Banka krizi sonrasında ekonomide durgunluk var. Üretim kesiminden yüksek sesler çıkıyor. Mali piyasalar ise toparlanıyor. Kısa vadeli faizler hızla düştü ancak uzun vadeli faizler hala yüksek. Borsa ılımlı bir yükseliş eğiliminde.
Yılbaşından bu yana Merkez Bankası 4 milyar dolar satın aldı. Bunun yaklaşık 1 milyar dolarının yabancılar tarafından satıldığı tahmin ediliyor. Net iç varlıklar hedefi de tutturuldu.
Kriz sonrasında yapılan ilk ihalede Hazine istediği borçlanmayı gerçekleştirdi. Ancak bunun faizi bir hayli yüksek oldu. Enflasyonun yüzde 39'a indiği ve yılsonu yüzde 12'nin hedeflendiği bir dönemde yüzde 67 faizle borçlanıldı. Böylece bankalar kriz sırasında uğradıkları zararın bir kısmını Hazine'nin sırtına aktardılar.
Yapılan döviz satışı ve yabancıların gecelik vadeye gelmelerinin bir sonucu olarak kısa vadeli faizler yüzde 35'in de altına indi. Buna karşın uzun vadeli faizler halen yüzde 60 civarında seyrediyor. Kısa vadeli faizlerde hızlı bir düşüş olurken, uzun vadeli faizlerde temkinli ve ılımlı bir iniş gerçekleşiyor.
* En önemli beklentiler- Gecelik faizlerle uzun vadeli faizler arasında bir kat farkın oluşmasının belli bazı nedenleri var.
* Akla ilk gelen 21 Şubat'ta Hazine'nin 6.5 milyar dolara varan rekor itfasının nasıl gerçekleştirileceği. Bu faizleri yüksek tutuyor.
* İkinci bir neden olarak Hükümetin yapacağı icraatların çokluğu gösterilebilir. Niyet mektubunda taahhüt edilenlerin sayısı 60'ın üzerinde. Bunlardan sapma olabilir beklentisi uzun vadeli belirsizliği artırıyor.
* En önemli beklenti özelleştirmede oluşmuş durumda. Telekom'un satılamaması durumunda Türkiye'yi iyi bir gelecek beklemiyor. Bu yıl kamu ve özel sektörün toplam 25 milyar dolar dış borç ödemesi var. Yabancılar yeniden kredi açmada zorluk çıkartabilir.
*Ağzı sütten yananın yoğurdu üfleyerek yemesi gibi, geçen yıl faiz düşüşüne oynayan Demirbank'ın batışı ve yaşanan krizden korkulması da bankaları temkinli olmaya itiyor.
* Bir başka neden de, bankacılık düzenlemelerinin beklenmesi sayılabilir. Hem Bankalar Kanunu'nda değişiklik hem de Fon'daki bankaların durumunun ne olacağı ve sonuçta sistemin rehabilitasyonu gereği ortada.
*Bir süre daha beklemek- Ekonomide durum iyice normalleşmeden ve hükümetin icraatları ortaya çıkmadan bono faizlerinde ortaya çıkabilecek hızlı düşüşler beraberinde kar realizasyonlarını getirebilir. Zaten bu konuda kuşkucu bir yaklaşım var. Son günlerde yabancıların ikinci el piyasada satış amacıyla likiditeyi artırmaya başladıkları, piyasa deyimiyle "gel gel taktiği" güttükleri, gerçek alıcıların gelmesi durumunda da mal boşaltacakları iddia ediliyor. Bu durumda da faiz düşüşü geçici olur ve ancak oynaklığı artar. Bono faizlerinin gecelik faizlere paralel hızla düşmesi durumunda Türkiye'de aynı krizin bir kez daha tekrarlanma tehlikesi ortaya çıkabilir.
Çünkü güven sağlamada ve orta ve uzun vadeli beklentileri değiştirmede yeterli zaman geçmedi ve buna bağlı olarak yeterince icraat yok.
Bıçak sırtı dengeleri bir süre daha beklemek gerekiyor.
Sonuç- "Acelede nedamet, temennide selamet vardır" Türk Atasözü n