kapat

23.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
ŞELALE KADAK(skadak@sabah.com.tr )


Ermeniler Ağrı için yanıp tutuşuyor

Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin birazcık düzelmesi dahi iki ülke arasındaki ticaret hacmini 70 milyon dolardan 500 milyon dolara çıkaracaktı. Üstelik Türk-Ermeni İş Geliştirme Vakfı Başkanı Kaan Soyak, bu rakamı az bile buluyordu. Yeter ki, iki ülke arasında diyalog başlasındı. Ne yazık ki, bu diyolog için kişisel çabaların dışında, iki ülkenin yetkili isimleri hiçbir gayret göstermedi.

Niye şaşırıyorsunuz?
Kaan Soyak, aylar önce, Ermeni soykırımı yasa tasarısının Avrupa'daki parlamentolardan sırayla geçeceğine işaret ederek, harekete geçilmesini, soykırım konusunun artık çözülmesini istedi durdu. Amerika, Türkiye ve Ermenistan arasında mekik dokudu. Ancak çabalarına destek bulamadığından bir adım öteye gidemedi. Dediği gibi de, yasa tasarısı Fransa'da yasalaştı. Diğer ülkelerin sırada olduğunu söylemek için de alim olmaya gerek yok sanırız.

Amerika'da yaşayan Kaan Soyak, 15 gün kadar önce Ermeniler'in dini lideri Garagin II'yi ziyaret ettiğinden bahsetmişti. Garagin II, Ermeniler'in Ağrı Dağı'na özel bir önem verdiklerini belirtmiş ve "Kime ait olduğu önemli değil. Dağı ziyaret edememek bize acı veriyor" demiş.

1000 Ermeni geliyor
Soyak, Amerika'da yaşayan binlerce Ermeni'ye, Anadolu'ya gelme fırsatı yaratacak olan inanç turizminin gerçekleşmesi için büyük gayret sarfetmişti. New York'taki Ermeni kilisesinin dini lideri bu projeye onay vermiş ve kilisenin yaptığı ihale sonunda iki Türk şirketinin bu organizasyonu yapmasına karar verilmişti. Kaan Soyak'ın tahminine göre, bu projeyle Türkiye'ye 1000'in üzerinde Ermeni gelecekti ve herşey yolunda giderse de her yıl Türkiye'nin 40 bin Ermeni'yi ağırlamaması için hiçbir sebeb yoktu. Soyak, bu Ermeniler'in seyahat hakkındaki görüşlerinin önemli olduğunu ve büyük otel zincirlerinin bu görüşler doğrultusunda Anadolu'da örneğin Elazığ'da, Diyarbakır'da yatırımlara girişmesinin hayal olmadığını söylüyordu.

Ankara'da takılıyorlar
Anlatmak istediğimiz, Türk özel sektör temsilcilerinin iki ülke arasında diyalog için, ticari ilişkiler için müthiş bir gayret sarfettiği. Ancak, gel gör ki, bütün bu çabalar Ankara'da takılıp kalıyor. Türk Ermeni İş Geliştirme Konseyi iki yıl önce bir tarih komisyonu kurulmasını önermiş. Ancak Ankara'dan hiç ses çıkmamış. Ermeni meselesinin artık sivil toplum örgütleri nezdinde çözülmesi gerektiğine inananların sayısı her geçen gün artıyor.

TESEV harekete geçer mi?
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'nın (TESEV), Ermeni meselesi hakkında ciddi bir araştırma yapmayı planladığı biliniyor. Sanırız artık bu araştırma için harekete geçmenin tam zamanı. Bu konuda araştırma yapmayı aslında ilk başta TÜSİAD düşünmüştü. Ancak demokrasi raporundan yeteri kadar ağzı yandığından patronlar kulübü bu konuyu TESEV'e havale etmeyi uygun bulmuştu. Türkiye, Ermenistan ve Amerika'da konunun uzmanlarıyla diyaloğa girilerek yapılacak olan araştırma için TESEV uzun süredir uygun bir zaman bekliyordu.

IFC'de Demirbank sıkıntısı
Demİrbank'In akıbetinin ne olacağını en çok merak edenlerin başında, bankanın Romanya ve Kırgızistan'da kurduğu bankalara ortak olan uluslararası finans kuruluşu IFC geliyor.IFC'nin Washington'da bulunan bazı üst düzey yetkililerinin Demirbank'la ilgili gelişmeleri takip etmek için geçen haftayı Ankara'da geçirdiklerini duyuyoruz.

Demirbank'ın yeniden sahibi olmak için çaba gösteren Halit Cıngıllıoğlu'nun son zamanlarda düşen faizler sayesinde zararın azaldığı savını dile getirmeye başladığı biliniyor.

Bankacılık çevrelerinde, IFC'nin Cıngıllıoğlu'nun yeniden bankanın sahibi olmasını istediği belirtiliyor. Ancak, Bankalar Kanunu'nun bir maddesine göre, hakim hissedarı olduğu bir bankanın fona devredilmesine neden olan kişi ya da kurumlar bundan böyle hiçbir bankanın hakim hissedarı olamıyor. Hemen hatırlatalım, Cıngıllıoğlu, faaliyetini sürdüren Ulusal Bank'ın hakim hissedarlarından biri. IFC'nin ortaklıklarına gelince; Demirbank Romanya 1997'de 8 milyon dolar sermaye ile kurulduğunda yüzde 99.5 hissesi Demirbank'a aitti. IFC, 1999'un son çeyreğinde bankanın yüzde 20'sini satın alarak Cıngıllıoğlu'yla ortak olmuştu. Romanya kökenli finans şirketi olan SIF Muntenias ise bankanın yüzde 10'unu almıştı. Bankanın sermayesi de 12.7 milyon dolara çıkmıştı.

Kırgızistan'ın ilk yabancı bankası olan Demirkırgız Int.Bank ise 3 milyon dolar sermaye ile 1997'de kuruldu. Demirbank'ın yüzde 60'ına sahip olduğu bu bankada, IFC'nin payı yüzde 15. Banka, 1999'da Kırgızistan'daki 3'üncü büyük banka olma başarısını göstermişti.

Ne garip tesadüf ki, Dünya Bankası'yla birlikte çizilen mali sistem reformunun bir sonucu olarak Demirbank'ın Fon'a alınmasından, yine Dünya Bankası'nın bir yan kuruluşu olan IFC etkileniyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır