kapat

16.02.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Türkiye dünyanın en ilginç ülkesidir

Milyonlarca dünya insanı, farkında olmadığı için gelmiyor ama aslında Türkiye'nin turizm gelirlerini beşe ona katlamak çok kolay.

Dünyanın bir numaralı turizm ülkesi olmamız için, ufacık bir tanıtım kampanyası yeterli.

Hem öyle güneş, deniz, tarih, yemek sunacağız diye uğraşmamıza da gerek yok. Tek bir tema çevresinde yapılmalı bu kampanya.

Dersiniz ki; "Artık dünyada örneği kalmamış eski rejimleri yaşamak istiyorsanız Türkiye'ye buyurun!"

Alt başlıklarda da meramınızı iyice anlatırsınız:

"Soğuk savaş bitti mi sanıyorsunuz?

Sovyetler Birliği'nin ve Berlin duvarının yıkıldığı fikrinde misiniz?

Eski rejimlerdeki devlet saltanatı ve hamaset edebiyatının nasıl bir şey olduğunu merak mı ediyorsunuz?

20. yüzyılın totaliter ideolojik yaklaşımlarını özlediniz mi?

Öyleyse Türkiye'ye buyurun!
Size geçen yüzyılın faşizm-komünizm mücadelelerini, dil ve kültür yasaklama alışkanlıklarını, aydın düşmanlığını, faili meçhul cinayetleri ve "über alles" havasını yaşatabilmek için 125 bin resmi aracımız, 365 bin devlet lojmanımız ve hala o günlerin ateşli tartışmalarını sürdüren siyaset adamlarımızla hizmetinizdeyiz."

Zaman tünelinde yaşayan Türkiye'nin, bütün dünyada ilgi uyandıracağına eminim.

Çünkü yeni kuşakların gidip görebileceği bir Çavuşesku, Jivkof rejimi yok ortalıkta.

İkinci Dünya Savaşı'nın ideolojik propagandalarını da göremeyecekler, savaş sonrasının McCarthy'ciliğini de.

Ne yazık ki dünya değişti (!) Eskiden "Doğu Bloku" denilen ülkeler bile Avrupa Birliği yolunda emin adımlarla yürümekte.

AB'nin Sofya'daki temsilcisi diyor ki: "Bulgaristan, Avrupa Birliği üyeliği yolunda hızla ilerliyor. Geç başlamış olmasına rağmen herşey çok iyi gidiyor. Hiçbir sorun yok."

Bulgaristan'da yaşayan ve bir zamanlar isimleri değiştirilen Türkler "10 yıldır her türlü özgürlüğe sahip oldukları" nı belirtiyorlar.

Bulgaristan gibi Macaristan, Romanya, Polonya da modern dünya ile bütünleşiyor.

Moskova artık komünizmi, kapitalizmi değil, ekonomik gelişme modellerini tartışıyor.

***

Dünya gençliği, eski rejim modellerini sadece kitaplarda mı okuyacak?

Gelirler Türkiye'ye.

Televizyonlarda, yıllar önce ölmüş şairlerin yakın durdukları ideolojileri tartışan, "O bir komünisttir; bakın şu şiirlere!" diye öfkeyle bağıran, masalara yumruklar atan politikacıları izlerler. Onlara cevap veren başka kesimin öfkelilerine bakarlar.

Ve anlarlar ki; bu ülkede 20. yüzyıl ve soğuk savaş hala bitmemiş.

Bu işin tek tehlikesi Türkiye'ye gelecek olan dünya gençliğinin zaman kavramını yitirmesidir.

Bunu önlemek için hepsine açıklamalarda bulunup; mesela o sırada öfkeyle tartışılmakta olan şiirin yarım asır önce yazılmış olduğunu açıklarız!

Böylece hem soğuk savaş döneminin atmosferini solur, hem de H.G. Wells'in zaman makinesini yaşamış olurlar.

Aman bu müzeyi bozmayın.

Nasıl 20. yüzyıl başındaki sorunlarımızı 21. yüzyıla taşıdıysak, 22. yüzyılda da aynı konuları tartışalım.

150 yıl önce yazılmış şiirler yüzünden birbirimizi kırıp dökelim.

Çünkü elde başka sermaye yok!

Hayat birikimimiz anti-komünizm üzerine kurulmuş: Komünizm elden giderse, ip çekme yarışmasında karşı taraf ipi bırakıvermiş gibi devrilip gideceğiz.

Bu yüzden, dünyada yokolsa bile biz var gücümüzle komünizmi yaşatmaya çalışmalıyız.

Geleceği konuşmak ise başka ulusların işi.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır