kapat

20.01.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Superkupon
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Nokia
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Bu kadarı olmaz

Meclis Anayasa Komisyonu parti kapatmayı zorlaştıralım derken imkânsız hale getiren bir düzenlemeyi kabul etti.

İktidar grupları Anayasa'nın 69'uncu maddesini yeniden düzenlerken hem daha liberal, hem de rejimi aşırılıklara karşı koruyan bir formül benimsemişti.

Bir partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı sayılması için gerekli koşulları somutlaştırmak doğru bir yaklaşımdı. Bu geçti..

Ama sonra öyle iki değişiklik yapıldı ki Anayasal denetim güvence olmaktan çıktı.

Komisyonda oluşan metin meclisten de geçerse bundan böyle Anayasa Mahkemesi parti kapatma kararlarını ancak üçte iki çoğunlukla alabilecektir.

Yani büyük ihtimalle hiç alamayacaktır.

Ayrıca bu uygulama, salt çoğunlukla alınan kararların meşruiyetini tartışılır hale sokacak ve boşalan üyelikler için yapılan atamalarda siyaseti daha çok işe karıştıracaktır.

"Suç işleyen partiyi kapatmadan önce terbiye edici başka yaptırımlar da olmalı.."

Bu düşünce ile Anayasa değişikliği teklifine "Anayasa Mahkemesi'nin bazı hallerde suçlu bulduğu partinin yerel ve genel seçimlere bir defalığına katılmasını önleyerek cezalandırması" hükmü konmuştu.

Komisyon bu hükmü tümüyle kaldırdı.

Evet, parti kapatmak ağır bir ceza.

Liberal olalım ama nereye kadar?.

Demokrasinin, laiklik karşıtı eylemlere karşı kendini koruma hakkı ve ihtiyacı yok mu?

Kapatma yerine, bir defalığına verilecek daha hafif bir cezayı bile kabul etmemek, yargı denetimini göstermelik hale getirmek ve...

Rejimi tehdit eden tehlikelere karşı başka güçlere davetiye çıkarmak değil midir?

İktidar grupları, Fazilet Partisi'nin isteklerine, "Anayasa Mahkemesi FP'yi kapatır da başımıza bir ara seçim derdi çıkar" diye boyun eğdiler.

Meclis daha büyük, daha sorumlu düşünmelidir. Seçim korkusu, rejimi koruma sorumluluğunu unutturmasın.

Siyasetin işi bir sonraki seçimi düşünmek değil, bir sonraki kuşağı düşünmektir.

Özgürlük düşmanlarına özgürlük vermek demokrasi değildir.

Yayın karambolu
Lig maçlarının TV'den naklen yayın hakkı ile ilgili ihale dün yapılamadı.

"Danışıklı döğüş" havasının yarattığı bu sonuçla bir sürü cevapsız soru oluştu:

Haftaya ligler başlıyor, yayını kim yapacak?

Tele-On ile sözleşme yapmış 300 bin vatandaş var, onların hakkı ne olacak?

Devlete güvenerek imzaladıkları karınca duasına benzer sözleşmelerle, alacaklı durumdaki bu insanlar borçlu çıkabilirler; onların hakkını kim koruyacak?

Futbol Federasyonu "Tüketici hakları için Sanayi Bakanlığı'na başvursunlar" diyor.

"Marko Paşa'ya git" demenin Arapçası!

Artık devlet, devletliğini bilmeli..

Yeni ihale aceleye getirilmemeli, millete zarar veren bu saygısız ihmale karşı yeni dönemde güvenceler oluşturulmalıdır.

İhale yeni sezon için yapıldığı takdirde, ligin ikinci devre maçlarını, pazarlıkla belirlenecek bir para karşılığı TRT'ye şifresiz yayınlatmak, bulunabilecek en adil çözüm olacaktır.

Kazık yiyen aboneleri ve kulüpleri korumanın yolu bizce budur!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır