


Sakalsız lala, olaysız gala olmaz!
Gözümüz bir filmin galasına gitmekten öyle yılmış ki.. Oturup Komser Şekspir filminin ilk gösterimini anlatacağımıza, lafın ucunu başka makaraya kaptırdık.. Gala mafyasından söz eden bir yazı çıktı ortaya..
Sonunda Komser Şekspir'in galasını yaptık.. Film bugünden itibaren yetmiş küsür sinemada vizyona giriyor.. Bakalım sinemasever ahalimiz filme itibar edecek mi?
Bence sevecekler.. Çünkü bunun işaretlerini İstanbul'daki galada aldım.. Ayın onikisiydi galiba.. Fitaş salonlarında yapıldı gala.. Sinan Çetin peşin peşin tembih etti:
- "Mutlaka geleceksin.."
Demek ki yakın çevremizde, böyle hayati günler için dahi uyarılması gereken adam izlenimi yaratmışız.. Alındığımı belli etmedim.. Tabii gelirim, dedim..
***
Ben hayatımda hiç gala izlemedim.. Bir defasında Propaganda'nın galasına gitmiştim.. İzdihamdan salona bile giremedim.. Şimdi haklı olarak "Kardeşim bu bir gala, elinde davetiyen yok muydu?" diyeceksiniz.. Haklısınız vardı ama davetiyen olsa kaç para?
İstanbul'da bir gala meraklısı ahali var ki başına gelmeyen bilemez.. Bunlar gazetelerden önemli olayları takip ederler.. Nerede bir şenlik varsa orada biterler..
Düğün, davet, parti..
Düğün olsa, damatla beraber gerdek odasına girmek isterler.. Bir yazar imza günü düzenlese sıraya girip ellerinde boş bir kağıtla beklerler.. Punduna getirip bir imza attırsak da üzerini doldursak, diye..
Bir gösterinin özel olması, davetli sayısı ile sınırlı olması onları hiç ilgilendirmez.. Onlar her yere her şartta gelirler..
Vizontele'nin galası da öyle oldu.. Donetella Hanım'ın "Single Partisi" de.. Vizontele'nin galasına gidemedim, olanları görgü tanıklarından dinledim.. İstanbul'u sallayan bekarlar partisinin hikayesini ise bizzat Donatella Hanım'dan..
Bir arkadaşın evine, yemeğe gitmiştik.. Dost ortamında yiyip içip muhabbet yapacağız işte.. Donatella Hanım da davetliymiş meğer.. Eh! Biz de gidemediğimiz partinin gıyabında üç gün yazıp, atıp tuttuk..
Haliyle gerildik biraz.. Bereket Donatella Hanım çok olgun, anlayışlı bir hanımefendi çıktı.. Tanır tanımaz birkaç tatlı sözle gerginliğimizi alıverdi..
Laf buralara gelince haliyle dillere destan partiden de konuştuk.. Kadıncağız medyanın diline düştüğü gibi bir parti planlamadığını, çılgınlık meraklısı olmadığını anlattı..
Anlatırken de işlerin nasıl çığırından çıktığını hikaye etti ki verdiği detaylardan ayrıca üç yazı daha çıkar..
***
İkiyüz kişi çağırmış partiye.. Hepsine de davetiye yollanmış.. Bakmışlar ki gelenlerin sayısı binin üzerinde.. Bırakın zıplayıp, hoplayıp dans etmeyi, muhabbeti; insanın şuradan şuraya gitmeye takadi yetmiyor..
Bir de kapı önüne paparazziler birikti, haberi gelmez mi?
Herkesi bir telaş almış.. Ne var paparaziler gelmişse, demeyin.. Bizim tayfadırlar bilirim.. Paparazilerin üşüştüğü yerden hayırlı şey çıkmaz..
Mesleki açıdan çalışkanlıklarına kimse birşey diyemez.. Arı gibi çalışırlar ama bal yapmazlar.. daha çok eşek arısı gibi üşüştükleri kovanı dağıtıp giderler..
Donetella Hanım, paparazileri duyunca kesin kararını vermiş.. Parti zaten çığırından çıkmış, kendisini bile enterese etmez hale gelmiş.. Kendini bir dışarı atabilse, bir eve ulaşabilse yeni bir yaşa daha girmiş olacak..
Lakin dışarı çıkamıyor..
Birincisi kalabalığı aşamıyor, ikincisi ise kendisine getirilen hediyelerden oluşan bir sürü paket var.. Bunları götürmesine birinin yardım etmesi lazım..
Hangi arkadaşına rica etmişse eli böğründe kalmış.. Dışarıda paparaziler var ya İstanbul yiğitlerinden hiçbirinin, dışarı çıkıp Donatella Hanım ile birlikte görünmeye cesareti yok..
Ne kadınmış ama..
Mecburen taksi tutulacak.. O da öyle yapmış.. Yanına gelen bir genç hanım paketlerden bir kısmını yüklenmiş.. Donatella Hanım yükü hafiflediğinden içinden "Allah razı olsun.." diye diye çıkışa yürümekte..
Bizim paparaziler çalışkandır ama haber sezgileri pek yoktur.. Ellerinde paketle çıkan iki kadını görünce, hizmetlilerden biri sanıp ilgilenmemişler.. Donatella Hanım da sevine sevine bir taksi çağırmış.. Elindeki paketleri yüklemiş..
Arkasına dönmüş ki kendine yardım eden hanımın paketlerini de yüklemeye.. Aaa! Kadın başka bir taksi çağırmış, paketleri oraya yüklüyor.. Kadına "Ne yapıyorsunuz, bu taksiye koyacağız.." diye itiraz edince yardımsever hanımın niyeti ortaya çıkmış..
- "Bunlar benim, götürüyorum.."
Hayda, işin yoksa tartış.. Donatella paketlerini kurtarmaya çalışıyor, kadın tam bir korsan kararlılığında yağmanın icabını yapma derdinde.. "Bana ne parti sizinse, bugün benim de yaş günüm.." diyor..
Paparazziler de tartışmayı farketip tepelerine yığılmasın mı? Yağmacı kadında da dil pabuç gibi.. Hani "Kör bıçak ele keskin, kötü avrat dile keskin.." dediklerinden..
Biraz alttan alsan paketleri alıp gidecek.. Donatella Hanım'a da "Ayağına giymiş nalını, gider salını salını.." diye bakmak düşecek.. Uzun etmeyelim paketleri zor kurtarmış..
***
Bunları anlatmamın sebebi, bizdeki şenlik meraklılarının hallerini tasvir içindir.. Propaganda'nın galasında da öyle olduydu.. Sinan bizzat uğraştı, beni içeri sokamadı..
Sonunda altı arkadaş Boncuk'un meyhanesine gittik.. Film bittikten sonra gelip kokteyl faslına yetiştik..
Bizim Komser Şekspir'in galasından önce de öyle gerilmiştim.. Bir hafta önceki Vizontele galasının örneği taze duruyor.. O yüzden yakın çevreme göğsümü gere gere "Mutlaka gelin.." diyemedim.. Hatta gelemeyiz, diyenlere içten içe sevindim..
Ha ben gittim de ne oldu? Başım göğe mi erdi? Onu da sonra anlatırım..
Hem arada Adana galası da var.. Hele o galayı da bir görelim, bakalım gözümüzün kısmetine neler çıkacak..