|
|

Ali Sami Yen'de sıkışma!
Gene Deportivo maçında, maçı numaralı tribünün tepesinden seyrediyorum. Hava çok soğuk. Half time olmadan 2 dakika önce koşarak tuvalete gittim. Hemen def-i haceti yapıp da vakit kazanayım diye. Sağa saldırdım, sola saldırdım tuvalet yok. Yani erkek tuvaleti. Sol tarafa doğru gittim bütün G.Saray VIP tribününü geçtim, 30 merdiven aşağı indim, bir de baktım ki 20 metre kuyruk var. Erkekler tuvaleti kapalıymış, bayanları erkeklere vermişler. Yani tuvaletler pisuvarlı değil, kapalı. Tabii bu arada hafif prostatlı olanlar da var, çocuklar da. Kapıyı bir kapatıyorlar, bekle ki çıksınlar. Yerler su içinde, en az 5 santim. Hakem düdük çaldı arkama bir baktım, inanın kuyruk 80 metre olmuş. Olduğu yerde zıplayanlar, "Allah, allah" diye inleyenler, altına kaçıran çocuklar. Çünkü insan "Tuvalete gireceğim" diye havaya girince meret ucuna geliyor, tutamıyorsun. Ben işimi halledip tribüne döndüğümde 9 dakika geçmişti. Tahmin ediyorum, o kuyruk ikinci yarının 20. dakikasında filan bitmiştir. Aslında Türk insanı kibar ve tavır koymayı sevmiyor. Ya herkes sinirlenip duvarları sulasaydı ne olacaktı Ali Sami Yen'in hali? Dün beni İstanbul İl Müdürü Vedat Bayram aradı, "Hocam" dedi "Bu hangi VIP?" Dedim ki, "G.Saray tribününün VIP'i". Yani numaralı tribün. "Ç.Ü.K.(çok ünlü kişiler) tribününde böyle bir şey yoktu Erman hocam" dedi. "Tabii olmazdı Vedatçığım" dedim, "Eğer olsaydı sen beni İstanbul İl Müdürü Vedat Bayram diye değil emekli il müdürü Vedat Bayram olarak arardın."
G.Saray Şampiyonlar Ligi'nde mücadele ediyor, stat amatör küme. Hâlâ cekler caklar. G.Saraylı idareciler şu Fener Stadı'na bir uğrasalar, bir yılda neler yapıldı. herhalde o zaman utanırlardı. Ama tahmin ediyorum Fener-G.Saray maçında Türkiye'de herkes Fener Stadı'nın yarısını görecek. Helal olsun.
NOT: Bazı statlarda bayan tuvaletleri yok. Aslında stata girerken onlara ikaz levhaları asmak lazım, "Yanınıza ördek almayı ihmal etmeyin" diye.
Vergi diye diye düştüler yola
Serdar Bilgili, Faruk Süren ve Aziz Yıldırım, Haluk Ulusoy ile birlikte başta Maliye Bakanı Sümer Oral, Fikret Ünlü ve Hüsemettin Özkan'ı ziyarete gittiler. Neden biliyor musunuz? Kulüplerin transferde ödediği verginin oranını düşürmek için. Bu oran % 0, 15'e insin istiyorlar. Biz de yıllarca futbol oynadık. Ancak bir daire alabildim, bir de araba ve evlendik. Allaha bin şükür. Futbolcu olamasaydık o yaşta onlara da sahip olamayacaktık. Ama vergi olayından bu kadar okkanın altına giden bir toplumda kulüplerin ve futbolcuların ağlamalarına bir anlam veremiyorum. Başkanlar siyasilerden red cevabı aldılar. Bence doğru oldu. Hagi senede 3.5 milyon $ alacak, defterlerde kaç para gösterdiler bilemiyorum, parayı Romanya'ya götürecek göstere göstere. Bir de bizle dalga geçecekler. Bizim gibi aklı geri bir ülke daha varsa arap olayım! Jardel'e 30 milyon $, veriyorsun, Okan'a "Evladımızsın" diyorsun. İngiltere, Almanya ve İtalya'da oynasalar, ne vergi verecekler? Sonra da Emre'ye G.Saray 2.5 yılda 9.5 milyon $ veriyor. Çarparsan 700 ile 6.5 trilyon lira yapar. Emre kabul etmiyor "Vergiyi de kulüp versin" diyor. Yoksa Fener verecek. Yöneticiler de bundan korkuyor. Sonra da Türkiye batıyor edebiyatı yapıyoruz. Türkiye dimdik(!) ayakta. Bir gün pat diye düşüp ölecek Temel misali: "Hep iyisiniz iyisiniz dediniz, sonunda öldük".
Kadavra
Bence yabancı antrenörlerden fazla bir fayda yok. Onlar günü kurtarmaya kalkıyorlar. Hangisi futbolcu yetiştirdi de bıraktı? Hep günlük yaşadılar. Bazıları, "Paramı almazsam idmana bile çıkmam" dedi. Yöneticiler de onların emirlerine köle gibi uydular. Zaten bu şöhreti geçmiş antrenörler faydalı olsalar Avrupa'da iş bulurlar. Ama bizim yöneticilerimiz araştırma yapmadan transfer yapıyorlar. Sonra da ahlar vahlar. Bir işte en kötü şey acemi olmak. Tecrübe sonra gelir. En önemlisi de haddini bilmek. Ama aylar sonra beyanat verip de, "Vay anasına, ben haddimi bilmemişim" demek camia ile oynamaktan başka bir şey değil.
Hakem Nielsen
G.Saray da agresif oynuyor, Deportivo da. Çatır çatır mücadele var. Öyle "Ah! Oh!" diyene Nielsen "Devam" diyor. Kendini aldatmaya kalkıp, balıklama atlayana da Hasan Şaş gibi sarı kartı geçiriyor. Hagi yerlerde sürünüyor dönüp bakmıyor bile, Jardel neredeyse hüngür hüngür ağlayacak. Arkadaşlar size söylüyorum. O maçı bizden biri yönetseydi, mesela Metin Tokat. Ne yapardı düşünün? Emre'nin sarı aldığı pozisyonu gözönüne getirin. Öyle pozisyonlar G.Saray-F.Bahçe maçında 7-8 tane. Kırmızılar hariç. Aslında işin esası arka tarafı. Yani gözlemcileri. Erdoğdu Diyadin ile Hilmi Ok, Metin Tokat'a 10'ar vermişler. Peki Hilmi ağbi, gözlemcisi olsaydın Nielsen'e kaç vermen lazımdı? Ben söyleyeyim mi? 40 ya da 50; mübalağa etmiyorum. Maçta bir hatasını dakika olarak söylebiliyor muyuz? Hayır. 2-3 pozisyonda bize göre veya size göre hata yapmıştır. Ona çoktan razıyız.
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|