kapat

31.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
EMİN ÖZTÜRK()


BDDK'nın işi zor

Bankaları denetlemek ve düzenlemek üzere geçen yıl oluşturulan BDDK'nın görevi çok zor. Enflasyonun düşmesi ve kamu finansman ihtiyacının azalması durumunda sektördeki sıkıntıların artması bekleniyordu. Ancak daha bunlar tam olmadan son kriz beklenen sorunları öne çekti ve daha da ağırlaşmalarına yol açtı. Zorlukların başında da Türkiye'nin aynı anda hem iddialı bir istikrar programını sürdürmek hem de bankacılık reformunu yapmak zorunda oluşu geliyor. Aslında BDDK'nın karşı karşıya olduğu pek çok ikilem var:

Kamu maliyesi zaten sıkıntılı
Kamu maliyesinin zaten çok sıkıntılı olduğu bir dönemde bankacılık reformu yapmanın zorluğu, bu işin yüklü bir maliyetinin oluşu. Şu ana kadar Fon'daki bankalara ve kamu bankalarına genellikle özel tertip Hazine tahvilleri verildi. Ancak bu, sözkonusu bankaların likidite sorununu çözmüyor. Sadece bilançolarını makyajlıyor ve mevduat yerine repo piyasasında fonlamaya ağırlık vermelerini mümkün kılıyor.

Tasfiye zor iş
Satılamayan bankaların kapatılması en kestirme çözüm ama bunu söylemek hariçtekiler için kolay, karar alma konumundakiler için zor. İstihdam sorunları zaten ağır iken banka tasfiye etmenin sosyal maliyeti yüksek. Üstelik söz konusu bankaların tasfiye edilmesi için bir kısım borçlarını ödemek üzere nakit de gerekli. Bu bankaların tabelasını indirip personelini ve zararlarını başka kurumlara taşımak ise kimseyi kandırmayan bir çözüm erteleme işlemi.

Garanti meselesi
Son krizle birlikte dış kreditörlerin hassasiyeti arttığı için 2001'in en önemli sorunlarından birisi yerli bankaların vadesi gelen borçları kadar yeniden borçlanabilmesi. Bankaların yükümlülüklerine garanti verilmesi dış borçlanmaların önünü açmak için atılan bir adım. Ancak, bu tür garantiler bankacılıkta hemen "ahlaki risk" (moral hazard) olgusunu akla getiriyor. Dolayısıyla burada da "aşağısı sakal, yukarısı bıyık" durumu var. Ancak bu konudaki tercih, kısa vadedeki "yurt dışından borçlanabilme" sorununu çözüp, uzun vadeyi geleceğe havale etme lehine yapılmış durumda.

2000 bilançoları
Bankaların dış borçlanmasını etkilecek bir başka konu da 2000 yılı sonu bilançolarında son krizin yarattığı tahribatın ne kadar görüneceği. Bu açıdan, menkul kıymetlerin ne kadarının ve hangi faizlerden muhasebeleşeceği önemli. BDDK sıkı davrandığı ölçüde bilançolar zayıf görünecek ve bankaların borçlanmaları zorlaşacak. Aksi halde BDDK'nın da bilançoların şeffaflaşmasını sağlayamadığı düşünülecek. Bu ise kredibilite kaybı demek.

Kur ve faiz riskleri
BDDK'nın bankaların bilançolarındaki kur ve faiz risklerini azaltmak için ve mevcut risklerin şeffaflaşmasını sağlamak için ne kadar gayretli olacağı da bir başka ikilem. Bankaların bu risklerini azaltmaya zorlanması Hazine'nin temel fonlama kaynağının küçülmesi demek. BDDK'dan önce Hazine'nin bankalardan sorumlu kurum olduğu dönemde bu tercih hep kamu finansmanından yana kullanılmıştı. Sonuç ise ortada.

Fon bankalarında fiyat sorunu
Talibi olan!Fon bankaları için iki tarafın da kabul edeceği fiyat bulunması oldukça zor. Söz konusu bankalarda bir hasar olduğu ve genel olarak da banka lisansının eskisi gibi değerli olmadığı dikkate alındığında yüksek fiyat beklemek anlamsız. Ancak, bu tür ekonomik gerçeklerden hareketle BDDK fiyat beklentilerini makul düzeylere çekse bile bunu kamuoyuna anlatabilmesi de ayrı bir sorun.

Bu tür ikilemlerde yapılan tercihler gerçekten reform yapmak ile görüntüyü kurtarmak arasındaki farkı görmemize yardımcı olacak.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır