İstanbullu Sebahattin Beydilli, İzmir'e yaptığı bir yolculuk sırasında kredi kartını çaldırmış... Çalındığını bankaya hemen bildirmiş.
Fakat kartı çalan hırsız, daha atik davranmış, çalıntı kart ile İzmir'deki bir mağazadan 300 milyona kendine bir cep telefonu satın almış...
Banka da parayı ödemiş...
Okurumuz, Alsancak'taki Mobil kom. İletişim Ürünleri mağazasına şikayetini bildirmiş ama şirket, "kartını çaldırmasaydın" demiş...
Halbuki şirket, "kimlik kontrolü" yapmış olsa idi, kartın sahibi zarara uğramayacaktı.
Bu durumda okurumuzun hukuk yollarına başvurmaktan başka çaresi kalmıyor.
Anlıyoruz ki, mağazaların kredi kartı yanında "kimlik kontrolü" yapmasında yarar var.
Aman kartlarınıza sahip çıkın!
Ne makbuzu bu?
İstanbul Kartal'da oturan Mümtaz Gürbüz'ün derdi de, makbuzlarla...
"Kartal Maltepe trafik sicil müdürlüğüne arabamın üzerindeki ipotek ibaresini kaldırmak için bavşurdum.
6 milyon ver, dediler. Ne için, dedim.
Ruhsattaki, 8x11 cm ebadındaki kağıt içinmiş, parayı verdim.
Makbuz verin dedim, makbuz yok, dediler.
Evrakı bilgisayara kaydetttirken de, bir 2 milyon aldılar, yine makbuz yok.
Dışardaki bir dükkandan bir evrakı doldurtmamı istediler, doldurttum, oraya da bir milyon verdim, yine makbuz yok.
Sonra müdüre imzaya gittim. Müdür yok...
Evrakı bırakıp, işlerimi görmeye gittim.
Akşam evrakı damadım almış, sinirden para verip vermediğini soramadım.
Aynı gün bu olayı, İstanbul Valiliğine ve İçişleri Bakanlığı'na yazmak istedim, hiç birinin faksını bulamadım. Size yazıyorum.
Şişli trafik tescil müdürlüğünde olanlar, acaba Maltepe'de de mi oluyor?"
Mümtaz Bey, geçenlerde gazetelere manşet olan, "torba, çorba" olayını kast ediyor.
Vallahi ben de bilmiyorum, Maltepe'de de "torba olayı" oluyor mu, olmuyor mu?
Makbuz olmayınca, insanın aklına ister istemez "torbalar, çorbalar" geliyor.