|
|
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr
)
|
  
Zayıflamaya niyeti de yok
Ankara'da teftiş devam ediyor. Uluslararası Para Fonu heyeti yine geldiler, Ankara'da soruyorlar: Devlet yapması gereken tasarrufları yapıyor mu, özelleştirmeleri yapacak mı, bütçesini denkleştirecek mi?
"Şişman devlet" güçlü devlet anlamına gelmiyor, hatta devlet ne kadar şişmanlarsa esas görevlerini yapmakta o kadar zorluk çekiyor. Teftiş heyetleri geliyor, gidiyor, tekrar geliyor, ama sağlıklı bir zayıflama yolunda anlamlı bir çaba görülemiyor.
2001 yılı bütçesine bakınca sağlıksız şişmanlık ve gerçek zayıflık ortaya çıkıyor. Bütçenin yüzde 60'ı borç ödemeleri, faiz ödemeleri ve sosyal açıkların (SSK, Emekli Sandığı gibi) kapanmasına ayrılmıştır, yüzde 24'ü ise personel giderlerine.
En büyük işveren
Memurlar haklı olarak sokaktan içeri girmiyor, insanca ücret, insanca yaşama koşulları istiyor. KİT'leri, kamu bankalarını, Karayolları gibi ayrı bütçeli kuruluşları da ekleyince devletin 2 milyon 200 bin memuru, 500 bin işçisi, 250 bin kadar da sözleşmeli personeli olduğu ortaya çıkıyor. Yaklaşık 3 milyon insan, 3 milyon aile. Bu sayının azalması, yapıların daha verimli, daha etkili hale getirilmesi için çalışılması bir yana "geçici işçi" statüsündeki 44 bin kişi daha "sürekli işçi" kadrolarına aktarıldı.
Devletin 89 bin aracı var. Bunların 42 bini "makam" otomobili, yani yönetici konumdaki insanlara tahsis edilmiş araçlar. Bu araçların tümünün benzin gideri nedir, hesaplanabilir, ancak bunların kullanılması için 25 bin şoförün görev yaptığı biliniyor. Bazı şoförlerin kadro durumları nedeniyle taşıdıkları "makam sahipleri"nden daha yüksek maaş aldıkları da sık sık konusu olduğu için biliniyor.
Devlet memurlarının oturmaları için 231 bin lojman yapıldı. Geçen yıl alınan tasarruf kararları dolayısıyla bunların 12 bin kadarı elden çıkarıldı, ama aynı anda 8 bin yeni lojman daha inşa ettirildi. Memur görevinin gereği maaşı alamıyor, kira veremiyor, ona doğru dürüst maaş veremeyen devlet bu kez lojman yaptırıyor.
Ayrıca 2.400 sosyal tesis de çeşitli kamu kuruluşlarının sahipliğinde kamu çalışanlarına tahsis edilmiş durumda. Bunların sağladığı ucuz hizmet olmasa memurların aldıkları maaşlarla o hizmetleri dışardan sağlamaları, tatil yapmaları olanaksız. Bu da ayrı bir hesap meselesi.
Meclis KİT'i
Herhangi bir işletme gereğinden fazla şişmişse, kadrolar, harcamalar abartılmışsa "Burası KİT oluyor" diye anlatılır oldu, böyle bir deyim yerleşti. Bu tanıma en uygun örneklerden biri de Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. 4.600 memuru, işçisi ve hizmetlisi vardır. Bunların arasında 183 sekreter, 11 şoför, 32 doktor, 60 sağlık görevlisi, 42 aşçı, 8 pastacı, 7 anaokulu öğretmeni bulunduğunu hatırlatırsak Meclis'in "idari yapısı" daha da iyi ortaya çıkar.
Başbakanlık ve aynı binada çalışan devlet bakanlıklarında da toplam 400 danışman çalıştığını eklersek, yapıların nasıl birbirlerini tamamladığını da görebiliriz. Her danışman bir oda, bir sekreter, bir makam aracı anlamına gelmektedir, yani bir tek kişi olarak sayılmamalıdır.
Batı Avrupa ülkelerinde, toplam nüfusa göre yapılan orantılı karşılaştırmalarda yukarda verdiğimiz çalışan sayılarının ortalama yarıya düştüğünü, araç, lojman gibi kalemlerin de onda birlere düştüğünü görüyoruz.
İşsizliğin çözümü devletin kadrolarını şu ya da bu gerekçeyle şişirmek olamaz, olmadığı da görülüyor. Gereksiz şişmanlıklarından kurtulmuş bir devlet yapısının asıl çözümlere yönelmede çok daha etkin olacağı da biliniyor. Ama Ankara yine "teftiş" altında kalmayı göze alarak yapısal değişimlere yönelmemek için bahane üstüne bahane buluyor. Bu heyet gidecek, başka bir heyet gelecek. Biz yine "şişmanlığımızın" bize ait bir özellik olduğunu düşünerek, bahanelerimizi tekrarlayarak rahatlayacak, bir sonraki teftiş heyetini bekleyeceğiz.
|
 |
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|