kapat

31.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Milyonlarca Ertekin!..

Ayşe Arman, zamanında Sadık Özben adında hayali bir kişilik yaratarak, onun ve dostlarının yaşamını anlatan Murat Belge'ye soruyor:

"Hıncal Uluç da Ertekin'i yazıyor?.."

"Ertekin kim, tanımıyorum" diyor Belge..

İmkan var mı?.. Hem de Murat Belge'nin Ertekin'i tanımamasına imkan var mı?..

Milyonlarca Ertekin yaşıyor ülkemizde.. Sağınıza bakın Ertekin.. Solunuza bakın Ertekin.. Önde Ertekin, arkada Ertekin.. Yerde, havada, denizde Ertekin.. Ertekin "Bizim" tipik örneğimiz.. Biz Ertekin ulusuyuz ve Ertekinya Cumhuriyetinde yaşıyoruz..

Şimdi bakın, Ertekin'in belli başlı özelliklerini yazıyorum.. Okurken "Ben bunu bir yerden tanıyorum" diyeceksiniz mutlak.. Ama mutlak çevrenizde, bir, birkaç Ertekin göreceksiniz.. Belki zor olacak itiraf etmeniz, hatta belki de siz okurken "Yahu bu benim işte" diyeceksiniz..

Başlıyorum..

1.Ertekin hiçbirşeyden sorumlu değildir..

Dükkanın çatısı akar.. Suçlu çatıyı yapandır.. "Yahu bu çatlak aylardır burda, yağmurda akacağı belliydi" dersiniz.. Bu defa suçlu kasiyer çıkar.. "Camcıyı çağırmamış.."

Dükkanında bin kusur bulun.. Sorumlu, aşçıdır, kasiyerdir, garson, komidir, hatta gelip giden müşterilerdir, ama asla Ertekin değildir. Ertekin hayat boyu "Bundan ben sorumluyum" dememiştir.

2.Ertekin müthiş bir özür üreticisidir.

Bir söz verdi de yerine getiremedi mi?.. Yapılması gerekeni zamanında yapamadı mı?.. Sorun.. Anında yüz tane "Özür" üretir. Hayal gücü fevkalade çalışır.. Özür konusunda muhteşem bir senaryo yazarıdır. Dünyanın özürlerle değil, işin yapılıp yapılmaması ile ilgili olduğu Ertekin'in umurunda değildir. Onun işi kendini temize çıkarmaktır.

3.Ertekin kusursuzdur..

O öyle mükemmel yaratılmıştır ki, hiç hata yapmaz. Hata hep, her zaman, daima, mütemadiyen (Kulakların çınlasın Levent Yüksel) başkalarındadır.

Bir gün, her zamanki gibi bir ters dönüş yaparken, direksiyona hakim olamadı, kaldırıma çıktı. Ben yanındaydım.. Döndü "Kim yapmış bu kaldırımı buraya" dedi.. Kaldırımın İstanbul kadar eski olduğunu eklememe bilmem gerek var mı?..

4.Bütün kurallar Ertekin dışındakiler için konmuştur. Ertekin kuralsızdır.

Yolda önünde bir araba durur, içinden bir hanım inmeye çalışır. Ertekin hemen kornaya yüklenir.. Onun yolunu kesmeye kim teşebbüs etmiştir?.. Kendisi ilk şerit parkla kapalı iken, ikinci ve akan tek şeritte durur, arabadan iner, flaşörleri yakıp uyarma zahmetine dahi katlanmaz, dükkana girer, alışverişini yapar çıkar.. Korna çalanlara da söylenir: "İki dakika beklediniz de öldünüz mü?.. Şuradan iki parça alışveriş yaptık.."

Şimdi söyle bakalım, Sevgili Murat Belge üstadım, Ertekin'i gerçekten tanımıyor musun?..

***

Bunları durup dururken yazmadım tabii..

Günlerdir kıyamet kopuyor ülkemizde.. Fransa Parlamentosu aleyhimize bir karar aldı diye.. Paris Belediyesi bir Ermeni anıtı dikiyor diye..

Tamam.. Fransa kahrolsun.. Tanrı bütün depremlerini Paris'e gönderip, bu kenti Sodom ve Gomorra gibi yerle yeksan etsin, tamam da..

Bizim hiç mi suçumuz yok, gelişmelerde..

Ermeni tasarısı siz deyim yirmi, ben diyeyim kırk yıldır bağıra bağıra gelmedi mi?.. Bir gün yasalaşacağı, bu yasalaşmayı öbür ülkelerin zincirleme izleyeceği belli değil miydi?..

Ne yaptık önlemek için ha?.. Kafamızı kuma gömmek ve aleyhimize karar çıktıkça bağırıp çağırma dışında..

"Gel ey Birleşmiş Milletler.. Tarihçilerden, bilim adamlarından bir heyet kur.. Gel Osmanlı arşivlerine dal.. Oralara git, incele kararını açıkla" dedik mi?..

"Yok böyle şey" demekle, bu kadar mükemmel işleyen bir karşı propogandanın önüne geçilir mi?..

Dünya kütüphanelerinde Ermeni tezlerini anlatan 500'den fazla kitap var.. Bizim tezimiz üzerine 11.. Yazı ile onbir..

İnternette Ermeni tezleri üzerine site üzerine site kuruluyor.. Biz kullandık mı bu olağanüstü iletişim ağını..

Sovyetlerin dağılması ile bize komşu kurulan Ermenistan'ın devlet başkanı Ter Petrosyan bize elini uzattı. Türk dostu olup olmadığını bilmem.. Ama Türkiye ile barış içinde bir arada yaşamayı düşünüyordu ve bu bir arada yaşamanın iki ülkenin de fevkalade lehine olacağına inanıyordu..

Bu eli sıksak, Ermenistan sınırını açsak, sınır ticareti ve geliş gidişleri başlasa, Türk ve Ermeni iş adamları, bizdeki Ermeni asıllı vatandaşlarımızın önderliğinde sıkı bir işbirliğine girse, Türkiye Ermeni kilisesi ile Ermenistan Kilisesi yakınlaşsa, Türkiye iki dostu Ermenistan ve Azerbaycan arasında arabuluculuk yapsa, bu gelişmeler acaba olur muydu?.. Biz Petrosyan'ın elini itince, adamı yıktık.. Türk nefretini ve Asala sloganlarını kullanan Koçaryan Devlet Başkanı oldu..

İşte sonuçlar..

Türkiye'nin komşularına bakın.. Ermenistan, İran, Irak, Suriye, Yunanistan.. Hepsi ile aramız kötü.. Hiçbirşey bilmeyen dünya kamuoyu bu tabloya bakıp "Hepsinde de mi komşular suçlu" demez mi?.. Demesinler diye ne yaptık bugüne dek?..

Le Figaro, Fransa'nın en etkili gazetelerinden birisi..

Bizim görüşümüzü anlatan tam sayfa reklamı yayınlamamış..

Kahrolsun Figaro..
Tamam da.. Ne zaman yolladık bu reklamı.. Tam yumurta kapının ağzındayken. Tasarının Meclis'te oylanacağı gün.. Peki o zamana kadar aklımız nerdeydi?.. Dünya medyasını yıllardır, Ermeni olayı konusunda kullanmayı niye akıl edemedik?..

Adamlar "Siz Ermenileri kestiniz" deyince "Siz de Cezayirlileri kestiniz" demek cevap mı oluyor, itiraf mı?.. Şimdi konu Ermeni olayları.. Onu çözelim, sonra Cezayir'i de konuşuruz. Sorulan soruya,yapılan ithamlara yanıt vermeyip karşı taarruza geçenler, kendilerine güvenleri olmayanladır.. Bir açığımız mı var?.. Yoksa bu izlenimi niye veriyoruz?..

Bir bakın.. Bizden başka herkes, her devlet, her kurum suçlu..

Biz haklıyız, ama dinleyen yok.. Çünkü bütün dünya bize düşman..

Biz böyle düşünüyoruz.

Çünkü biz, milyonlarca Ertekiniz!..

FIKRA
Üç arkadaş golf oynarlarken 3. deliğin önüne gelmişler... "aman Tanrım, yine o delik!" demiş birisi... "Ne o?" demiş arkadaşları "Bu deliğin kötü bir anısı mı var sende?" "Ne kötüsü...korkunç!" demiş adam. "Üç sene önce karım Alice bu noktada kalp krizi geçirip öldü.... Daha sonra bir topa vur, bir Alice'i sürükle... Bir topa vur, bir Alice'i sürükle... Kulüp binasına kadar neler çektim anlatamam...!"

SEVDİĞİM LAFLAR
Ölürsek, insanlar bunu kabul etmeli.. Biz tehlikeli bir görevdeyiz. Bize birşey olursa, umarız ki bu yüzden program ertelenmez. Uzayın fethi, insanın hayatını riske etmesine değer.

Virgil I. Grissom (Astronot-1967'de Uzay kazasında öldü.)

Yaşa Ayşe..
İnsanların bazı yazarları sevmelerinin en büyük sebebidir.. "Ben de tam bunu diyecektim.." derler okurken ve yazanı severler..

Ayşe Arman tam bunu yaptı benim için Donatella olayında.. "Bu nasıl Radikallik" diyerek..

Bu kızı, o rezil(!), o iğrenç(!), o skandal(!) doğum günü partisinden sonra, Sabah kovabilirdi.. Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet kovabilirdi. Hatta, Şamdan, Gala, Hafta Sonu kovabilirdi..

Bir tek Radikal kovamazdı..

"Biz Radikaliz" diye diye reklamlar yapan gazetenin bu bir damlacık, gerçekten o kadar minnacık Radikal'e bile tahammülünün olmayışı, çifte standardı ortaya çıkarıverdi. Radikal, tutucuların egemen olduğu bir gazete demekki..

Yazık..
Donatella'yı derhal Milliyet'e transfer eden Mehmet Y. Yılmaz'ı da yürekten kutlarım..

İlk yumruk!..

Haberi Sabah farketti.. Sonra yazılı, elektronik tüm medya peşine düştü.. İki gündür, ringde bir gösteri yapan iki minik, iki tatlı kızdan başka haber yok nerdeyse..

Ve herkes nasıl "Korumacı" kesildi.. Nasıl bir kelle avına çıkıldı..

Bu ülkenin en başarılı, yurt dışında sesimizi ender duyuran spor adamlarından biri, Uluslararası Boks Federasyonunda fevkalade itibarlı Caner Doğaneli'nin kellesini almadan da, bu çılgınlıktan vaz geçmeyeceğiz.

Bu gösteriyi organize edenler, Doğaneli, suçlu mu, suçsuz mu, ona girmeye şimdilik niyetim yok..

Bir önerim var..

Caner Doğaneli'ni döve döve öldürelim.. Tamam..

Ama ilk yumruğu evde çocuklarına bugüne dek bir tek tokat bile vurmamış bir anne ya da baba atsın..

Bu kampanya ile günah çıkarıyoruz gibi geldi bana..

Çocuk dövme üzerine, dünyanın en önde gelen ülkelerinden değil miyiz?. "Eti senin, kemiği benim" hangi ulusun atasözüdür?.

Evde dövmek serbest.. Mahallede kavga serbest. Kaskla, bu işin uzmanı olan anne ve babalarının denetimi ile bir spor şovu yapmak ise rezalet..

İşte bu sebeble diyorum ki, sadece çocuklarına hiç vurmayanlar yazsın, çocuklarını hiç dövmeyenler, Tv programı yapsın da görelim..

Hele çocuklara günde ortalama 500 "Öldürme" sahnesi izlettiren televizyonlar "Bu ne şiddet" diye ortaya çıkmıyorlar mı?..

BİZİM DUVAR
Fransa, Ermenilere soykırım yaptığımızı resmen "tanıdı". Sayelerinde biz de dostumuzu düşmanımızı "tanıma" fırsatı buluyoruz.

Hakan&Utku

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır