kapat

20.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Ayıplı kararın utanmazlığı...

Fransa Meclisi, tuzağa düştü; yalan Ermeni Soykırımı iddiasını yasalaştırdı. Tarih haysiyetini hiçe sayan bu utançlı karar, Fransız siyasetinde sağduyunun rafa kaldırıldığını gösteriyor.

Fransız Meclisi'nin, tarih ve insanlık önünde işlediği en vahim ve en utançlı karar budur. Bu karar, tarihi gerçeklerin dünya kamuoyuna yanlış takdimine yol açmıştır.

Bu karar alınırken, Fransız Hükümeti sudan bir konuşma yapmış ve iki yıl önceki kararlı tavrından vazgeçtiğini sergilemiştir.

İnsanlığın, geçmişe dayalı kin ve nefret duygularına değil, geleceğe dönük dostluk ve barış çabalarına ihtiyacı vardır.

Fransız Meclisi bu tutumuyla, Ermeniler'in haksız ve ispatsız iddialarını destekledi ve Türk halkının haklı olduğunu gösteren tarihi gerçekleri bilinçli olarak yok saydı. Tıpkı kırk yıl önce Cezayir'de bir milyon insanın canına kıyarken yaptıklarını unuttuğu gibi... Dünya tarihinin en ayıplı intikam sayfasını Fransız Meclisi açmıştır.

***

Bu karar üzerine Başbakan, "Türk-Fransız ilişkileri çok zarar görecektir" diyor. Bunu söylemek siyaseten kolaydır ve söylenmiştir. Asıl önemlisi uygulanmasıdır. Şimdi artık gözler Fransız Meclis Kararı'nda değil, Başbakan'ın ne yapacağı üzerinde yoğunlaşmalıdır.

Ciddi kriz yaşıyoruz. Bu kurnaz oyunun getireceği sonuçlar da ciddi olacaktır. Ermeniler'in artık adım adım tazminat ve toprak talebine yönelmeleri beklenebilir.

Fransız Meclisi ile görüşmeler yapmak üzere TBMM tarafından görevlendirilen Heyet Başkanı Bülent Akarcalı, tazminat talebi için Ermeniler'in şimdiden sigorta şirketlerinin arşivlerini taradıklarını ve bu konuda Amerika'da yasa çıkarma çalışmalarını hızlandırdıklarını açıklamıştır.

Yakında insanlığa karşı işlenmiş suçlar mahkemesi kurularak Türkiye'yi sigaya çekmeye hazırlanmadıklarını kim garanti edebilir?

Anayasa gelenek işidir
Magna Carta'nın bütün haysiyeti ve güvenilirliği sekizyüz yıllık geleneğidir.

Cumhuriyetimiz, seksen yılda dört Anayasa hazırladı. Yüzlerce kez değişiklik yaptık. Kiminde keyfiydik, kiminde zorlandık... Kiminde acemiydik, kiminde kurnaz... Ama hepsinde demokrasiyi içimize sindiremediğimiz belli oluyordu.

Durup dururken sırf birisi beş yıl daha Cumhurbaşkanı olsun diye Anayasayı değiştirmek istedik. Milletvekilleri üzerinde baskı kurduk. Meclis, sağduyuyu hakim kıldı ve bu kurnazlığı reddetti. Şimdi aynı baskı yeniden kuruluyor. Yeniden beş artı, beş tezganlanmakta...

Bu kadar kısa sürede ne oldu ki, temcit pilavı önümüze sürülüyor. Türkiye'nin en güvenilir kişisi (kurumu) haline gelen bir Cumhurbaşkanımız var. Zaman zaman hükümeti zorlayıcı kararlar aldığı gerçek. Kararların her zaman doğruluğu da tartışılabilir. Ama bunların hiç birisi bu değişikliği haklı çıkaracak kadar gerekli, hatta önemli değil.

Anlaşılıyor ki, "beş artı beş" formülü şahıs için yapılan bir Anayasa düzenlemesidir. Bundan önce de birisi Cumhurbaşkanı olsun diye getirilmişti, şimdi de birisi aman bir an önce Cumhurbaşkanlığı'ndan gitsin diye getiriliyor.

Hiç kuşkum yok ki Meclis yine sağduyudan yana olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı süresinin beş yıla indirilmesi belki düşünülebilir. Ama üst üste iki kez seçilme alternatifinin ne denli siyasi yaltaklanmalara, cambazlıklara sebebiyet verdiğini yakın geçmişte gördük. Fırsattan istifade için nelerin yapıldığına şahit olduk, parmak ısırdığımız, dilimizi yuttuğumuz olaylar yaşadık.

Ahmet Necdet Sezer, ikinci beş yıla tenezzül etmeyeceğini açıkca söyledi. Acaba böyle bir tenezzül için sırada bekleyen mi var ki, bu hazırlığa girişiyoruz.

Milletvekillerinin özlük haklarını düzenleyen maddeyi, kamuoyu korkusuyla taslaktan çıkaranlar, acaba Cumhurbaşkanı'na sahip çıkan kamuoyu baskısını neden dikkate almıyorlar?

Cumhurbaşkanı Sezer'in bütün kararlarını isabetli bulduğumu söyleyemem; ama, bu ulusun bireyi olarak sevdiğim, saydığım Cumhurbaşkanıma yönelik düzenlemeyi içime sindiremiyorum.

Bu değişiklik için harcanan zamanın yarısını Ermeni meselesine ayırsaydık, Fransız Meclisi başımıza bu işi açamazdı...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır