Sezon başında oldukça renkli bir tablo çizen Beşiktaş'ın daha sonraki düşüşüne herkes şaşıyor, bunun nedenleri tartışılıyor. Aslında şaşıracak fazla bir şey yok. Nedenler hepimizin gözleri önünde çok açık ve net bir biçimde asılı duruyor. Bunları sıralayalım:
Beşiktaş'ta maçı kurtaracak oyuncu sayısı az. Bu oyuncular bekleneni veremedikleri anda yerleri doldurulamıyor.
Dar kadro yoğun maç trafiğinde yıpranıyor; bu yükün altından kalkamıyor. Bir rekabet ortamı da yaratılamıyor.
Takımın omurgasını oluşturan oyuncular, peşpeşe sakatlanıyor. Ve bu oyuncuların da alternatifleri yok.
İlk yarının sonundaki 7-8 haftada fizik güç yönünden büyük düşüş yaşandı. Bu, direkt Scala ve kondisyonerin hatası. "Takıma erken form tutturmak istedik, devre sonunda bu nedenle çöktük" mazeretini kimse yutmaz. Deneyimli, usta teknik adamlar programlarını uzun vadeli yaparlar, işin sonunu da düşünürler.
Scala'nın takımın iskeletiyle çok fazla oynaması, istikrarı önledi
Son 8-10 maçtaki kötü oyun ve Şampiyonlar Ligi'ndeki hezimetler, futbolcuların özgüvenlerini yitirmelerine yol açtı.
Takım havası kayboldu, kollektif görüntüden uzaklaşıldı, inanç azaldı, ortam gerginleşti ve panik başladı. Bu durum tüm futbolcuları aşırı derecede etkiledi. Bazı oyuncular kabuğuna çekildi, bazıları da sahada yapmak istediklerini gerçekleştiremedikleri için hırçınlaştı.
Olan oldu. Şimdi herkes geçmişin üzerine sünger çekecek, kendisine çekidüzen verecek. Artık krediler tükendi; her türlü mazeret geçersiz. Maraton başlıyor. Söz bundan sonra Scala ve futbolcularında... Konuşacakları yer de yeşil saha...