|
|
BİLAL ÇETİN(bcetin@sabah.com.tr
)
|
  
Zirvedeki kopukluk ve sıkıntılar...
Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında yaz aylarında çıkan kanun hükmünde kararname kriziyle başlayan soğukluk bir türlü aşılamıyor. Aşılamadığı gibi gün geçtikçe her yeni olayda gerilen ilişkiler devletin tepesinde ciddi kopukluklara neden oluyor. Hemen her konuda hükümetin görüşleri ile Cumhurbaşkanlığı makamının görüşleri arasında 180 derecelik farklar olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Neredeyse hükümetin ak dediğine Cumhurbaşkanı kara diyecek noktada. Aynı şekilde hükümet de Cumhurbaşkanı'na karşı benzer bir tutum içinde...
Devletin tepesi önemli sorunlar konusunda çoğu kez basın aracılığı ile haberleşiyorlar. Hükümet onay için Çankaya'ya giden her önemli kanun veya kararnamenin ardından doğum sancıları çekiyor, "acaba imzalayacak mı, geri mi gönderecek?" diye.
Hükümet rahatsız
Ve Cumhurbaşkanı çoğu kez, görüş ayrılıklarını direk olarak Başbakan'a aktarmıyor. Getirilen herhangi bir kararnamede eksik veya yanlış bulduğu noktaların düzeltilmesini Başbakan'dan istemiyor, geri gönderip gerekçesini resmi bir yazı ile birlikte gönderdikten sonra kamuoyuna duyuruyor. Bu da hükümeti son derece rahatsız ediyor.
O nedenle ekonomi ve özelleştirme de dahil temel konularda zaten taban tabana zıt görüşlere sahip olan Cumhurbaşkanlığı Köşkü ile Başbakanlık arasındaki gerilim artıyor. Hatta bu olumsuzluk diğer devlet kurumlarına da yansıyor, kurumlar arasındaki uyum ve işbirliği zorlanmaya başlıyor.
Örneğin hükümetin askerle ve yüksek yargı organları ile olan ilişkileri tatsızlaşıyor. Bu ilişkilerde herhangi bir bozulma veya düzensizlik olmamasını gözetecek durumdaki makam olan Cumhurbaşkanlığı ile gerilim devam ettiği için devlet çarkı zaman zaman aksamaya başlıyor. Akort bozuluyor...
Anayasa ile ilgili yorum farkı
Yakın çevresine göre, ilişkilerin bu noktaya gelmesinde, bugün yaşanan gerilim ortamında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in en ufak bir sorumluluğu olmadığı gibi, hükümete dönük en ufak bir kastı da yok. Cumhurbaşkanı Anayasa'yı ve hukuku gözetiyor. Hükümetin anayasa ve hukuka aykırı işlemlerini önlüyor. Görevinin gereğini yapıyor. Bu yüzden hükümetin alınganlık göstermeye hiç mi hiç hakkı yok...
Hükümetin değerlendirmesi ise çok farklı. Cumhurbaşkanı'nın hükümet çalışmalarına çoğu kez engel çıkardığı, çelişki içine düşmek pahasına bazı kararnameleri geri çevirdiği kanaati hakim hükümet kanadında. Buna verilen son çarpıcı örnek de Coşan kararnamesi oluyor. Daha önce benzeri 6 kararnameyi imzalamasına karşın son kararnameyi geri çevirmesi, "Cumhurbaşkanı popülizm yapıyor. Kamuoyundaki hakim rüzgarlara göre hareket ediyor" diye eleştiriliyor.
CHP'li iması
Daha da ileri gidiyor bazı hükümet üyeleri ve şu sert eleştirileri getiriyorlar:
"Bugün Türkiye'de bugüne kadar eşi görülmemiş derecede uyumlu bir üç partili koalisyon hükümeti var. Ülkenin temel meselelerini çözmek için bu üç parti uzlaşıyorlar ama Cumhurbaşkanı ile uzlaşma sağlanamıyor. Çünkü Cumhurbaşkanı, adeta Meclis'te eksikliği duyulan CHP muhalefetini Çankaya'dan yürütüyor..." Evet hükümet ile Cumhurbaşkanlığı arasındaki gerilim her olayda biraz daha tırmanıyor, ilişkiler bir türlü rayına oturtulamıyor, bir türlü sağlıklı bir diyalog ortamına geçilemiyor.
Özetle hükümet, Süleyman Demirel dönemindeki yöntemi arıyor ama, Sezer de "Benim tarzım bu. Buna alışın" diye bastırıyor.
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|