kapat

23.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


"Köşk'teki Hâkim"

Türkiye'nin yıllardır acımasızca talan edilmekte olduğunun, Hazine'nin, devlet bankalarının tamtakır bırakıldığının, devlet içinde devletler yaratıldığının farkındayız ve artık buna susmak istemiyoruz. Bu tamam!

Cumhurbaşkanı Sezer'in bir hukuk adamı olarak hakka hukuka bağlılığını, yolsuzlukların üzerine gitmek istemesini takdirle karşılıyoruz ve ona destek olmak istiyoruz. Bu da tamam!

Bu iki noktada Türkiye çoğunluğunun hemfikir olduğu ortada.

Doğruları saptayabiliyoruz ama olaylara objektif bakamıyoruz. Ecevit ne olursa olsun toplantıyı terketmemeliydi.

Ecevit ne olursa olsun TV'de açıklama yapmamalıydı.

Hüsamettin Özkan olaya karışmamalı ve asla Cumhurbaşkanı'na böyle davranmamalıydı diyoruz. Ona ve diğer bakanlara kızıyoruz (DSP grup toplantısında ağlaşan milletvekillerine daha da çok kızıyoruz.)

Bize göre, Türkiye ekonomisini çökerten bu skandal kavgada tek haklı var, o da bugüne kadar Türkiye'nin yakaladığı en dürüst devlet adamı; Sezer...

Oysa gerçeği tek cümleyle Yargıtay Başkanı Sami Selçuk özetlemiş;

"Bazı makamlara çıkanlar öfkelenme ve gücenme haklarını yitirirler."

Bu söz her iki taraf için de geçerli, Ecevit için olduğu kadar Sezer için de.

MGK gibi, ülkenin güvenlik siyasetinin oluştuğu en ciddi toplantıda ülke çapında (ve hatta Türkiye için dünya çapında) bir güvenlik krizi yaratmaya her ikisinin de hakkı yoktu. Yolsuzlukların üzerine gitmenin yöntemi bu değildir.

Sezer'i, dürüst ve iyi bir hukukçu olduğunu bilerek cumhurbaşkanlığına aday gösteren Ecevit'in kendisi.. Bir korkusu olsa onu ister miydi?

Birçok yolsuzluk bu hükümet döneminde ortaya çıkmadı mı?

Peki o zaman neden Sezer sadece Ecevit'e yükleniyor, neden şüphelendiği konularda açıksözlü davranmak yerine onu suçluyor?

Borsanın o anda çökmesini, faizlerin, dövizin fırlayarak insanlara birikimlerinin, maaşlarının üçte birini kaybettirmesini, iç ve dış piyasalarda oluşan muazzam istikrarsızlığı bir yana bırakın, halkı futbol takımı tutar gibi ikiye bölmek devletin zirvesindeki isimlere yakışır mı?

Abdullah Muradoğlu'nun "Köşk'teki Hâkim" kitabında Sezer'in 9. İslam Zirve Toplantısı'nda yaptığı konuşmalar var.

"Umut zafere ulaşacaksa bu ancak görüşmeler yoluyla hakça ve kalıcı bir barış kurulmasıyla olanaklıdır. Şiddet yalnızca durumu içinden çıkılmaz hale sokar" diyor konuşmasında. Bunu diğer devlet başkanlarına öneriyor ama kendisi, üstelik kendi başbakanına karşı uygulayamıyor.

Meclis'teki iç tüzük kavgası dahil bu olaylar tümüyle yanlış, rol oynayanların tümü haksız ve tarih karşısında suçludur.

Hiç değilse yaşanılan dramdan ders almayı bilmelerini, bundan böyle o makamlarda şahısları olarak değil, Türkiye olarak oturdukların farketmelerini dilemekten başka elden bir şey gelmiyor!

İtiraza bakın!
Avukat çift Kezban ve Hüseyin Hatemi Medeni Kanun değişikliklerinin tartışıldığı Siyaset Meydanı ile ilgili yazımda her ikisinin de eski Medeni Kanun'u ve hatta Mecelle'yi savunmalarına şaşırdığımı belirten sözlerime içerlemişler ve:

"19 Şubat 2001 tarihli yazınızdaki yanlış anlama ve yanlış aktarmalarınızdan dolayı üzüntü duyduk" diyen bir faks göndermişler.

Cevaplayayım, yanlış anlama yok. Sonuna kadar izlediğim programda bütün hukukçular, Adalet Komisyonu Başkanı, Bakan ve herkes de onları aynen benim gibi anladı. Ve cevapları da ona göre verdi.

Doğru anladığımı kendilerinin de anlamasını sağlayacak bir kaç konuşma aktarayım şimdi programdan:

Kezban Hatemi "Israrla Mecelle'nin eşitsizlik yaptığı söyleniyor" dedikten sonra hemen evlatlıkla evlenme yasağına geçiyor.

Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Turgut Akıntürk bunun üzerine "İnsaf edin, miras ve boşanmayı söyleyin, eşitlik var mıydı? Siz öğrencilerinize böyle mi öğretiyorsunuz?" diye soruyor. Kezban Hanım "Evet efendim, eşitlik vardı" cevabını veriyor.

Turgut Akıntürk Hatemiler'in "aceleye getiriliyor" itirazlarına karşılık "Dörtbuçuk yıl bu komisyon çalıştı. Tasarı bütün ilgililere, bakanlıklara gönderildi. Neredeyse ömrümüz yetmeyecek çıkartmaya.. Ne acelesi?" diyor, Kezban Hatemi yine itiraz ediyor.

Hüseyin Hatemi mevcut Medeni Kanun'u savunurken değişikliklerin kadının aleyhine olduğunu söylüyor. Arapça şiirler okuyor ve bir fıkra ile Türk kadınlarını Nasreddin Hoca'nın "Yoğurt alırken altın bileziklerini tartıya koyan" aptal karısına benzetiyor. İkisi birlikte Mecelle'nin dini bir hukuk olmadığını haykırıyorlar.

Hâlâ söylediklerini anlamadığım konusunda tereddütleri varsa program kasetini bulup bir kez izlesinler. Ben doğru anladım, yanlış bir şey varsa o da Hatemi çiftinin bu konudaki tutumları..

Henüz zaman varken doğruyu bulacaklarını umuyorum!

(Not: Yine de iyice emin olmak için Prof. Akıntürk'ü aradım. "Hiç yanlış anlamamışsınız, benim bütün hukuk öğrencilerim de aynen sizin gibi anlamışlar" cevabını verdi. Yeterlidir sanırım.)

Doktorların cevabı
Geçen yazımda doktorlara kalp krizlerinin nitrogliserin içeren Nitrolingual spreyi ile durdurulup durdurulamayacağını sormuştum. Kalp uzmanlarından gelen cevaplar eğer kriz nedeni kalp adalesi değil de koroner damarların tıkanması veya spazmı ise nitrogliserinin etkili olduğunu anlatıyor.

Örneğin International Hospital Kardiyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Turgut Tuğrul Okay "Kalp adalesinden kaynaklanan anormal düzensiz elektrik deşarjlarının kalbi durdurması ile oluşan krizlerde göğüs kafesinin üstünden elektrik verilmesi gerekir.

Bu gelişmeden önce ağrı safhasında koroner spazm var ise nitrogliserin çok etkili, pıhtının damarı tıkamasıyla oluşan enfarktüste ise kısmen etkilidir" diyor. Kalp tehlikesi olanlara (ve olmayanlara, hiç beklemeyenlerin de başına gelebiliyor) duyuruyorum.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır