kapat

16.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )


Kayıplara ne oldu?

Birleşmiş Milletler'in İşkenceyi Önleme Komisyonu heyeti, incelemeler yapmak üzere 24 Aralık'ta Türkiye'de olacak. İlginç olan heyetin geliş nedeni. Heyet geliyor çünkü, komisyon Türkiye'ye tam 9 yıl önce yaptığı bir başvuruya en sonunda, olumlu yanıt almış.

Uluslararası bir kuruluşun ziyaret ve inceleme başvurusunu dokuz yıl hasır altı etmek, pek safiyane bir şey olmasa gerekir. Bugün bu izin, ülkedeki işkence sayısı ve uygulamalarında düşüş olduğu varsayımından hareketle verildiyse, o da pek garip bir durum oluşturur. Çünkü bu toprakların ve bu sistemin sakıbası büyüktür. Sabıkalılar da hala ortadadır.

Bu sistem ve bu sabıkalılar, 90'lı yılların başında, ülkeye, özellikle Güneydoğu bölgesine korkunç ve korkutucu günler yaşatmıştı. Sayısı yüzleri bulan faili meçhul cinayet işlenmiş, binlerce kayıp vakıası yaşanmıştı. O dönemde herkes sorumluluğu birbirine çıkarıyor, PKK, devleti suçluyor, devlet fail olarak Hizbullah ve PKK'dan sözediyor, Hizbullah'ın kaçırma ve öldürme eylemlerinde resmi bağlantılar bulunduğu söyleniyor, Yeşiller, Cem Ersever'ler ortalıkta at koşturuyordu.

Sonra birçok olay açığa çıktı. "Kanlı oyun"a aynı anda tüm oyuncuların katıldığı anlaşıldı. "Resmi cinayet"ler, PKK'nın kendi içinde yaptığı temizlik ve en nihayet Hizbullah'ın kendi amacı için giriştirği kaçırma ve öldürmeler; hepsi içiçe girmiş, hepsi birbirinden cesaret almıştı. Ama resmi ağızlar dünün dilini kullanmaya, tüm kayıp ve ölümlerin faturasını kendi dışındaki örgüt, çete ve kişilere yüklemeye devam ettiler. Türk kamuoyu bu örgütler ile Susurluk'un "resmi çete"leri arasındaki ilişki ve alışveriş hakkında birkaç ipucu, bir kaç ifade dışında fazla bilgi sahibi olamadı.

Susurluk skandalı sonrası süreçte ve Hizbullah örgütünün eylemlerinin ortaya çıkarılmasıyla birçok olay açığa çıkarken, çok sayıda diğer olay tam da bu nedenle karanlıkta kaldı. Örneğin bugüne kadar izine rastlanmayan kayıpların sayısı hala 300.

Üstelik bunlara yeni kayıplar ekleniyor....

Bir süredir televizyonlarda ve gazetelerde HADEP Silopi İlce Başkanı Serdar Tanış ile ilçe üyesi Ebubekir Deniz'in gözaltına alınması sonrası kaybolmalarına ilişkin haberler yer alıyor. Gaffar Okkan cinayetinin hemen sonrasına rastgelmeleriyle, bu kayıplar "kanlı oyun"un hala devam ettiği akla getiriyor.

İlginçtir dün yaşanan şekil açısından da tekerrür ediyor: Resmi otorite yaptığı açıklamalarda yine Hizbullah'tan, kaçakçı kavgasından ve örgütlerin iç hesaplaşmasından sözediyor. Öylesine ki, kaybolan kişilerin jandarmaya yakın olduğunu bu yüzden örgütler tarafından cezalandırılmış olabileceğini söylüyor.

Ama güneş balçıkla sıvanmaz.

Bir Yüksekova olayı hatırlıyorum, örneğin. Bir gün bu ilçede yaşayan Vahap adlı bir kişiden gelen bir telefon üzerine, o olayın üzerine gitmiş ve bir yazı hazırlamıştım, ama dönemin İçişleri Bakanı Ağar bir bütün gün gazete yöneticilerine bunun örgüt içi ve sıradan bir mesele olduğunu telkin etmişti. Güneş balçık'la sıvanmadı, Yüksekova'nın ardında Susurluk çeteleri'nin olduğu ortaya çıktı, bu çetelerin en üst düzeyde korunduğu anlaşıldı.

Şüphe yok; kim olurlarsa olsunlar ne suçlular cezasız kalmalı, ne de bazı kişi makamlar gereksiz tönmek altında bırakılmalı; ama bilin ki, Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in kaybolması pis kokuyor. Jandarma karakoluna girdikleri gören var, çıktıklarını gören yok. Kayıplardan Tanış'ın bilgisayarında bulunan başbakanlığa yazılmış bir dilekçede "bababının ve kendisinin Alay Komutanı tarafından ölümle tehdit edildiği" ibaresi var.

Yarın bu pis kokunun üzerinde duracağız...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır