
İşte Saray'ın gizli bahçesi
Geçen hafta G.Saraylı bir futbolcuyla uzun uzun sohbet etme fırsatı buldum. İşte virgülüne dokunmadan bana anlattıkları:
"Kulüpte yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Ama içimiz rahat değil. Sorunlardan dolayı futbolumuzu sahaya yansıtamıyor ve maçlara konsantre olamıyoruz.
Gelecekle ilgili belirsizliğin etkisini takımın üstünden atamıyorlar. Sezon başından beri, verilen sözlerin hiçbiri yerine getirilmedi. Geçen sezondan alacağı olan arkadaşlarımız var. Sezon başından beri, sadece ilk maçın primlerini alabildik. Bir de Şampiyonlar Ligi'nde 2. tura çıkmanın primini verdiler. Aşağı-yukarı toplam her futbolcunun 250 bin dolara yakın alacağı var. Bunun içinde maç başı transfer paraları ve primler de dahil.
Geçmişte Fatih Hoca'ya çok güveniyorduk ve biliyorduk ki, büyüğümüz olarak bizim hakkımızı koruyacak. O zaman da sorunlar oluyordu ama hocaya inandığımız için bunlar daha da büyümüyordu.
"Aldatılmaktan bıktık"
Bizi bu parasızlık elbette etkiliyor. Ama en üzüldüğümüz taraf, yöneticilerin umursamaz ve lakayıt tavırları. En son "15 martta tüm alacaklarınız ödenecek" dediler. Ama geçmişteki sözler hep ertelendiği için güvenimiz sarsıldı. Bu sefer de yerine getirileceğine ihtimal vermiyoruz.
Bizi en fazla üzen ilgisizlik ve alâkasızlık. Böyle giderse önümüzdeki sezon G.Saray dağılacak. Emre ile Okan bir Avrupa kulübüyle kesin anlaştılar. Hakan Ünsal da sakatlanmasa o da gidiyordu. Herkese Avrupa'dan teklif var. Gitmek de istemiyoruz. Ancak hem sorunlar yaşayıp hem de başarılı maçlar çıkarmak zor. Çünkü maçlara konsantre olamıyorsunuz.
Aldatılmaktan bıktık. Fatih Hoca'nın gideceğine ihtimal veremiyorduk. Hele Ankara'daki konuşmaları sonucunda "Kesin kalıyor" dedik. 3 arkadaşımızın, transferine ön ayak oldu. Ertesi gün çekip gitti. Aslında hepsine iyi transfer teklifleri vardı.
En üzüldüğümüz ve kızdığımız, "Biz bu kadar para veriyoruz, beğenmiyorsanız çekip gidin" demeleri. Sizler olsanız bu mantıktaki yöneticilere nasıl güvenip nasıl saygı duyarsınız?