|
|
BİLAL ÇETİN(bcetin@sabah.com.tr
)
|
  
'Beyaz Enerji'de yüksek gerilim...
Ankara'da son dönemde çok garip şeyler oluyor. Devlet kurumları arasında açık bir çatışma yaşanmıyor ama, uyumlu bir işleyişten de eser yok. Bazı yanlış anlama ve algılamalardan, görüş ve üslup farklılıklarından kaynaklanan sürtüşmeler, çelişkili açıklamalar bir yandan gerilimi artırırken diğer yandan da yönetim krizi tehlikesi doğuruyor.
Özellikle de devam etmekte olan bazı yolsuzluk soruşturmalarında izlenen yöntem, bir yandan bürokrasiyi ve iş dünyasını kilitleme noktasına gelirken öte yandan da yargı ile yürütme arasında, hükümetle askerler arasında iplerin iyice gerilmesine neden oluyor. Ankara'daki toz duman havası her geçen gün biraz daha koyulaşıyor.
Hükümet, siyasi ve ekonomik istikrarı koruyabilmek için kapatma davası Anayasa Mahkemesi'nde görülmekte olan FP'yi küçük bir Anayasa değişikliği paketi ile kurtarmanın yolunu açmaya çalışıyor. Fakat, iktidar ve muhalefet partileri arasında varılan mutabakat, önce Çankaya ve Milli Güvenlik Kurulu duvarına çarpıyor, ardından da Anayasa Mahkemesi'nden gelen şiddetli itirazlar sonucu tasarı askıya alınıyor.
Gerçek gündem unutuldu
Hükümet, Meclis'te önceliği olan ekonomik reform yasalarını, demokratikleşme yasalarını süratle geçirebilmek için iç tüzük değişikliği yapmaya hazırlanıyor. Bu kez de iktidar muhalefet ilişkileri gerginleşiyor, hatta iktidar partilerinden bile muhalif sesler yükselmeye başlıyor: "Bu, demokrasiyle, Meclisin hür iradesine darbedir..."
Özetle koalisyon çok zor günler yaşıyor. Bir iki ay öncesine kadar ülkede esen iyimserlik havası kayboluyor. Türkiye birden bire gerçek gündemini kaybediyor.
Ekonomik program, tek haneli enflasyon, tam demokrasi ve Avrupa Birliği'ne üyelik gibi iddialı hedefler sıkça lafı edilmesine karşın ne yazık ki bugün Türkiye'nin ana gündemini oluşturmuyor.
Bugün Türkiye, dışarıda sert esen rüzgarlar, Avrupa parlamentolarında birbiri ardına gündeme gelen Türkiye aleyhtarı Ermeni tasarıları, içerde ise yörüngesinden çıkma tehlikesi gösteren yolsuzluk soruşturmaları ve bunların siyasal etkileri ile boğuşmak zorunda kalıyor. Asıl gündem unutuluyor...
Gelinen bu olumsuz nokta, aslında başta hükümet olmak üzere bütün kurumları rahatsız ediyor. Ve işte bu rahatsızlığı patlama noktasına getiren bir gelişme yaşanıyor birkaç günden beri Ankara'da...
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF), faksından Başbakanlığa "Ne yapmamız gerekiyor?" diye gönderilen bir belge Ankara'da tansiyonu iyice yükseltiyor.
Savcı krizi
Belge son derece ilginç. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı'nca IMF, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği'nin Türkiye temsilciliklerine yazılmış. Savcı Talat Şalk, bu uluslararası kuruluşlardan yürütmekte olduğu "Beyaz Enerji Operasyonu" ile ilgili bilgi ve belge istiyor. Soruşturmayı, uluslararası platforma taşıyor Savcı.
Ve Savcı'nın yazısındaki en çarpıcı ifade de IMF'nin enerji özelleştirmeleri konusunda bir telkin veya direktifte bulunup bulunmadığı sorusu...
Yazıyı alan IMF ve Dünya Bankası'nın Ankara temsilcileri şaşkın, hükümetten ne yapmaları konusunda yardım istiyorlar. Hükümet sıkıntılı, Başbakan Bülent Ecevit ve koalisyon ortakları tepkili. Deyim yerindeyse Ankara'nın vücut kimyası iyice bozulmuş durumda...
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|