kapat

16.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Piyonlar suçludur, mağdur değil

Susurluk Davası'nın sonuçları karşısında milletçe yaşadığImız hayal kırıklığını, karamsarlığı anlamamak ve paylaşmamak mümkün değil.

Neler ummuştuk o zamanlar.

Bu kamyon kazası, siyasi tarihimizde bir dönüm noktası olacaktı. Türkiye ilk kez kendi Gladio'suyla resmen tanışacak ve onu yargılayacaktı. Bir ucu parlamentoya, bir ucu polise, bir ucu orduya uzanan bu suç örgütü onyıllardır gizlendiği derin sulardan sığlıklara sürüklenecekti. Hepimiz, dalgaların sahile attığı o koca enkazı yakından görmek için sahile koşacaktık.

Bu öyle bir temizlik olacaktı ki, bundan böyle kimse "devletin zaman zaman rutin dışına çıkabileceğini" söylemeye cesaret edemeyecekti. Bir de şu geldiğimiz noktaya bakın:

Biri MİT mensubu, biri Özel Harekat'çı; diğerlerinin çoğu polis memuru olan 14 sanık hüküm giyiyor. Ama, bazı yüksek devlet görevlilerinin ifadesi bile alınamıyor. Çatlı'yla defalarca telefon görüşmeleri yapan Tuğgeneral Veli Küçük hiç birşey olmamış gibi sakin bir emeklilik hayatı yaşıyor. Mehmet Ağar dokunulmazlık zırhının arkasında hâlâ politika yapıyor.

Çete üyeleri hapsi boylarken, çeteyi kurma emri verenler yerlerinde duruyor.

Bütün bunlar son derece moral bozucu, hırslandırıcı gelişmeler.

Ama bir noktada dikkatli olmak lazım.

Karardan sonra yapılan birçok değerlendirmede, çok açık bir biçimde ifade edilmese de, alttan alta paylaşılan bir duygu var; o da şu: Asıl sorumlular cezalandırılmadığı için "ayak takımı"nın cezalandırılmasından vicdanen rahatsız olmak...

Kimileri bu rahatsızlığı "gerçek suçluların" yakasına yapışılmadığı şeklinde ifade ediyorlar. Sanki hüküm giyenler sahte suçluymuş, gerçek suçlular arasında yer almıyormuş gibi...

Kimileri ise cezalandırılanların nihayet piyon olduğunu ve aldığı emri uyguladığını söylerken, Korkut Eken'in devlete yönelik kinayeli sözlerine neredeyse hak veren türden ifadeler kullanıyor.

Öyle bir psikolojik atmosfer ki, büyükbaşlar yargılanamadı diye, İbrahim Şahin, Korkut Eken gibiler neredeyse suçlu değil mağdur ilan edilecek.

Bana kalırsa bu son derece sakıncalı bir düşünce tarzı. Susurluk Davası'nda tepedekilerin yargılanmayışları, "ayak takımı"na haksızlık yapıldığı anlamına gelmez. Piyonların cezalandırılmasının "adaletsizlik" olduğunu söyleyenler, istemeden de olsa, bireyi, bireysel suç kavramını ve suç olan bir fiile piyonluk etmenin de suç olduğu gerçeğini gölgeliyorlar. Evet, şahların, vezirlerin, atların ve fillerin cezasız kalması hepimizi hınçlandırıyor. Ama bu hınç, piyonlara acıma noktasına gelirse çok tehlikeli olur. Piyonlar da cezalandırılmalıdır. Şahlar ve vezirler elimizde olmayan nedenlerle paçayı sıyırtmış bile olsa; bu, piyonların cezalandırılmasını haksız ya da adaletsiz yapmaz. Piyonlar pis bir savaşta piyonluk yapmış olmanın cezasını çekmelidir. Hem adalet bunu gerektirdiği için, hem de ibret olması için... Çekmelidir ki, suç cezasız kalmasın ve bundan sonra şahlar ve vezirler, piyonluk yaptıracak kimse bulamasın.

Bu nokta, bizim gibi iki ayrı yargı sisteminin varolduğu, devlet memurlarının idari hukukla koruma altına alındığı bir ülkede özellikle önemlidir.

Hatırlayın, bu ülkede devlet memurları kendi kusurlarının yol açtığı zararın sorumluluğunu taşımazlar, şahsi bedel ödemezler. Bir devlet memuru, bir vatandaşa zarar verdiği zaman ödenecek tazminat devlete rücu eder. Yani "emir kulu"nun bireysel sorumluluğu yokedilir.

Böyle bir gelenek zaten sürüp giderken, Susurluk Davası'nda "gerçek suçluların cezasız kaldığını" söylerseniz, "piyonların cezalandırılmasının vicdanları rahatsız ettiğinden" şikayet ederseniz, hele hele bu yüzden "devlet kavramının aşındığını" ileri sürerseniz, tazminatlar konusunda söz konusu olan "sorumsuzluğu" ceza davalarına da taşımış, bu kötü geleneği daha da besleyip büyütmüş olursunuz.

Bireysel sorumluluğun yok edildiği her yerde, suç anonimleşir ve yaygınlaşır. Ve bundan en çok yararlananlar, yine tepedeki suçlular olur.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır