kapat

20.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


Büyük bir küçük ülke

Fransızlar'ı sevmek için onları kusurlarıyla birlikte sevmeyi bilmek gerek.

İnanılmaz ukala bir millettir, çok konuşur, büyük konuşur, gerisini getiremez. Dünyanın en büyük yolcu gemisini yaptılar, sonra işletmeyi beceremediler sattılar.

Concorde'un durumu mâlum.

Fransa kendisini dev aynasında görür, işin gerçeğinde miyop ötesi kördür.

Fransa otursun, Alman işgalinde, Vichy döneminde kendi Yahudi Soykırımı'nı incelesin.

Bütün bunlar, Fransa'nın dünya medeniyetine katkısı olmuş bir büyük ülke olmadığı anlamına gelmez.

Fransız Meclisi'nin kendi boyunu aşan kararlar almasına bizim sert tepkimiz de -bir yerde- Fransa'yı sevmemiz ve ciddiye almamızdan.

Fransa, Fransa'ya yakışmayacak bir iş yaptı.

Fransa, bu kararıyla uzun süre perde arkasından koruduğu ASALA terörünü de desteklemiş oldu.

Bu karar bir ülkenin terörü haklı göstermesidir ki, modern dünyada kabul edilmesi mümkün olmayan ilkellikte bir karardır.

Fransa, bu kararıyla kendini küçültmüştür.

Türkiye bunu resmi platformlarda dile getirse de, durum, sokaktaki Fransız'ın umrunda değildir.

Aynı şekilde sokaktaki Fransız'a düşman olmanın da hiç bir anlamı yoktur.

Türkiye'de tatil yapan bir Fransız, Türkiye'de çalışan bir Fransız ne yapsın?

Ve uzun vadede Fransa ile dostluk galebe çalacaktır.

Lakin Fransızlar'ın ulusal ukalalığı -son olayda olduğu gibi- densizlik boyutunu fersah fersah aştığında tepkisiz kalmak güçtür.

Fransız Meclisi bu kararı almadan evvel Türkiye, Fransa'yı, "İyi netice vermez ilişkiler bozulur" diye uyardığında... Ankara'daki Fransız Büyükelçisi'nin akıllarda kalan bir tepkisi var.

Fransız Büyükelçi dedi ki...

"Kendinizi Osmanlı İmparatorluğu zannetmekten vazgeçin."

Tercümesi, "Küçük ülkesin, fazla ötme" veya "Biz yaptık oldu, yaylan sağdan yürü" veya "Al burdan yak, bakalım ne yapacaksın?"

***

Yapılacak bir şey var elbette...

Bu da çok medeni bir şekilde, belli bir süre dahilinde, tepki vermektir.

Fransız Dışişleri Bakanlığı, Meclis kararının hemen ardından yayına başladı, "Türkiye bizim için çok önemli ülkedir, biz sizi çok severiz. Biz Osmanlı döneminden bahsediyorduk vs. vs..."

Buna tam Fransız mantıklı bir cevap verilecek olsa "Pardon çıkalı eşekler çoğaldı" denilebilir.

Lakin başta da dedim ya, insanı en çok sevdikleri tarafından uğradığı haksızlıklar üzüyor...

Bir gün gelecek Fransa'yla yine keyifli günler gelecek elbet...

Ama o gün gelene kadar, bizim millet olarak "şamar oğlanı" muamelesinden hiç mi hiç hoşlanmadığımızı bu arkadaşların gündemine sokmamız gerek. Öyle ki sokaktaki Fransız, Meclisi'nin verdiği kararın doğruluğundan şüphe etmeli...

Tepkisizlik, oldu bittiyi kabullenmek anlamına gelecek.

Onun için herkes elini vicdanına koysun, Fransız mallarına karşı ne yapacağını düşünsün. Kendi payıma Ocak ayı boyunca bir tek Fransız malı almayacağım. Denk gelirse bir Fransız'la tek kelime Fransızca konuşmayacağım, çok istiyorsa, tercüman tutsun.

Öte yandan kızgın sirke küpüne zarar...

Sonuçta buradaki Fransız yatırımları Türk işgücü, Türk emeği, milli ekonominin bir parçası anlamına geliyor.

Ama madem arkadaşlar haksız yere başkasının tarihi hakkında hüküm verecek, sonra bunu milli politika olarak benimseyecek kadar büyükler...

Böylesine büyük bir ülke de bir aylık bir boykotu sineye çeker.

Bu boykotun Meclis kararı üzerine etkisi olur mu? Olmaz.

Peki ne olacak?

Fransız basını, halkı, belki sorgular.

Bu kadar sinirlendiklerine göre bu Türkler'in de söyleyeceği bir şey olsa gerek diye düşünebilir...

Bu durumun gerçekleşmesine paralel, inşallah bizden de resmi/özel/bilimsel sesler çıkar.

***

Fransızlar lüks mallarıyla ünlü de...

Fransız Meclisi'nin şanlı bir ülkenin şerefli bir tarihini kendi kafasına göre yargılama lüksü yok!

Fransız malı?

Yemem, içmem, binmem, kullanmam, girmem, gitmem.

Bir ay boyunca!

Bir ay yeter...

Biz büyük milletiz affetmesini biliriz.

Bütün dünyayla savaştık, yendik, sonra "Yurtta sulh cihanda sulh" diye ilan ettik. 85 yıllık kini bugüne taşıyıp aynada kendine bakmadan, haddinde olmadan, üstelik bir başkasının nefretine vesile olmak için küçük düşünmek gerekir.

O seviyeyi kendilerine bırakır, efendice tepkimizi veririz.

Bizim Fransa'dan, bırakın kin gibi bir ilkelliği, hiç bir konuda alınacak dersimiz yok!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır