kapat

23.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )


Üzüm ile bağcı

Bir bürokrat şunları söylemiş dün bir haber ajansına: "Türkiye'de sistem, kamunun rant, teşvik, ihale ve kredi dağıtması üzerine kuruludur. İktidarların personel politikası ise yolsuzluk ekonomisinin ana unsurudur..."

Sistemleşmiş bir yolsuzluk mekanizmasının siyasetin "itici gücü" haline gelmesine işaret eden bu tespite katılmamak mümkün değil...

Nitekim bugün "Beyaz Enerji Operasyonu", bu durumun, bazı ön delillerini ortaya koyuyor. Görünen o ki; henüz kanıtlanmasa da, milyar dolarlık ihale ve yatırımları ifade eden enerji sektöründe yaşanan gelişmeler, derin bir yolsuzluk yumağına işaret ediyor. Ortaya atılan iddialara bakılırsa iş; bakanlara ve siyasetçilere kadar uzanıyor.

Ancak ortada ciddi bir sorun var...

Yolsuzluklar ortaya dökülürken kullanılan araçlar öylesine garip ve hukuk dışı araçlar ki, şu soru kaçınılmaz hale geliyor: Böyle durumlarda araçlar, amaçların önüne geçip onları şekillendirmez mi? "Temizlik" amacı yerini "tasfiye"ye bırakmaz mı?

Dün Fehmi Koru hatırlattı: "Tamam seçim olsun, ama oyları kim sayacak..." demiş bir gün Stalin. Evet, bugün "seçim" oluyor belki ama "oyları kimin saydığı" belli değil. Ve oy sayımı sonunda ortaya çıkacak neticenin önemi, seçimi bile aşabilecek nitelikte...

Daha şimdiden, devlet içi hesaplaşmaların araçları olan "1. ve 2. MİT raporları"nın "dağıtımcısı" Aydınlık Dergisi'nin devreye girmesi, yayını yasak "jandarma fezlekelerinin andıçvari bir şekilde", belki de "andıçvari ilavelerle" basına sızdırılması, MGK Basınla İlişkiler Dairesi'nin "enformel parçası" olan bir ajans üzerinden yine yayımı yasak ifadelerin ortaya dökülmesi, pis kokular yayıyor.

Belki tüm bunlar soruşturma ve iddiaların merkezinde yer alan kişileri aklamıyor. Ama yolsuzluklar kadar ciddi bir sorun oluşturuyor.

Zira bir yandan hukuki meselelerin üzerine hukuk dışı yollardan gitme alışkanlığını besliyor. Diğer yandan "tasfiye ya da temizlik", adı ne olursa olsun siyaset ve hukuk dışı operasyonların "yeniden otoriterleşmeye" zemin hazırladığına işaret ediyor.

Bu kanaati güçlendiren başka gelişmeler de var. Örneğin, "Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu"nun yaygın kullanımı ve kullanılış biçimi, devletin neredeyse yeni bir 312. madde keşfetmesini andırıyor.

Yolsuzluklara, rüşvete ilişkin hemen her suç, başka mahkemelere ve yasa maddelerine tabi olsa bile, bu yasa etrafında takibe uğruyor. Bu yasanın DGM'nin uhdesinde olması, DGM yargılama usulünün CMUK'tan daha sert özellikler taşıması, savunma hakkını sınırlaması, gözaltı süresini uzun tutması, tutuklamalara kolay imkân vermesi, bu mahkemelerin, özellikle Ankara DGM'nin devletle yakınlığı, açık bir siyasi duruma vurgu yapıyor.

Öylesine ki, anayasanın, "hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.." hükmünü taşıyan 37. maddesi bir kalemde es geçiliyor... Ya da DGM'lerin görev alanını, "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasa'da belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmak...." şeklinde düzenleyen 143. maddesi çöpe atılıyor. Ve örneğin Rahmi Dilligil gibi Devlet Tiyatrolarında yolsuzluk yaptığı iddia edilen biri, DGM'de yargılanabiliyor...

Üstelik, bu kullanım sadece yolsuzluklara ilişkin temizlikle ilgili değil. Örneğin bu yasa çerçevesinde vakıf ve derneklerle ilgili de bir çalışma yapıldığı söyleniyor. Yakında İHD'den diğerlerine istenmeyen tüm kuruluşlar çete kurmakla suçlanırsa, benzer çalışmalar siyasi partilere kadar uzanırsa, buna hiç kimse şaşırmasın...

Evet, bir yanda temizlik, ama diğer andıçvari adımlar ve hukuk dışı yasal uygulamalar...

Böyle pis kokan temizlik olur mu? Bugün mesele, bir yanlışı diğer yanlışla doğrulamadan, doğrunun düzgün yollardan bulunmasını talep etmek, yolsuzluklar kadar otoriterleşmenin de karşısına dikilmektir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır