kapat

16.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
M. NURİ YILMAZ


Balıkesir'de önemli ve anlamlı bir program

Atatürk'ün 7 Şubat 1923'te Balıkesir Zağnospaşa Camii minberinde yaptığı tarihi konuşmanın 78. yıldönümü münasebetiyle Balıkesir Valiliğinin organizesinde düzenlenen etkinliklere katıldım ve orada Mustafa Kemal Atatürk'ün Ulusumuz ve Ülkemiz için anlamı ve önemi her geçen gün daha da artan, günümüze de ışık tutan konuşması ve "Kuvay-ı Milliye ve Milli Mücadele" konulu bir konferans verdim. Bu konferansımda dinleyicilerimle paylaştığım hususları özet olarak siz değerli okuyucularımla da paylaşmak istiyorum.

Türk Milleti olarak pek az millete nasip olmuş büyük bir tarihi geçmişe sahibiz. Milletimizin geçmişinde tarih şuurunun en güzel şekilde tezahür ettiği olaylardan birisi de hiç şüphesiz varoluş mücadelesi olan "Milli Mücadele"dir. Bir kutlu mücadele Halide Edib'in son derece yerinde ifadesiyle "Türkün ateşle imtihanı" olan en önemli hadiselerden biridir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün; bundan 78 yıl önce Balıkesir'e gelerek; bu mücadelenin başarıyla sonuçlanmasında en önemli âmil olan ve hayatlarını bu yolda feda edenler ile, ülkenin esenliği için okuttuğu Mevlid-ı Şeriften sonra Minbere çıkarak yaptığı tarihi konuşma; yıllar öncesinden günümüzü aydınlatan bir meşale gibi önümüzde durmaktadır. Bu tarihi konuşmada Atatürk Camilerin fonksiyonlarına, dinin özüne, din adamlarının niteliklerine, milli birlik-beraberliğin önemine büyük bir vukufiyetle değinmiş, önemli tespitlerde bulunmuştur. Bu tespitlerle ortaya konulan eksiklikler tamamlandıkça, ülkemiz daha da güçlenerek esenliğe kavuşacaktır.

***

Bu konuşma, Atatürk'ün realize ettiği bütün hareketlerin temel felsefesini ortaya koyan bir konuşmadır. Atatürk bu konuşmasında, Yüce İslam'ın insanların maddi ve manevi mutluluklarını hedef alan en son ve en mütekamil bir din olduğunu, akla ve mantığa ters düşen prensipler ihtiva etmediğini vurgulamıştır. Bunlar son derece yerinde tespitlerdir. Gerçekten de İslam akla, mantığa ve bilime son derece önem veren bir dindir.

Zaman zaman içine düştüğümüz bunalımların, medeniyet ve teknoloji yarışında geri kalışımızın faturası maksatlı olarak İslam'a kesilmek istenmiştir. İşte Atatürk bu konuşmasında bunun doğru olmadığını açık ve sade bir dille ortaya koymuş, İslam dininin üzerine bina edildiği akli temelleri şu şekilde ifade etmiştir: "İnsanlara manevi mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere uymamış olsa idi bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır."

Atatürk o günlerde toplumun içine düştüğü buhranın ve aldığı yenilgilerin sebebinin din olmadığını 78 yıl önce veciz bir ifadeyle dile getirmiştir. Bu gerçek günümüzde de böyledir. Atatürk; her türlü çıkar hesaplarıyla din adına ileri sürülen ve yaşatılmaya çalışılan bidat ve hurafeler ile; dinin saf ve temiz çehresini karartan, özünde ve temelinde mevcut olan canlı, hamleci ruhunu zayıflatan zihniyetin temsilcileriyle mücadele etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak, camilerin fonksiyonlarına daha çok işlerlik kazandırmak amacıyla, teknolojinin imkanlarından da faydalanılmak suretiyle; halkımızı çeşitli yöntemlerle aydınlatılmaktayız. Bu bağlamda; sağlık sorunlarından çevre, terör, israf, iktisat gibi muhtelif muhtevalı konulara varıncaya kadar pek çok güncel konu vaaz ve hutbelerde dile getirilmektedir. Ayrıca "Cami Dersleri" adı altında bir programı bu eğitim ve öğretim yılının başında hayata geçirmiş bulunmaktayız.

***

Son olarak şunu belirtmekte fayda görüyorum. Tarihin tekerrür etmesine ve milli mücadele öncesi tecrübe edilen olumsuz sahnelerin tekrar yaşanmasına müsaade etmemek bizim elimizdedir. Özellikle "Sözde Ermeni Soykırımı" tasarısının Fransız parlamentosunda yasalaşması ve diğer bazı Avrupa ülkelerinin de bu tür eğilimleri ortaya koyması bizim ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğumuzu her davranışımızda göstermemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. Ülkemizin önünde yeni ufuklar mevcuttur. Muasır medeniyet seviyesine muhakkak ulaşmalıyız. Milli ve manevi değerlerimizden aldığımız eşsiz özelliklerimizi yaşatma gayreti içinde olmalıyız. Bu, bizim çocuklarımıza ve gençlerimize bırakabileceğimiz en değerli miras olacaktır. Bizden öncekilerin bağımsızlığı, Cumhuriyeti ve bu yüce Devleti bize miras bıraktıkları gibi, bizim de geleceğimiz olan yavurlarımıza bırakacak bir şeylerimiz olmalıdır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır