor, fiyat istediği noktaya gelince resmi kuru ilan ediyordu. Bu mesaj bankalar tarafından hemen alınıyor, piyasa Merkez Bankası'nın verdiği mesaja göre hareket ediyordu.
BANKALAR MECBUR
1 Ocak 2000 tarihinden itibaren ise, kurlar önceden açıklanmaya başladı. "Crawling peg" yani sürüklenen çıpa uygulamasına göre euro ve dolardan oluşan kur sepetinin günlük değerleri önceden açıklandı. Böylece Türkiye, bir tür para kurulu "currency board" sistemine geçti. Kur ve enflasyon hedefleri belirlendi, Merkez Bankası sadece satın aldığı döviz karşılığı piyasaya TL sürmeye başladı.
Perşembe günü geçilen sistem ise dalgalanan kur (free float) sistemi. MGK kavgasının tetiklediği 3 günlük kriz sonucunda Ankara kuru serbest bıraktı. İşte son 2 günlük ilan edilen kur da dalgalı piyasada oluşan fiyatlar.
Merkez Bankası 2 gündür piyasaya döviz satmıyor. Merkez Bankası gözetimindeki döviz piyasasında bankalar birbirleri arasında işlem yapıyor. Çarşamba günü bu piyasada 40-50 milyon dolarlık işlem oldu. Cuma günü yapılan işlemler ise 100 milyon dolara yaklaştı. Her iki rakam da, gerçekçi bir piyasanın oluşması için gereğinden çok, çok az. Ama kuru piyasanın belirleyeceği ilan edildiği Merkez Bankası bu işlemlerin ortalamasını alarak resmi kuru ilan ediyor.
İşte bu noktada serbest piyasa ile Merkez Bankası kuru arasındaki uçurumun nedenine geliyoruz. Serbest piyasada küçük yatırımcılar, Merkez Bankası piyasasında ise bankalar alım satım yapıyor. Resmi kurun oluştuğu Merkez Bankası piyasasında işlem yapan bankaların döviz ihtiyacı vatandaşa göre çok daha fazla. Çünkü bankaların açık pozisyonları yaklaşık 15 milyar dolar ve Türkiye'deki kriz nedeniyle yurtdışı kredi imkanları da tamamen kapanmış durumda. Döviz borçlarını ödemekte zorlanan bankalar yurtdışı yükümlülüklerini yerine getirmek için yüksek fiyatlardan döviz almaya razı oluyorlar. Çünkü yükümlülüklerin yerine getirilememesi bir bankanın Fon'a devredilmesi için yeterli neden sayılıyor. Dolayısıyla bankalar böyle bir duruma düşmek yerine yüksek fiyatlardan döviz satın alma yoluna gidiyorlar. Talebin miktarı ve ihtiyaç gerekçesi farklı olduğu için bankalararası piyasada döviz kuru çok daha yüksekten uçuyor.
Şimdi 'neden 850 bin lira' sorusunun cevabını arayalım.
5 Nisan krizinde 3.5 ay süren para krizi sonucunda toplam devalüasyon yüzde 167 olmuştu. Bugün ise yüzde 25 civarındaki bir devalüasyonun yeterliliğinden söz ediliyor. Bunun en önemli nedeni, 5 Nisan krizinde Merkez Bankası'nin döviz rezervi 3 milyar dolara kadar gerilemişti. Bugün rezerv tutarı neredeyse 29 milyar dolar.
GÜVEN SARSILDI
'Madem döviz bol, o zaman devalüasyona ne gerek var?' sorusunun cevabı da, uygulanan istikrar programına olan güvenin sarsılmasından kaynaklanıyor. Türk Telekom ve THY özelleştirmelerinde yaşanan kuşku ve bazı yapısal düzenlemelerin gecikmesi Kasım krizine yol açmıştı. Ama asıl daha önemlisi devalüasyon ile TL maliyeti arasındaki fark gereğinden çok fazla açılmıştı. Yani, bir ihracatçının piyasadaki faiz oranlarıyla kaynak sağlayıp ürettiği malı, yine piyasadaki döviz kuru üzerinden fiyatlandırarak satıp, para kazanması olasılığı kalmamıştı. Yani programın sonu geliyordu. MGK krizinde yine dövize saldırı ve astronomik faizler gündeme gelince programın bittiği kesinleşti. Artık kontağı kapatıp, yeni önlemler paketi hazırlandıktan sonra yola çıkılması gerekiyordu. Dövizde gereken fiyat düzeltmesi şarttı. Şimdi o günleri yaşıyoruz. Kur serbest bırakıldı ve yeni önlemler geliyor. Yükselen döviz fiyatları halkın iştahını kestiği için sokaktan talep fazla değil. Dış kredi olanakları kesilen bankalar ise dövizde alıcı konumunda.
Dış destekli yeni paketin piyasada tekrar güveni sağlaması ve dış kredi musluklarının yeniden açılması bekleniyor. Bu durumda bankaların döviz talebi de normal seviyeye inecek. Bu ortam sağlandıktan sonra döviz kurları da olması gereken yere oturacak. İşte bürokrasinin belirlediği bu noktada 1 doların 850 bin lira olması bekleniyor. Tüm bunların tek şartı var: Kararlılıkla uygulanacak kapsamlı ve dış destekli bir paket. Yani yeni bir heyecan...
|
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|